Arapça'yı Nasıl Öğreniriz? | Kırşehir Aşıkpaşa Gazetesi

SON DAKİKA

Esnaf, Yeni Döneme Duayla Başladı

Genel, Güncel, Manşetler

Kaman’da Metruk Binalar Yıkılıyor

Genel, Güncel, Manşetler

Arapça’yı Nasıl Öğreniriz?

Bu haber 26 Eylül 2019 - 9:00 'de eklendi ve 415 views kez görüntülendi.

Şimdi bakıyorum –sıradan bir Müslüman’ın Kur’an’ı Kerim’i anlamak için öğrenmek istemesinin hayal olduğunu  söylemeye bile gerek yok-da ne ilahiyat  öğrencilerinde ne İmama Hatip okullarında  ne de imamlık yapan    kişilerde Arapça öğrenmeye dair bir iştah,biryöneliş,bir talep göremiyorum. Halbuki Arapça hem dinimizin asli kaynaklarını anlamak için çok büyük bir öneme haiz hem de 300 milyonluk bir insan topluluğunun kullandığı evrensel bir dil.Ben de  -hala sayısı az da olsa-Arapça öğrenmeye hevesli kişilere bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum.

Arapçayı usulüne uygun öğrenmek isteyen bir kişinin belli kurallara uyması elzemdir.Ehil bir hocadan öğrenmek, iyi bir ortamda bulunmak, Arapçanın konuşulduğu bir ülkede öğrenmek, bir sözlük edinmek, amaca muvafık bir kitaptan ders görmek, kendinize ait bir sözlük oluşturmak, günlük tekrarları ihmal etmeme…

Sağlam bir sarf ve nahiv bilgisi temel…Bunun varlığını kabul ederek şöyle bir öneride bulunabilirim: Öncelikle eşdizimli kelimeleri ve kalıp ifadeleri yazarak öğrenmek gerekir. Bu sözcükleri hergün tekrar etmeye gayret edeceksiniz.30 dk. yeter tekrar için.
Fiiller kullanıldığı harfi cerleri iyi bilmek için de yazarak çalışmak lazım.
Bir de gazete hikaye ve roman okumaya devam edeceksiniz. Günlük bir iki saatlik çalışma yeterli olur.

En önemlisi de anadili Arapça olan bir arkadaş edinmek, onunla günlük birkaç saat musahabede bulunmak…Arapça öğrenmede arkadaşın rolü çok mühim.Neden mi?Bir dil ancak konuşarak öğrenilir.Yazarak sadece genel tekrar edersiniz .Bir dili hayatın içinden öğrenmek için birebir konuşarak ve anlaşarak öğrenir, bildiğiniz bir fiili kelimeyi,sadece bilmekle kalmazsınız kullanarak kendinizin malı yaparsınız.Bir kalıbı, bir sözcüğü gerçek durumda ne kadar kullanırsanız yani ne kadar çok yaşantı edinirseniz o kadar iyi öğrenmiş olursunuz.
Riyad’a ilk gittiğim yıllardı. Nasıriye mahallesinde beş öğretmen arkadaş bir apartmanda oturuyorduk.Bayanlar için iyi bir ortamdı.Hiç Arap komşumuz yoktu.İlk günlerde sadece evden okula,okuldan eve gidip geliyorduk.Arapça bilmeme rağmen gerçek bir Arapla konuşma fırsatım olmamıştı.Mahallede birçok Türk esnaf vardı ve her işimizi Türkçe konuşarak halledebiliyorduk.Bu kolayımıza geliyordu aslında…

Birkaç ay sonunda şunu anlamıştım ki, böyle giderse Arapça işi yatardı…Camiye gittiğimde namaz biter bitmez eve dönme işi esasında hiç de doğru değildi.Öyleyse bu anlayışı değiştirerek başlamalıydım…Düşündüğümü uygulamaya başladım;namazdan sonra hemen eve dönmüyor,orada kalıp Araplarla birkaç cümlelik de olsa diyalog kurmaya gayret ediyordum.
O sırada Mısırlı bir gazeteciyle ,Cemalletanıştım.Bir gün yine namazdan sonra oturmuş Kuran okuyordum galiba biraz sesli okumuşum ki birisi yavaşça yanıma gelip  nazik bir şekilde uyardı.İşte tanışıklığımız böyle oldu Cemalle… Sonraki günlerde yavaş yavaş selamlaşmaya ,birkaç dakikalık sohbetler yapmaya başladık.Nihayet her gün birkaç saat sohbete kadar götürdük muhavereyi…Bununla da yetinmedim, Cemalle aramızda o kadar güzel ,samimi bir ilişki kuruldu ki …İkindi namazından sonra  evine gidip üç beş saatlik sohbetlere dönüştü …İki buçuk yıl kadar sürdü müdaresemiz…Cemalle diyalog kurmak benim dilimdeki peltekliği çözdüğü gibi diğer insanlarla Arapça iletişim kurma hususunda beni yüreklendirdi.
Ailem Nasırıye’de yaşamaktan bıkmıştı,zamanla herkes gitmiş ve orada tek kalmıştık.Biz de okulun yanında bir yere taşınmak zorundaydık.Filhakika ben taşınmaya sıcak bakmıyordum ama elim mahkumdu .Elhak, okulun yanına taşıdık evi.HerkesTürk;hanımrahat,çocuklar mutlu…lakin elimdeki fırsat gitmişti bir kere…Bazen günlerce tek kelime Arapça konuşmadan geçiriyorduk mahallede…Bu hal de altı ay kadar devam etti.İçimde bir ses mütemadiyen beni tembihliyordu; “gidişat , pek hayra alamet değil,başka bir hal yoluna bakmalısın…”
Panda’nın yanındaki camide Tahfizu’l Kur’an halkaları vardı. Oranın imamı Hasan(Ebu Yasin) ile tanıştık. Cana yakın, ilim sahibi işini ciddiye alan bir şahıstı.Ona talebimi açıklayınca menfi bir tavrı olmadı; aksine çok müspet baktı .Her gün ikindi namazından sonra iki sat kadar camide ders yapabileceğimizi söyledi. Dünyalar benim olmuştu. Oğlum Kur’an ı Kerim halkalarında okurken ben Ebu Yasin’le kaçırdığım bir fırsatın Cenabı Hak tarafından tekraren verilmesi nimetini yaşıyor olacaktım; bu benim için büyük bir imkandı…
Okulun bulunduğu mahalledeki caminin müezzini Sultanla tanıştık ve hala devam eden çok güzel bir dostluk kurduk.O’nun da gerek oğlum, gerekse benim üzerimde çok büyük emeği var. Sultan, Hukuk Fakültesi’nde okuyordu. Mezun olmak için fevkalade bir çaba gösteriyordu.Kimi zaman onunla şakalaşırdık;ben ona sen bitirince artık bir hakim veya savcı olursun diye takıldığımda “ Vallahi ben bunlar için okumuyorum,elimde Kuran , çölde bir deve çobanı (ra’ilibil) olmak daha sevimli.” cevabını verirdi.

Ben de bu ihlası ve anlayışı karşısında şaşırır kalırdım. Bugün, Mısırlı Cemalle,

Müezzin Sultanla ve Ebu Yasinle geçirdiğimiz o vakitleri burnumun direği sızlayarak hatırlıyorum..Müezzin Sultan,Mısırlı Cemal ve Ebu Yasin( Şeyh Hasan)’in ne kadar kıymettar zatlar olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.

Hülasa; dil öğrenmenin olmazsa olmazı ağızdan öğreneceğiniz, pratik yapacağınız sadık

bir arkadaş edinmektir.
Vesselam…

Musa ŞAHİN

Musa ŞAHİN
Musa ŞAHİNmusasahin@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.