BİR FOTOĞRAFIN ANIMSATTIKLARI | Kırşehir Aşıkpaşa Gazetesi

SON DAKİKA

“Gün Birlik Olma Günüdür”

Genel, Güncel, Manşetler

BİR FOTOĞRAFIN ANIMSATTIKLARI

Bu haber 27 Ocak 2020 - 9:05 'de eklendi ve 76 views kez görüntülendi.

 

 

YİBO’da okuduğumuz 80’li yılların ortalarında ilçemizde iki tane video kahvesi vardı. Yanılmıyorsam biri Cebbar Telci’nin, biri de Hacı Hasan Ağralı’nındı. Oğlu Ziya çalıştırırdı.

Yerli ve yabancı bir sürü film ve aktritsle bu mekânlarda tanıştık. Bunların başın da Cüneyt Arkın gelirdi. Efsaneydi o, sahiciydi, delikanlıydı, ruhumuza işleyen bir karakterdi. Cüneyt’ten sonra Kadir İnanır, Tarık Akan, Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses, Orhan Gencbay, İbrahim Tatlıses, Gökhan Güney, Emrah, Ceylan gibi isimler gelirdi. Onlarla güler, onlarla ağlar, onlarla yaşardık. Hayat onlarla akıp gidiyordu. Ardımızda bıraktığımız günlerin, ayların, yılların içinde onların izleri, ruhumuza gergef gibi işlenmiş hatıraları vardı; dünyaya açılan pencerelerimizdi onlar.

 

O günlerin sihirli ekranlarında özellikle Müslüm Baba ile sıkça yanyana gördüğümüz bir karakter daha vardı. O da benim için çok önemli bir jöndü. Çok hareketli, dinamik ve kıvrak bir yapısı vardı. Bu çevikliği, icra ettiği rollerde ona olağanüstü bir manevra alanı sunuyordu. Fırtına gibiydi. Kimden söz ettiğimi merak etmişsinizdir sanırım.

Yandaki fotoğrafta gördüğünüz uzun saçlı aktristen yani namı meşhur Behçet Nacar‘dan söz ediyorum. Ruhum, Cüneyt’ten ziyade onunla teşrik-i mesai içindeydi. Sebebini bilmiyorum ama onu daha çok tutardım, daha çok kendime yakın hissederdim. Bu fotoğrafı görünce o günleri yeniden yaşar gibi oldum. Muhayyilem beni alıp taa o günlere götürdü. Hele son gelen filmleri izlemek için YİBO’nun arka bahçesindeki duvardan atlayarak çarşıya kaçtığımız anlar yok mu bir başka güzeldi. Hatta o duvarlardan atlarken yaşadığımız heyecanı anlatamam. Anlayacağınız bir başka mutluyduk, bir başka sevinç dolu.

 

Ah o günler! Cebimizde paramız, üstümüzde mintanımız yoktu belki ama kocaman hayallerimiz vardı. Trenlere çelme, uçaklara kafa atacak cinsten hayaller! Anlayacağınız harbi çocuklardık! Levantenler gibi topuklarımıza basa basa yürürdük. Yumruklarımız daim sıkılı, yüreğimiz kavi, bakışlarımız sert ve haşindi. Muzaffer İzgü‘nün, Fakir Baykurt‘un, Orhan Kemal’in roman kahramanlarıyla ne kadar çok ortak yanlarımız vardı bunu ancak yıllar sonra anlayabiliyordum. Hırçın ama korkusuz ve onurlu; biraz da dik kafalı… Ne geldiyse başımıza zaten bu dik kafalılıktan gelmedi mi? Bütün bir hayatımıza sirayet eden bir dik kafalılık. Bir neslin boynundaki giyotin misali!

 

Günler, aylar, yıllar su gibi akıp gitti. Her birimiz farklı farklı coğrafyalara savrulduk. Bir daha hiç görüşmedik, görüşemedik. Ama gönlümün ve zihnimin büyükçe bir bölümünde hep o günlerin hatıraları saklıdır. Gölgem gibi ben nereye onlar da oraya… O günleri anımsatan bir şey düşmesin yâdıma tekrar tekrar dalar giderim o günlere tıpkı bu fotoğrafta olduğu gibi!

 

Ah o günler… O günler içimde bir yara gibi şimdi; kanayıp duran, hep kanayan, kanayan ve hiç dikiş tutmayan bir yara! Boşuna ‘geçmiş gün olur ki hayali cihana değer’ dememişler! Evet, geçip gitti o günler. Karlı, ayazlı, fırtınalı günler… Ama her şeye rağmen güzeldi o günler. Güzel ve özel! Yarın neye gebedir meçhul. Şairin dediği gibi:

 

Edvarı hayat perde perde

Allah bilir ne var ileride!

Abdulbari KARABEYESER

 

Abdulbari KARABEYESER
Abdulbari KARABEYESERabdulbarikarabeyeser@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.