AHÎ EVRAN  VE  EKONOMİK KALKINMA (II) | Kırşehir Aşıkpaşa Gazetesi

SON DAKİKA

Kaman Gençlik Merkezi’nden Ziyaret

Genel, Güncel, Manşetler

AHÎ EVRAN  VE  EKONOMİK KALKINMA (II)

Bu haber 06 Şubat 2020 - 9:26 'de eklendi ve 37 views kez görüntülendi.

 

 

 

Sevgili okuyucularım,

 

Bundan önceki yazımda belirttiğim gibi, Ahîliğin Konya sonrası gelişimini ve Ahî Evran‘ın ekonomik kalkınma modelinin özünü bu yazımda anlatacağım.

 

Konya‘daki olumlu gelişme Sultan I. Alâeddin Keykubad‘ın 1237 senesinde öldürülmesiyle kesintiye uğrar. 1237‘den sonra Ahî Evran yeni sultana muhalefet ettiği gerekçesiyle hapse atılır. Hapisteyken Ahî teşkilâtını kurumsallaştırmayı ve Ahî Vakfı kurmayı düşünür. 1245 senesinde II. İzzettin Keykavus tahta çıkınca Ahî Evran serbest bırakılır ve bu dönemde Ahî Evran‘a iade-i itibar edilir. 1245 senesinde Ahî Evran Denizli‘ye gider. Orada bir yıl kalır. Sultan II. İzzettin Keykavus‘un daveti üzerine tekrar Konya‘ya döner.

 

Bu sırada Ahî Evran Letâif-i Hikmet isimli kitabını yazar ve sultana sunar. Bu kitabın özelliği, Ahîliğin  ekonomik kalkınma modelini anlatmasıdır. Yani din-meslek bütünlüğünden kalkılarak, dinî  ve meslekî eğitimin bir bütün olarak kaynaştırıldığı, esnaf ve zanaatkâr birlikleri vasıtasıyla   organize   üretimin  gerçekleştirildiği ekonomik kalkınma modeli anlatılır.

 

Arayışımızın beşinci ve en verimli durağı Kırşehir’dir. Ahî Evran 1247 senesinde Konya‘daki Ahî tekkesinin yönetimini yetiştirdiği talebelere bırakarak Kırşehir‘e yerleşir. Hapisteyken planladığı gibi Kırşehir‘de Ahî Evran Vakfını kurar. Ondan sonra sultanın onayıyla Anadolu‘daki bütün Ahî teşkilâtlarının yönetimi ve denetimi Kırşehir`deki Ahî Evran Vakfına devredilir.  Böylece bütün Ahî teşkilâtlarını kurumsal olarak temsil eden bir vakıf  ortaya çıkmış olur. Yani günümüzdeki Türkiye Esnaf ve Sanatlarlar Konfederasyonu (TESK) gibi bir kurum Kırşehir‘deydi.

 

Bundan sonraki gelişme, merkezi Kırşehir‘de olan Ahî Evran Vakfı’nın, kurumsal olarak bütün Anadolu‘ya yayılma  dönemidir. Kırşehir‘deki vakıfta yetiştirilen Ahî şeyhleri veya Ahî babaları, esnafların yoğun olduğu şehirlere gönderilir. Bu şehirlere giden Ahî babaları, orada Ahî vakıfları kurarlar, esnafı örgütleyerek organize üretimi geliştirirler. Kırşehir dışındaki bu Ahî vakıfları, Kırşehir‘deki Ahî Evran Vakfına bağlı olarak çalışırlar.

 

Tarihi araştırmalara göre Ahî Evran 1262 veya 1261 senesinde şehit edilerek öldürülmüştür. Onun vefatından sonra da Ahîlik teşkilâtı verimli çalışmasına devam etmiştir.

 

Ahî Evran‘ın ekonomik kalkınma modeline göre, üretilen malın niteliği, niceliğinden daha önemlidir. Yani çok mal üretmek değil, kaliteli mal üretmek önemlidir. Neden? Bunun iki tutarlı sebebi vardır:

 

  1. Fütüvvet inancından kalkan ideal müslüman kanaatkâr insandır. Ahî Evran‘ın ekonomik modeline göre hem malı üreten zanaatkâr, malı satan esnaf, hem de malı satın alan müşteri  kanaatkâr olmalıdır. Kanaatkâr insanın amacı çok mal tüketmek değildir. Zanaatkâr ve esnafın kanaatkârlığı, üretilen malın satış fiyatında ortaya çıkar. Bir malın fiyatı zanaatkâr veya esnaf tarafından bireysel olarak belirlenmez. Ahîlik teşkilatı tarafından kollektif olarak  belirlenir. Bu da ülke genelinde ekonomik istikrarı sağlar.

 

  1. Ahîlik, malı satın alacak kişiye herşeyden önce İNSAN olarak bakar. İNSANA önem verir.  İnsan gibi, onun kullandığı malın da değerli olması gerekir. Yani kaliteli olması gerekir.  Günümüzde ise üretilen malı satın alacak olan kişi genellikle insan olarak değil, TÜKETİCİ olarak görülmektedir.   Tüketiciden mümkün olduğu kadar çok tüketmesi istenmektedir. Kanaatkâr olması  istenmemektedir. Bu yönüyle Ahilik daha 13. yüzyılda Anadolu’nun ortasında hümanizmi  yakalamış bir esnaf ve zanaatkârlar organizasyonudur. Çünkü amaç, insana  (eşref-i  mahkûkat) yakışan malı üretmektir.

 

Kaliteli mal üretmek için, meslekî eğitimin de kaliteli olması gerekir. Bu nedenle önce ahlâkî liyakat sonra meslekî beceri vurgulanmıştır. Dürüstlük olmadıktan sonra, meslekî beceri ne işe yarayacaktır ki? Dürüstlük üzerine inşa edilen meslekî beceriyle müşteri memnuniyeti kazanılmış, müşteri memnuniyetiyle de, esnaf ve zanaatkârların uzun vadeli ve istikrarlı çalışmaları mümkün olmuştur. Günümüz kavramlarıyla ifade edersek, Ahîlerin ürettiği mallar güvenilir MARKA haline gelmiştir.

 

Ahîlik teşkilâtının teorik yapısı sağlam olduğu için, Selçuklu Devleti 14. yüzyılın başında yıkıldığı halde, Ahîlik yıkılmamıştır. Osmanlı Devleti’nde de varlığını sürdürmüştür. 13. ve 14. yüzyıllar Ahîlik

teşkilatının en kuvvetli olduğu senelerdir. Osman Bey, Orhan Bey ve 1. Murat Ahîdir.  Daha sonra Fatih Sultan Mehmed’in paşaları da Ahî olmuşlardır.

 

1453 yılında Fatih’in İstanbul’u fethetmesiyle birlikte, devletin imparatorluk karakteri ön plana çıkmaya başlamıştır. Yani Osmanlı Devleti, Osmanlı İmparatorluğu’na dönüşmeye başlamıştır. İmparatorluk süreciyle birlikte Ahîlik değerleri ve teşkilâtı eski verimliliğini yitirmeye başlamıştır.

 

Sevgili okuyucularım, bunun nedenlerini bilmemiz gerekir. Bunu bilirsek, günümüz Türkiye’sinin ekonomik kalkınması için Ahîliğin neden önemli olduğunun farkına varabiliriz. Yani Ahî Evran‘ın ekonomik kalkınma modeli tarihte kalmış bir efsane değildir. Hâlâ günceldir. Çünkü bu modelin günümüz Türkiye‘sinin ekonomik kalkınmasını canlandırabilecek bir yönü vardır. Bu model günümüz Türkiye’sine ne kazandırabilir? Bu sorunun cevabını da bundan sonraki yazımda vereceğim.

 

Prof. Dr. Ünal ABALI

 

 

 

Prof. Dr. Ünal Abalı
Prof. Dr. Ünal Abalıerayofset@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.