ARNAVUTLUK'TAN AKLIMDA KALANLAR | Kırşehir Aşıkpaşa Gazetesi

SON DAKİKA

Esnaf, Yeni Döneme Duayla Başladı

Genel, Güncel, Manşetler

Kaman’da Metruk Binalar Yıkılıyor

Genel, Güncel, Manşetler

ARNAVUTLUK’TAN AKLIMDA KALANLAR

Bu haber 06 Mayıs 2019 - 9:35 'de eklendi ve 8.977 views kez görüntülendi.

Bu yazı, Türkiye Maarif Vakfı tarafından 13-14 Nisan 2019 günlerinde Arnavutluk’un başkenti TİRAN ’da düzenlenen eğitim fuarına, üniversitemiz adına dış ilişkiler ofisi koordinatörü Dr. Erman Akıllı ile şahsım katılıp 12-15 Nisan tarihlerinde Tiran’da gördüklerimi içermektedir. Söz konusu fuara Türkiye’den bizimle beraber 15 üniversite katılmıştır.

Seyahatimize gün gün geçmeden önce fuar için geldiğimiz bu ülkeden birkaç cümle ile kısaca bahsetmek isterim.

Burası, Balkan yarımadasının batısında ve Adriyatik kıyısında bir Avrupa ülkesidir. Ülkenin resmi adı, Arnavutluk Halk Cumhuriyeti’dir. Nüfusu 2.800.000 ile 3.000.000 arasında olduğu belirtilmektedir. Başkenti TİRAN. Tiran’da toplam nüfusun üçte birine yakınının yaşadığı ifade edilmektee.

Arnavutluk’un %70’nin Müslüman, % 22’nin Hristiyan kalan kısmında diğer dinlere mensup insanlardan oluştuğu belirtildi. Müslümanların kendi içinde çoğunluğunu (%70-75 arası) Sünniler, %25-30 arasını da Bektaşiler oluşturmakta. Hristiyanlarda da Ortodoks Hristiyanlar, Katoliklere göre daha fazla.

Arnavutluk’un %35’i Ormanlarla kaplı. Maki alanları da eklenirse yarıya yaklaşmakta. Toprakların %17-18 civarında ziraat yapılabilmekte. Ülke ekonomisinde hayvancılık ve tarımın (şeker pancarı- turunçgiller- incir- elma- kiraz- şeftali- armut- kestane vb.) önemli yer tuttuğu görülmektedir.

Kendine yeterli petrol ülke topraklarından çıkarılmakta. Yeraltı zenginliklerinde krom ve nikel ’in önemli bir payı var.

1389 Kosova Meydan muharebesinden sonra bu bölge Osmanlı hâkimiyetine girmiş. İlk dönemlerde zaman zaman el değiştirmeler olduysa da 1467’lerden sonra bütün Arnavutluk topraklarının Osmanlıya geçtiği anlaşılmakta. 1500’lü yılların başından itibaren balkanlardaki fetihler büyük ölçüde tamamlanmış.

Arnavutluk halkı, Osmanlı Devleti’nin hâkim sınıfı içinde çok belirgin bir yere sahipti. Aralarında Gedik Ahmed, Koca Davud, DukakinzadeAhmed, Lutfi, Kara Ahmed, Koca Sinan, Nasuh, Kara Murad ve TarhuncuAhmed paşaların da bulunduğu en az 32 sadrazamın Arnavut asıllı olduğu bilinmektedir. Kapıkulu askerleri arasında da Arnavutlar daima çoğunluğu oluşturmuşlardır. Bunun sebebi, Bosna gibi Arnavutluk’ta da devşirme sisteminin uygulanmış olmasıdır.

Arnavutlara karşı özel bir siyaset takip eden II. Abdülhamid’in bile muhafızlarını onlardan seçtiği kaydedilir.

1912 yılında Arnavutluk Osmanlıdan ayrılır. 28 Kasım 2012’de İsmail Kemali, Avlonya’da Arnavutluk’un bağımsızlığını ilan eder.

1912- 1939 yılları arası bağımsızlık konusunda inişli çıkışlı dönemler geçiren Arnavutluk’u bu dönemde çoğunlukla İtalyan yanlısı yöneticiler idare eder. 1939- 1944 yılları arasında ise bu ülke İtalyanlar ve Almanlar tarafından idare edilir.

Bugünkü Arnavutluk’un resmi kuruluş tarihi işgalden kurtulduğu gün olan 29 Kasım 1944’dür.

1945’den itibaren Arnavutluk’ta Enver Hoca dönemi başlar ve 1985 yılına kadar devam eder. Enver Hoca’nın ölümü üzerine (yerine) parti genel sekreterliğine Ramiz Alia getirilir.

Yugoslavya dağılıncaya kadar yaklaşık 45 yıl (1945-1990 yılları) bu ülkede katı komünizm ve ateizm hâkim olmuş ve bölge insanı her bakımdan büyük sıkıntılar yaşamıştır.

Öyle ki o dönemlerde dünyada bu ülke ile Küba en önde gelen ateist ülkeler olmuşlar ve akıl almaz uygulamalar gerçekleştirmişlerdir.

Kaynaklara baktığımız zaman yaklaşık 500 sene bu bölgeye hâkim olan Osmanlı, buraya 1200 civarında eser bırakmıştır. İşte bu dönemde bu bölgede bütün Osmanlı eserleri yerle bir edilmiştir.

Şu anda Arnavutluk sınırları içerisinde 8-10 civarında cami ve mescidin dışında hiç eser bırakılmamıştır. Onlardan bir taneside Tiran merkezde İskender Bey meydanında bulunan ve 1712 yılında inşa edilmiş olan Ethem Bey Camii’dir. Cami Tika tarafından restore edilmeye başlandığı için ziyaret etme imkânımız olmadı.

İşte kısaca tanıtmaya çalıştığım Arnavutluk böyle bir geçmişe sahip.

Maarif Vakfı, burada bir üniversite açmış, bazı şehirlerde liseler kurma çalışmaları devam ediyor. Bu çalışmaların yanı sıra bu ülkedeki zeki çocukların Türkiye’de okumalarını sağlamak amacıyla bir de eğitim fuarı düzenlemeye karar vermişler. Bu fuara 15 üniversitenin yanı sıra Ahi Evran üniversitesi olarak biz de katıldık.

Böyle bir giriş yaptıktan sonra şimdi de üç günlük gezimizden ve yapılan fuardan bahsetmek isterim.

13.14 Nisan 2019 günleri Tiran’da gerçekleşecek eğitim fuarı için, 12.04.2019 günü saat 01.45’de Kırşehir’den hareket ettik. 04 gibi Ankara Esenboğa havalimanında ulaştık. İstanbul’a uçağımız 05’de olduğu için çabuk hareket etmemiz gerekiyordu.  İçeri girip valiz kontrolünden geçtikten sonra bilet işlemlerimiz için gişelere gittik. Gişelerdeki sıradan dolayı yaklaşık 15 dakika beklemek durumunda kaldık. 05.30 gibi kapıyı açıp uçağa almaya başlamışlar. Son anda bizde yetişip uçağımıza geçtik. Uçağımız zamanında havalanıp 05.55 gibi İstanbul havaalanına indi. Yeni havaalanına ilk defa inişimdi. Uçak indikten sonra park yerine ulaşması 10 dakikadan fazla sürdü. Uçak park alanına geçip uçaktan indikten sonra işlemlerimiz için havalimanına girdik. Sanırım 35 ülkeye giriş çıkış yaptım, daha böyle ihtişamlı, işlevsel bir havalimanına rastlamadım. Havalimanı çok büyük ama hiç sıkıntı çekmeden çok yerinde yönlendirmelerle bütün işlemlerinizi çok rahat yapabiliyorsunuz. Mevla devletimize yardım etsin. Emeği geçen idarecilerimizden Rabbim razı olsun.

07.25’de uçağa biniş yaptık. Hazırlıkları tamamladıktan sonra saat 08 gibi İstanbul’dan havalandık. Türkiye saati ile 09.30, Arnavutluk yerel saati ile 08.30’da Tiran havaalanına iniş yaptık. Pasaport kontrol ve bagaj işlemlerinin tamamlanması yaklaşık yarım saatimizi aldı.

09 gibi havaalanından çıktık. Maarif Vakfı temsilcileri çıkışta bizi karşıladı. Aynı uçakta beraber olduğumuz 9 tane üniversitenin temsilcileri varmış, onlarla çıkışta buluştuk. Maarif vakfı tarafından hazırlanan bir otobüsle otelimize geçmek için havaalanından ayrıldık. Yolculuğumuz yaklaşık yarım saat sürdü. Saat 10’da Tiran’ın tam merkezinde yer alan otelimize (Tiran İnternational Hotel) giriş yaptık.

Otele giriş yapıp biraz dinlendikten sonra Tiran’ın belli yerlerini gezip dolaşmak için otelin lobisinde buluştuk. Maarif Vakfının görevlendirdiği, Türkiye’de gazetecilik ve turizm okumuş bir Arnavut gencin rehberliğinde 12 kişi şehri gezmek için otelden ayrıldık.

İlk durağımız otelimize çok yakın olan ve şehrin tam merkezinde yer alan İskender Bey Meydanı oldu.

İskender Bey kendisini Büyük İskender’in torunu olarak ifade ettiği için kendisine bu lakap verilmiş. Bu şahıs, XIV. Yüzyılın sonu ile XV. Yüzyılın ilk yarısında yaşamış, çocukluğunda Osmanlı devşirme olarak Bursa’ya götürmüş ve 15 yıl kadar eğitim alıp bir süre sarayda kaldıktan sonra tekrar Arnavutluk’a gelip Osmanlı’ya karşı isyan başlatmış. Özellikle II. Murat ve Fatih Sultan Mehmet’i epeyce meşgul etmiş ve Fatihin bu bölgeye iki defa sefer düzenlemesine sebep olmuştur.

O nedenle Arnavutlar bu şahsı kahraman olarak görüyorlar. Bu meydana da onun ismini vermişler.

Meydanın hemen yanı başında XVIII. Yüzyılın başlarında inşa edilmiş Ethem Bey camii bulunmakta. Tika tarafından tamirata alınmış. O nedenle içini gezip görme imkânımız olmadı.

1945-1990 yılları arasındaki (Enver Hoca dönemi) dönemde ülkede var olan bütün camiiler ve Osmanlı döneminde yapılan diğer eserlerin tamamına yakını yok edilmiş. Ethem Bey Camii de müze olarak bırakılmış.

Camiyi o şekilde dıştan gördükten sonra şehrin belli caddelerini dolaşmaya başladık. Arnavutluk yeşil bir ülke. Tiran’ın cadde ve sokakları yeşillikler içerisinde. Ana caddelerin dışına çıktığınız zaman halkın fakir olduğunu anlıyorsunuz. Zira daha havaalanına iner inmez fakir bir ülke olduğu oradan da anlaşılıyordu. Şehri gezince de bunu daha iyi gözlemleyebiliyorsunuz.

Osmanlı bu bölgede yaklaşık 5 asır kalmış. Ancak bölgeden çekildikten sonra (1912) Arnavutluk çok sıkıntılar çekmiş, adeta 1990’lı yıllara kadar ülke olamamış ve halk adeta inim inim inlemiş. Bu nedenle de birçok insan dış dünyaya göç etmiş. O nedenle Arnavutluk’un diasporasının güçlü olduğu ifade ediliyor. Arnavutluk’ta yaşayan insanların çok daha fazlasının dışarıda yaşadığı belirtiliyor.

Ülke ekonomisi zayıf. Belki de bu nedenledir ki, uyuşturucu üretiminin yaygın olduğu zikrediliyor. Hatta zaman zaman devletin de buna göz yumduğu söyleniyor.

Tiran merkezde gezerken Arnavut böreğinin meşhur olduğu söylenince arkadaşlarla börek tattık.

Rehberimize Cuma namazı kılabileceğimiz yakın bir yer olup olmadığını sorduk. Rehberimiz Leonardo, kendisinin cumaya gideceğini yakında bir cami olduğunu ifade etti. Leonardo ile beraber 5-6 arkadaş Cuma için diğer arkadaşlardan ayrıldık.

8-10 dakika yürüyerek “Tabak Camii” ne ulaştık. Üç katlı bir cami. İçeriye girme imkânımız olmadı. Geç kaldığımız için caminin içerisi dolmuş, bahçesi de neredeyse tamamen dolu idi. İnsanlar sergi sererek caminin avlusunu ve bahçesini doldurmuşlar. Avluda oturanlar arasında birer yer bularak okunan hutbeyi dinledikten sonra cumayı eda ettik.

Cuma’da en çok dikkatimi çeken şey neredeyse hiç yaşlının olmamasıydı. 50 yaşın üzerinde çok az insana rastlarsınız. Camiye gelenlerin tamamına yakını gençlerden oluşmakta. Bunun nedeni 1945-1990 arasında komünist ve ateist yönetim olduğu anlaşılıyor. O dönemde yetişen insanların İslam’la ilgisi kalmamış. Sadece ben Müslümanım diyorlar. Başka bir şey bilmiyorlar. Gençlerin İslam’a yakınlaşması 1990 sonrası oluşan yönetimlerdeki rahatlık, özellikle Türkiye gibi bazı ülkelerin etkisi, bu ülkeye İslam’ı anlatmak ve bu anlamda hizmet etmek isteyen STK’ların etkisiyle gençler yavaş yavaş İslam’ı öğrenmeye başlamışlar. Cuma namazına gelenlerde onlardan oluşuyor.

Konuştuğum bir gencin bir cümlesi beni etkiledi. “Biz Osmanlı torunuyuz. Osmanlıyı inkâr edemeyiz. Osmanlı bu bölgeden gidince çok sıkıntılar çektik. Hala kendimize gelemedik. Hristiyanlar kendimize gelmemizi ve başımızı kaldırıp nasıl böyle olduk diye düşünmemize bile müsaade etmediler ve hala da etmiyorlar”. İşte bu cümleler her şeyi özetliyor sanki.

Cuma’dan sonra da şehirde biraz dolaşarak otelimize döndük. Zira saat 16’da büyükelçilik ziyaretimiz olacaktı.

15.30’da üniversiteler adına gelen bütün arkadaşlar elçiliğe gitmek için otelin önünde buluştuk. Bir araç geldi ve bizi elçiliğe götürdü. Büyükelçiliğimizin bulunduğu mekân çok güzel. Bize yakışır üç katlı bir binası var. Bizi içeri aldılar. Yaklaşık yirmi kişiyiz. Bir salona oturduk. Biraz sonra büyükelçimiz geldi.  Bizimle tek tek ilgilendi. Sempatik ve ilgili bir insan. Biraz sohbet ettik. Arnavutluk ile ilgili bazı bilgileri bizimle paylaştı. Türkiye’den üniversitelerin Arnavutluk’u ziyaret etmesinin son derece önemli olduğunu, ülkemiz adına pozitif etkiler bırakacağını ve düzenlenen fuarın ilk defa yapıldığını ve bizleri ağırlamaktan memnun kaldığını ifade etti.

Şahsen ben de büyükelçiyi, bir şeyler yapmak isteyen, Türkiye’nin varlığını bu bölgede hissettirmeye çalışan, gayretli birisi olarak gördüm. Yaklaşık bir saat kadar elçilikte kaldık. Arkadaşların çeşitli soruları oldu. Sorular üzerinden yararlı bir sohbet olduğunu düşünüyorum.

Saat 17 gibi elçilikten ayrıldık. 17.30’da otelimizde idik. Birinci günümüz bu şekilde geçti. Bu ülkeyi, bölgeyi ve bu bölgede olup bitenleri anlamamız ve bazı şeylerin farkında olmamız açısından faydalı bir gündü.

13.04.2019 Cumartesi seyahatimizin ikinci günü. İki günümüz önemli ölçüde fuarla geçecek.

Fuarın yapılacağı mekân, çok yakındı. Otelimize 200 m kadar uzaklıkta bir bina kiralanmış maarif vakfı tarafından.

Saat 10’da fuarın yapılacağı binaya geçtik. Fuarın açılışına Arnavutluk’un eğitim bakanı, büyükelçimiz Ahmet Murat YÖRÜK, Maarif vakfı yönetim kurulu üyelerinden eski milletvekili Osman Nuri KABAKTEPE ve yanında Türkiye’den gelen vakıf temsilcileri, fuara katılan üniversite temsilcileri (rektörler, rektör yardımcıları ve hocalar) ile fuara gelen Arnavut aileler ve çocukları katıldı. Açılış kalabalık bir topluluk tarafından gerçekleşti. Arnavut bakan iyi dilek ve temennilerini belirterek fuarın ve Türkiye’nin bu ülkede yaptığı ve yapacağı her türlü faaliyetin kendileri için önemli olduğunu ve bu konuda kendilerine düşen bir şey varsa ona da hazır olduklarını ifade etti. Maarif Vakfı adına fuara katılan Osman Nuri KABAKTEPE de, vakfın genel olarak dünyadaki faaliyetlerinden ve özelde Arnavutluk’da bu zamana kadar yapılanlar ile bundan sonra bu ülkeye yönelik hedefler konusunda bilgiler verdi.

Bu şekilde açılış yapıldıktan sonra Arnavut heyeti binadan ayrıldı. Büyükelçimiz ve Maarif Vakfı yöneticileri üniversitelere ait olan stantları tek tek ziyaret edip üniversitelerden bilgi aldılar. Fuar bu şekilde başladı. Bu ülkede yapılan ilk eğitim olmasına rağmen ilginin ve yoğunluğun beklendiğinden fazla olduğunu belirtmek isterim.

Zeki ve gelecek vadeden Arnavut gençleri, başta İtalya olmak üzere Fransa, Almanya ve İngiltere gibi batılı ülkeler kendi ülkelerine çekme gayretindeler. Yaşlanan Avrupa bu bölgede gelecek vadeden gençleri kendi ülkelerine çekip bu anlamda açıklarını gidermek istiyorlar.

Öte yandan Arnavutların Türkiye’ye bakış açısı genel anlamda pozitif. İnsanlar Türkiye’yi seviyor. Ancak Türkiye, eğitim alanında ve gençlerin Türkiye’deki üniversitelerde okutulması konusunda üzerine düşeni bu zamana kadar arzu edildiği şekilde yerine getirememiş. Ümit ederim ki bundan sonra daha çok Arnavut öğrenci Türkiye’ye getirilir ve burada 4-5 yıl eğitildikten sonra tekrar ülkelerine gönderilerek her biri ülkemizin fahri elçiliğini yaparlar. Nitekim Arnavutluk’ta bulunduğumuz dört gün süresince Türkiye’den giden heyetin bütün işleriyle üniversiteyi Türkiye’de okumuş Arnavut gençler ilgilendiler ve yardımcı oldular.

İlk günü yoğun geçen fuarın ikinci günü daha sakindi. Yukarıda da belirttiğim gibi ilk olmasına rağmen fuara ilginin beklenenin üzerinde olduğunu belirtmek isterim. Bu tip organizasyonların devam etmesi gerekiyor. Bu ülke bizim için çok önemli. Ortam müsait, bize bakış açıları pozitif. Bunun iyi değerlendirilmesi lazım.

14.04.2019 Pazar günü saat 16’da fuar tamamlandı. Hazırlanıp biraz dinlendikten sonra akşam saat 20.50 uçağı ile İstanbul’a, gece 02.20 uçağı ile de Ankara’ya döndük. Pazartesi sabah 06’da Kırşehir’de idik. Yorucu ve koşuşturmanın fazla olduğu bir seyahatti. Ancak ülkemizin geleceği, Müslümanların geleceği ve insanlığın geleceği için daha fazla koşturup koşuşturmamız lazım.

Öte yandan Türkiye Maarif Vakfı’na teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Başkanlığını yakın dostum Birol AKGÜN Bey’in yaptığı bu vakfa destek olmamız gerekiyor. Vakıf çalışanları büyük gayret içerisindeler. Kuruluşunun üzerinden çok geçmemiş olmasına rağmen 34 ülkede vakfın temsilciliği oluşmuş. Bu ülkelerde 270 okulda hizmet veriliyor. Sadece Arnavutluk’ta vakfın üniversitesi var. Bu okullarda toplam 25.000 öğrenci eğitim-öğretim alıyor.

Bu nedenle Türkiye’deki bütün üniversiteleri vakfa destek olmaya davet ediyorum. Cumhurbaşkanımızın hedef koyduğu Türkiye’de 250-300 bin yabancı öğrencinin okutulması ve eğitilmesi işinin gerçekleşmesi için her üniversite ve her akademisyen buna destek olmalı diye düşünüyorum.

 

 

Ahmet GÖKBEL
Ahmet GÖKBELahmetgokbel@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.