BİR FOTOĞRAFIN ANIMSATTIKLARI -2 | Kırşehir Aşıkpaşa Gazetesi

SON DAKİKA

Kaman Gençlik Merkezi’nden Ziyaret

Genel, Güncel, Manşetler

BİR FOTOĞRAFIN ANIMSATTIKLARI -2

Bu haber 05 Şubat 2020 - 9:42 'de eklendi ve 82 views kez görüntülendi.

 

Geçen hafta tüm Türkiye, Elazığ-Sivrice merkezli depremle sarsıldı. İçimiz acıdı. Tek teselli kaynağımız halkımızın ve devletimizin daha önceki Van ve Bingöl depremlerinde olduğu gibi tek yürek halinde orada olmasıydı. İyi bir sınav verdik;  acıları, kederleri bölüşebilme noktasında kemale erdiğimizi dost düşman herkese bir kez daha ispatladık, elhamdülillah.

 

Depremin yaraları sarılırken sosyal medyaya düşen bir fotoğraf dikkatimi çekti. Aslında tüm Türkiye’nin dikkatini çekti. Herkes bir anda oraya kilitlendi. Molozların arasında üstü başı toz toprak içinde ölümle burun buruna kalan bir annemiz, kurtarılma esnasında yardım ekibinden saçlarını kapatması için bir “başörtüsü” istiyor. Belli ki saçlarına namahrem bakışlar değsin istemiyor! Bu kare bana Hazreti Fatma’yı anımsattı. Ne demişti Hazreti Ali’ye? “Ya Ali! Beni gece göm, kimseler görmesin tabutumu!”

 

Zelzele olmuş, hayat durmuş, canlar gitmiş, cananlar gitmiş yaşlı annemizin umurunda değil. O, beni kimseler görmesin derdinde. Onu bu şekilde davranmaya iten sebep inancıydı, aldığı İslami terbiyeydi. Enkazın altında saatlerce kaldıktan sonra kurtarılan bir insanın ağzından çıkan ilk cümle başörtüsüyse bunu iman’dan başka hiçbir kelime ile izah edemezsiniz. Allah kendisinden razı olsun. Eski Anadolu kadını buydu işte! Bu resimde, evvel giden ahbabın rahle-i tedrisinde yetişen annelerimizin ruh dünyası saklıydı.

 

Yaşlı annemiz, bu davranışından dolayı aziz milletimiz tarafından büyük bir takdir gördü, teveccühe mazhar oldu. Sosyal medyada herkes “işte hayâ ve edep timsali mütesettir kadın budur!” diyerek mal bulmuş mağribi gibi paylaşımlarda bulundu. Doğrusu mutlu olduk çünkü “örtülüler” çoğalınca işin özünden uzaklaşanlar, örtüye Allah’ın emrinden ziyade süs aksesuarı gözüyle bakanlar arttı. Keyfiyeti, kemiyete tercih edenlerin sayısı günden güne azaldı.

 

Bugün itibariyle örtünenlerin çoğu niçin örtündüğünü, örtünmenin ne demek olduğunu bilmiyor. Başına taktığı “bezin” bir ayet olduğundan bihaberdir. O bezin markasıyla ilgilendiği kadar maneviyatıyla ilgilenmiyor. Yakışıyorsa eyvallah, yakışmıyorsa at gitsin! Bu mantalite hakim. Yozlaştırıldı ve amacından saptırıldı. Bu da örtüdeki hikmeti yok etti. Hikmeti kaybedince mevzunun manevi boyutu unutuldu. “Kime hikmet nasip edilmişse doğrusu ona pek çok hayır verilmiştir.” (Bakara, 2/269)

 

Yeni nesil örtülülerde maalesef bir “keramet” arayanlar avuçlarını yalar hale geldi. Keramet olmayınca hikmette, incelikte kalmadı. Elazığ’daki depremzede annemizin “örtü” anlayışıyla bu neslin örtü anlayışı arasında dağlar kadar fark vardır. Onda örtü, uğruna can verilecek kutsal bir değer, bir namustur; bunlarda ise sıradan bir aksesuar! Ne diyordu ayeti kerime? “Siz iman etmediniz ancak İslam olduk deyiniz, çünkü iman henüz kalplerinize girmedi” (Hucurat, 14)

 

Evet, Müslüman olmakla mümin olmak aynı şeyler değildir. Depremzede annemiz hikmet ilmine sahip mütesettir bir müminedir. Onda görülen işte bu hikmetli örtünmeydi. İhsan makamında yaşayan mümine bir kadının Rabbiyle kurduğu ünsiyetin tablosuydu. Bu tablo bize aynı zamanda depremin dayandığı manevi saikleri de izaha tercüman bir sahneydi.

 

Sahi başörtüsü neydi? Niçin farz kılınmıştı? Bugün örtünenler bu emrin ne kadarına sadıktır ya da vakıftır?

Cihan kadınlarının efendisi Hazreti Fatıma’nın hayatına bakalım. Çünkü örtülülerin rol modellerinin başında Hazreti Fatıma gelir, gelmek zorundadır. Tesettürün pratikteki ilk örneği odur. Hazreti Fatma’nın hayatını okumadan, bilmeden tesettürü anlamak mümkün müdür? Onun hocası Kuran’ın canlı yaşantısı peygamberin ta kendisidir.

Fatıma’nın rolü bu açıdan çok önemlidir. Peygamber (sav), bir gün içlerinde Hz. Ali’nin de olduğu kalabalık bir sahabe grubuna:

“Kadınlar için en hayırlı şey nedir?” diye sorar. Hiç kimse cevap veremez. Sahabeler sağa sola bakınırken Hazreti Ali eve, Fatıma’nın yanına koşar. Dönüşte şu cevabı verir:

“Kadınlar için en hayırlı şey zorunluluk dışında onların erkekleri, erkeklerin de onları görmemesidir.”

Cevabı tebessümle dinleyen Peygamberimiz (sav) şöyle der:

“Bunu sana kim öğretti ya Ali?”

“Kızın Fatıma.”  Efendimiz şöyle buyurur:

“Muhakkak ki Fatıma benden bir parçadır.”

Evet, Hazreti Fatıma, Efendimizden bir parçadır. Onun nurunun, ahlakının taşıyıcı gücüdür. Ona uyan, onu örnek alıp rol model kabul eden Efendimize uymuş olur. İlimde, ahlakta, irfanda, hikmette zirve kadındır Fatıma. Onu rol model almayan ne bu dünyada, ne de öbür dünyada belini doğrultamaz.

 

Peygamber (sav)’i Allah terbiye etmişti. Ne diyordu Efendimiz? “Beni Rabbim terbiye etti.“ Fatıma’yı da Efendimiz (sav) terbiye etti. Çünkü Fatıma onun yani Risalet bahçesinin meyvesidir.

 

Bu açıdan değerlendirdiğimizde Fatıma, müminler için bir filtre, bir süzgeçtir. Bu süzgece sahip olmayan saf ve temiz olana, Hakikat-ı Muhammediye’ye ulaşamaz.

 

Sosyal medyada ayet-hadis paylaşımı yapan mütesettir hanımlara bakıyoruz hepsi manken gibi! Ev hallerini, kocalarının yanındaki durumlarını bilmiyoruz ancak burada endamlarını, mahremiyetlerini, aksesuarlarını sergilemekten çekinmiyorlar. Hayatlarında, rol modelleri Fatıma’dan eser yok. Ama lafa geldi mi hepsi birer allame-i cihan!

 

Peygamber (sav) bir gün Fatıma’nın evine gelince boynunda eşi Hatice’den kalma bir gerdanlık görür ve üzülür.

“Ya Fatıma! İster misin halk, peygamberin kızı Fatma boynunda cehennemden bir zincir, bir kolye taşıyor desin”.  (Hani “halk ne der mevzusu umurumda değil!” diyenler var ya bu onların kulağına küpe olsun. Demek ki bir mümin için halk ne der diye bir mevzu vardır.) Sonra şu ayeti okur:

 

Senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır.” ( Duha, 93/4)

 

Evet, kadınlar süsü sever. Hazreti Fatıma’da bir kadındır ve o da herkes gibi annesinden hediye kalan bir gerdanlığı takma hakkına sahiptir. Bunda bir beis yoktur çünkü takılan aksesuar helaldir ancak takan kişi sıradan biri değildir. Örnek bir davetçidir, peygamber kızıdır. Dikkatli davranmak, adımlarını ölçülü atmak zorundadır. Onun için Allah’ın Resulü uyarıyor. Dikkatli olmaya davet ediyor. Bir aksesuar yüzünden davaya zarar gelsin istemiyor!

 

Şu anda sosyal medyada paha biçilmez değerde aksesuarlarla poz verenler, güzelliklerini, mahremiyetlerini teşhir edenler size ne demeli bilmiyorum ama Peygamber (sav) ya da kızı Fatıma sizi görseydi ne derdi hiç düşündünüz mü? Bir davanızın, bir sorumluluğunuzun olduğunun farkında mısınız?

 

Elazığ depreminde örtünmek isteyen yaşlı annemizin tavrı, davranışı, ameli takdire şayandır çünkü mümince bir davranıştır. Bu asrın mütesettir genç kızları Hazreti Fatıma’yı; ahlakını, edebini, duruşunu, zarafetini kuşanmalıdırlar aksi takdirde veballeri büyük olur çünkü bu toplumun hidayete ermesi için evvela halis-muhlis örnek davetçilere ihtiyacı vardır. Sizi görenler davaya ısınıyor mu yoksa soğuyor mu varın siz düşünün!

 

Evet, bu konuda söz bitmez. Konu konuyu açar. Söz Fatıma’ya gelmişken onunla ilgili bir anekdot ile yazımızı noktalayalım. Hazreti Peygamber (sav) bir gün Hazreti Ali’ye, Allah’ı, Peygamberi, Fatıma’yı, Hasan ile Hüseyin’i sevip sevmediğini sorar. Hazreti Ali hepsini çok sevdiğini söyler. Bunun üzerine Hazreti Peygamber:

“Ey Ali! Bir tek gönüle bu kadar sevgiyi nasıl sığdırabiliyorsun?” der.

Hazreti Ali bu soruya cevap veremez. Hemen eve, Hazreti Fatıma’nın yanına koşar. Döndükten sonra:

“Ya Resululah! İnsanın sağ, sol, ön ve arka olmak üzere diye dört yanı vardır. Gönlünde yönleri vardır. Allah’ı aklım ve imanımla, sizi ruhumla, Fatıma’yı nefsimle, Hasan ile Hüseyin’i de babalık şefkatimle seviyorum” der.

Efendimiz (sav) bu cevabı duyunca tebessüm eder ve şöyle der:

“Ey Ali! Bu sözler Risalet Ağacı’nın dallarından derlenmiş meyvelerdir.”

 

Sahi Risalet Ağacı’nın dallarından derlenmiş meyveler neyimize yetmiyor da dönüp dolaşıp Âdem babamız ile Havva anamızı cennetten kovdurtan meyvelere tenezzül ediyoruz?

Abdulbari KARABEYESER

 

 

Abdulbari KARABEYESER
Abdulbari KARABEYESERabdulbarikarabeyeser@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.