Akıl ve İrade Kullanılmazsa Ne İşe Yarar | Kırşehir Aşıkpaşa Gazetesi

SON DAKİKA

Akıl ve İrade Kullanılmazsa Ne İşe Yarar

Bu haber 24 Temmuz 2020 - 11:24 'de eklendi ve 89 views kez görüntülendi.

Bilmek yaşamaktır.Şayet bildiklerinizi yaşamıyor ve hayatınıza geçiremiyorsanız, yani biginizle amel etmiyorsanız o bilginin ancak hamallığını yapıyorsunuz demektir. O bilgi size bir fayda sağlamaz.

Yüce Allah cc kitabında: “Niçin yapmadığınız şeyleri söylersiniz. Yapmadığınız şeyleri söylemeniz Allah katında büyük bir nefretle karşılanır.(saf suresi 2-3.ayetler)

Yüce Allah cc kitaplarını insanlara okusunlar, anlasınlar ve gereğini yerine getirsinler diye göndermiştir. Sadece bilgi sahibi olsunlar veya dinleme ve okuma zevklerini tatmin etsinler diye göndermemiştir.

Ne yazıkki yüce dinimizin temel kaynağı olan Kur an ı Kerim sadece okunan bir kitap konumuna getirilmiştir. Üstelikte anlamını hiç düşünmeden.

Gerçekten yeryüzünde en çok okunan kitap Kur an ı Kerimdir. Çeşitli vesilelerle yüzlerce binlerce hatimler, şu kadar yasinler, tebarekeler, ammeler…

Kur an ı Kerimi okuyabilmek için hatta düzgün okuyabilmek için çok büyük emekler sarfediliyor. Tecvit kuralları öğretiliyor. Yani bütün harfleri tek tek talim ediliyor. Harflerin mahraçleri, telaffuz biçimleri, ince harfler, kalın harfler, peltek harfler, benzer harfler ve farklılıkları en ince ayrıntısına varana kadar öğretiliyor. Hatta bu dili konuşan arapların bile düzgün okumadığını söyleyecek kadar ile gidenler olmuş fakat bir türlü anlamaya ve anlam üzerinde kafa yormaya sıra gelmiyor. Tüm kuralları ile okumayı başaran müslümanda hayat boyu sadece okuma kurallarına uyarak okumaya devam ediyor. Anlama konusunda hiçbir gayreti yok merakta etmiyor.

Oysa bu kitap anlamı olan, emir ve nehileri olan, kuralları ilkeleri olan, ibretlik ve nümune i imtisal kıssaları olan, insanı ve zerreden kürreye kadar bütün kainatı anlatan, kıyamete kadar eşi ve benzeri meydana getirilemeyecek ve yüce Rabbimizin korumayı vaad ettiği bir kitap.

Anlaşılmayan bu kitabın hayata geçirilmesi nasıl mümkün olabilir.

Geçmişte de Yahudiler Tevratı aynı duruma düşürmüşler. Onu okumuşlar. Hatta anlama konusunda da ciltlerce kitaplar yazmışlar. Dah sonra tevratı bir kenara bırakıp, onu anlaya matuf yazılan kitapları okumaya başlamışlar. Fakat sadece çok bilgi sahibi olmak için okumuşlar. Bildiklerini hayata geçirme, onların gereğini yapma konusunda hiçbir gayretleri olmamış. Onların durumunu Yüce Allah cc şöyle tasvir ediyor.

“Tevratla yükümlü tutulupda onunla amel etmeyenlerin durumu ciltlerce kitap taşıyan merkebin (eşeğin) durumu gibidir. Allah ın ayetlerini yalanlamış olan kavmin durumu ne kötüdür. Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.” (Cuma suresi 5.ayet)

Bu ayetten anlaşıldığına göre Yahudiler, kitaplarını okumuyor değiller. Hem okuyorlar hemde anlıyorlar. Fakat onunla amel etmiyorlar. Yüce Allah onların bu durumunu “kitap yüklü merkep” lere benzetiyor.

Bu günki müslümanlar ise sadece okuyorlar. Acaba Yüce Allah cc bu konumdaki müslümanları nasıl tasvir eder, hiç tahmin edebiliyormusunuz.

Allah (cc) ın kitabını bu hale düşürenlerden Hz. Peygamber efendimiz davacı olacak ve onları yüce Allah a şikayet edecektir.

“Peygamber derki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur an ı büsbütün terkettiler.” (Furkan suresi 30.ayet)

Aslında bilindiği gibi Peygamberlerin gönderilmesinin amacı, örneklik teşkil etmeleri içindir. Yani bu kitap sadece bir teori değildir. Tamamıyla anlaşılmış ve yaşanmış bir kitaptır. Tam bir hayat kitabıdır. Ahirette de sadece ondan hesaba çekileceğimiz bir kitaptır. Hz.Peygamber (sav) onunla inşa olmuş. Onun ahlakı ile ahlaklanmış, onun ilahi düsturları ile terbiye edilmiş ve o esaslara göre devletini de kurmuştur. Onu örnek adığını söyleyen müslümnlar acaba onun hangi yönünü örnek alıyorlar. Onun yemesini içmesini, oturup kalkmasını, bıyık sakal bırakmasınımı?

Bir yazar şöyle bir tesbitte bulunmuş ki, tamamıyla katılıyorum, doğrudur.

Bir kitap ki;

Cenazede, düğünde, siyasi toplantılarda, temel atma ve açılış törenlerinde hatta ses yarışmalarında bile okunuyor.

-ama siyesette yok

-ekonomide yok

-eğitimde yok

-hukukta yok

-ahlakta yok

-ailede yok

Ben gerçekten merak ediyorum. Bugünki müslümanların Kur an okuması gibi bir okuma Hz. Peygamber sav ve sahabe tarafından okunmuşmudur. Yani anlamını hiç hesaba katmadan, her vesileyle teberrüken Kur an okuma, ölü arkasından Kur an, hatim, kırk yasin, yetmiş inşirah, bilmem şu kadar şu sure bu kadar bu ayet…

Hayatı dizayn etmek için gelmiş olan kitabı ne hale getirdiler. Bu tür okuma adeta din haline geldi ve din değince akla bunlar gelir oldu.

Bence müslümanlar Kur an-ı Kerime karşı tutumlarını bir daha gözden geçirmeli, onu sadece sevap deposu ve geçmişleri için okuma yerine, kendi hayatlarını inşa etmek ve Kur an ahlakı ile ahlaklanmak için okumalılar. Onun bir öğüt ve hayat kitabı olduğunu bilerek, düşünerek, anlayarak ve ondaki prensiplerin hayata yansımasının mücadelesini vererek, onun hükümlerini dikkate almayanlarla ilişkilerini gözden geçirerek okumalılar. Okuduğumuz her ayet bize bir bakış açısı kazandırmalı, basiretimiz Kur an ile şekillenmelidir. Ne buyuruyor Allah ın Resulü: “Müminin basiretinden sakınınız, zira o (meselelere) Allah ın nuruyla bakar” işte o Allah ın nuru Kur an dır.

Konumu şu iki ayet mealiyle bitiriyorum.

“Doğrusu Kur an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.” (Zuhfuf suresi 44.ayet)

“Tehdidimden korkanlara Kur an la öğüt ver.” (Kaf suresi 45.ayet)

Madem Kur an öğüt kitabıdır, öyleyse onu öğüt almak ve başkalarına da öğüt olsun diye okuyalım.

Selam ve dua ile…

21/07/2020

Süleyman FAYDALI

Süleyman FAYDALI
Süleyman FAYDALIsuleymanfaydali@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.