Bu Açmazdan Nasıl Çıkılır  | Kırşehir Aşıkpaşa Gazetesi

SON DAKİKA

Kaman Gençlik Merkezi’nden Ziyaret

Genel, Güncel, Manşetler

 Bu Açmazdan Nasıl Çıkılır 

Bu haber 13 Şubat 2020 - 9:21 'de eklendi ve 107 views kez görüntülendi.

Büyük bir mücadele sonunda bu ülkeyi kuran kadronun nasıl mücadele verdiğini ve samimiyetini, daha sonra yapılan bir darbe ile ilk kurucuların kahir ekseriyetinin tasfiye edildiğini ve bu süreçte dönen dolapları bilmiyor olamayız. Yakın tarihi biraz alternatif tarihlerden okuyanlar, belli yaşın üstündekilerde o tarihi bizzat yaşayan tanıklarından dinlemişlerdir.

İslami kesimi tasfiye sadedinde yapılan zulüm ve sindirme faaliyetleri, bu millete giydirilmeye çalışılan deli gömleğini kabul etmeme, bunu yapanlara karşı kıyam ve asla rücu faaliyetleri elbette ki zor bir mücadeleydi. O günün olumsuz şartlarında kıyamlarının bedellerini çok ağır ödediler. Bu milleti dönüştürmeyi hedefleyen ve çeşitli hilelerle yönetimi ele geçirenler karşılarında asla muhalefet istemiyorlardı. Bizantinist yöntemlerle yok etti ve susturdular.

Tabi bu durum Müslümanlar açısından sindirilecek bir olay değildi. Ne kadar sindirilmiş olsa da alttan alta Müslümanlar var olma mücadelesini sürdürdü ve sürdürmeye de devam ediyorlar. Lakin bazı Müslümanlar bu mücadeleden bıkmışa benziyorlar. Galiba İslam dünyasında ciddi İslami taleplerde bulunan mücadeleci Müslümanların karşılaştıkları zorluklar, uğradıkları zulümler, görünürde ciddi bir başarı elde edememeleri, Mısır örneğinde olduğu gibi, dış güçlerinde müdahalesiyle Müslümanların başarılı olamadıkları, üstelik zindanlara tıkıldıkları, akla hayale gelmeyecek işkence ve zulümlere maruz kalmaları, idamlara mahkum olmaları, binlercesinin böylece şehit edilmeleri, diğer Müslüman ülkelerdeki İslami taleplere bir gözdağı ve ders verme niteliği taşımaktadır. Bütün bunlar İslami söylemlerde bulunan Müslümanların, mücadelelerini gözden geçirme, farklı yöntemlere, fincancı katırlarını ürkütmeden, suya sabuna fazla dokunmadan emekleme modunu seçmişe benziyorlar.

Bu günkü Müslümanların ahlaki zaafları, ahde vefasızlık, birbirlerine sahip çıkmama, sudan sebeplerle birbirlerine sırt dönmeleri, farklı yorumlara tahammülsüzlük, hele çoğunluğun “uydum kalabalığa” tavrı, çeşitli endişeler ve zaaflar oluşturmuştur. Güven duygusu yok olmuş, başıma bir hal gelirse, Müslüman kesimden fayda yok, bari başka dostlar edineyim. Egemen güç sahiplerini gücendirmemek, onların hışmına uğramamak için yapmacık söylemlerle onlara mesaj vermek, “koy gülen gülsün hak bizi bilsin, nasıl olsa niyetimiz halis, biraz kamufle olalım, takiyye yapalım, Rabbimiz niyetimizi biliyor” vicdani fetvayı da yakıştırınca artık birçok söylem ve eylem caiz olmaya başlıyor.

Lakin bu yaklaşım bu durum hayra alamet değil. Sırtımızdaki yükün tepemize çıkması gibi Müslümanları daha da ümitsizliğe ve sıkıntıya sevk edeceği unutulmamalıdır.

Bütün Müslümanca söylemlere sahip olan dünya Müslümanları, dik durmayı başarabilselerdi, ülkelerinin başına bela olan zorbalardan kurtulur, onların pabucunu dama atarlardı. Herkes çeşitli endişe ve hesaplarla onlara, methiyeler dizmeye başladılar. Zamanla yapmacık söylemlerine kendileri de inanır oldular. Böylece laik cephe daha da şımardı. Çok azınlıkta olmalarına rağmen, Müslüman kesimi ürkütmeyi ve susturmayı neredeyse başardılar. Elbette her şeye rağmen susmayıp hakkı ve hakikati her zaman haykıranlar olmuştur.

Bu ülkede Müslüman görünümlü, laikler ve kemalistler oluştu, hatta bizzat yetiştirildi. Müslümanların ve iktidarı ele geçirenlerin, bol dünya nimetlerine sahip olmaları, bu imkanları kayıp etme korkusu, can çekişen laikliği ve kemalizmi yeniden diriltti. Şimdi ibre onlardan yana. Ayağa kalkan bir ezilmişin hırsını yaşıyorlar. Akıllarına ve ağızlarına gelen her şeyi kusuyorlar.

Buna fırsat verenler ne yazık ki dünün mücahitleri. Bugün ise sahip oldukları makam ve imkanları korumak için iddialarından vazgeçmiş olmaları veya kendilerince takiyye yapmaları, sanki bugünkü egemen güçler, birikimli İslami kesimi kemalizme entegre etmek için bütün şartları oluşturuyor. O türbülansa girenlerin kurtuluşu yok gibi. Allah korsun.

Bazıları da diyor ki; o kesimin elinde bir tek sermayeleri var. Önce o sermayeyi onların elinden alalım, sonra kaldırıp atarız. Buda başka bir handikap. O sermayeyi alıyor muyuz, yoksa ona teslim mi oluyoruz, gidişata iyi bakmak lazım. Osmanlının batıya gönderdiği Jöntürkler gibi, batının ilim ve fennini getirsinler diye gönderdiklerimizin hepsi batıcı oldu. Dönüp Osmanlıyı yıktılar.

Şimdi bizim kemalist yaptığımız müslümalar, tevhidi düşüncenin başına en büyük problem oluyorlar. Bazılarının geliştirdiği söylemler insanı hayal kırıklığına uğratıyor. Bu sözler bunun ağzından mı çıkıyor diye şaşırıp kalıyorsunuz.

Galiba tevhidi düşünen müslümanların çok daha derinlikli düşünmenin yanı sıra, ülkeleri üzerine çöken kabus putların arkasına sığınmak yerine, Allah ın ipine daha sağlam sarılma ve icabında bedel ödemeyi göze almaları gerekiyor. Yoksa boşa kürek sallamış oluruz diye düşünüyorum. Yüce Rabbimiz bizi sırat ı müstakimden ayımasın.

Selam ve dua ile…

Süleyman FAYDALI

 

 

 

 

Süleyman FAYDALI
Süleyman FAYDALIsuleymanfaydali@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.