CUMHURİYET. NEDEN 29 EKİM | Kırşehir Aşıkpaşa Gazetesi

SON DAKİKA

Muhtarlar Toplantısı Düzenlendi

Genel, Güncel, Manşetler

CUMHURİYET. NEDEN 29 EKİM

Bu haber 29 Ekim 2018 - 8:21 'de eklendi ve 39 views kez görüntülendi.

“Gençler! Geleceğe güvenimizi güçlendiren ve sürdüren sizsiniz. Siz, almakta olduğunuz eğitimle, bilgi ile, insanlıkta üstünlüğün, yurt sevgisinin, düşünce özgürlüğünün en değerli örneği olacaksınız. Ey yükselen yeni kuşak! Cumhuriyeti biz kurduk, O’nu yükseltecek ve yaşatacak sizlersiniz.” ATATÜRK

 

Bugün 29 EKİM 2018. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 95. Yılı. Hepimize tekrar tekrar kutlu olsun.

Değerli okurlarım,  değerli Kırşehir’liler, Cumhuriyetimizin yılmaz bekçileri, geleceğimiz, umudumuz, her şeyimiz sevgili gençler.

Aşağıdaki satırları geçtiğimiz yıllarda yine bu köşeden siz değerli okurlarımla paylaşmıştım. Bu gün, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 95. Yılında bir kez daha dikkatlerinize sunmak istedim engin hoşgörünüze sığınarak.

Atatürk Cumhuriyeti neden 29 Ekim günü ilan etti diye hiç merak ettiniz mi. Neden birkaç gün önce yada birkaç gün sonra ilan edilmedi. Bu günün bir anlamı mı var diye merak edeniniz olmuştur mutlaka. Ben merak ettim ve küçük bir araştırma yapmıştım. Değişik kaynak ve kişilerden araştırmış ve en sade şekliyle Prof. Dr. Metin Kale’nin bir yazısında bulmuştum. Bakın değerli hocamız kaynak göstererek bir Cumhuriyet paşasının anılarından aktardığı yazısında konuyu nasıl anlatmış.

          “Cumhuriyetin ilanından 2 yıl sonra, Ekim 1925’te Fahrettin Altay Paşa Çankaya’da Atatürk’ün misafiridir. Zihnini hep meşgul eden, Cumhuriyetin niçin ve neden 29 Ekim’de ilan edildiğini öğrenmek ister. Anlattıklarına kulak verelim: “Atatürk hep mazlum bir millet derdi. Cumhuriyetin ilanından epey bir süre geçmişti. Ben de, hep neden 29 Ekim diye kendi kendime sormuşumdur. Bir gün Çankaya’da sofra dağıldıktan sonra, ‘Paşam benim dikkatimi çekmiştir. Hep düşündüm. 30 Ekim 1918 günü mütareke ilan edildi. Adana’daki karargâhınızdan Başkent’e (İstanbul’a) verdiğiniz şifreyi hatırlıyorum. Şimdi aradan zaman geçti, Cumhuriyet’imizin ilanının 29 Ekim gecesine gelmesi acaba bir tesadüf müdür? Üç gün evvel, beş gün sonra da olabilirdi’ diye sordum”. Bunun üzerine Atatürk şunları söylüyor:
         “Mütarekenin ilk günlerini hatırlarsın. Saray ve hükümet teslimiyeti kabul etmişti. Hükümet sarayın, saray da İtilaf Devletleri’nin elinin altına girmişti. Saray bu halinden memnundu. Fakat, ben bunu kabul edemezdim. Buna karşı koymakla bir çıkış yolunu temin ederek, bu mazlum milleti tarih sahnesinden silmek, ortadan kaldırmak isteyenlere karşı harekete geçmek için kendimi vazifeli saymıştım. Dünyada tek başımıza idik, fakat benim inandığım ideale benimle beraber olanlar da bağlandılar ve netice hasıl oldu. Mütareke 30 Ekim 1918’de imzalanmıştı. Vatan parçalanmış, istilaya uğramıştı. Peki, 30 Ekim 1918’den bizim İzmir’e girdiğimiz tarih olan 9 Eylül 1922’ye kadar kaç yıl geçti? Dört yıl. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyeti ilan ettik. İşte beş yıla sığdırdığımız büyük inkılap, bizim yaşadığımız şartlara duçar olmuş, hangi milletin tarihinde vardır? Bu mazlum millet kendisinin hakkı olan yere ulaşmıştır, çektiğimiz acıların, sıkıntıların en büyük mükafatı işte budur. Bütün dünya bunu görmüştür. Daha da görecekleri vardır. Beni en çok mesut eden hadise, bu mazlum milletin hak ettiği bu yere gelmesidir. Sen benim 30 Ekim 1918 sonrası günlerdeki çektiğim azabı bilirsin. Yanımdaydın. Mondros 30 Ekim’dir. Cumhuriyet 29 Ekim. İşte bu da bir milletin, mazlum bir milletin ahıdır. Sanırım ki o zamanki devletler bunu anlamışlardır.” Atatürk bir an durdu, Fahrettin Paşa’ya baktı ve sonra elini masanın üzerine vurarak: “Deyiniz ki, bu tarihten silinmek istenilen bir milletin öcüdür.” Fahrettin Altay’ın “Ama bundan hiç bahsetmediniz” demesi üzerine, Atatürk “Övünmek olur, övünmek benimle beraber mefkureye inananların, milletin, ordunun hakkıdır” der. Fahrettin Altay’ın Atatürk’ün bu olaya bakışıyla ilgili düşüncesi şudur: “.Cumhuriyetin ilanı üç gün önce, iki gün sonra da olabilirdi. Bazı akımlar vardı, onlara karşı harekete geçmişti. Ama dikkatimden kaçmayan husus, müzakerelerin bir an evvel bitmesini istemesiydi. Adana’dan İstanbul’a verdiği şifrede yanında bulunduğum için, mütareke koşullarına olan şiddetli itirazını ve o günkü azabını çok iyi biliyordum. Diyelim ki, bu bir milletin öcüdür sözünden bir netice çıkarabiliyorum, belki iki neticeyi birden elde etmek istemişti.”
“Dâhi odur ki, ileride herkesin takdir ve kabul edeceği şeyleri ilk ortaya koyduğu vakit herkes onlara delilik der” diyen Atatürk, Cumhuriyetin tarihini seçerken bile, dünyaya ve Türk ulusuna bir deha örneği daha göstermiş oluyordu.
Her anlamı ile büyük Türk ulusunun öz ve aziz malı olan Cumhuriyet kıymetli evlatlarının elinde daima yükselecek ve sonsuza dek yaşayacaktır. “

Ne demiş Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.”  Fazla söze gerek yok. O zaman bu millet kendi kurduğu Cumhuriyetine sahip çıkacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Daha ilerlemiş, kalkınmış, gelişmiş, muassır medeniyet seviyesine yükselmiş, sağlıklı, huzurlu, hep yüzü gülen ve mutlu insanların çoğunlukta olduğu, vatan hainlerinin yok olduğu, darbecilerin, bölücülerin, hırsızların, arsızların olmadığı bir TÜRKİYE dileğiyle CUMHURİYET BAYRAMIMIZ kutlu olsun. Allah bu Milleti bir daha Cumhuriyet ilan etmek zorunda bırakmasın.

 

“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!

Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.”

 

Galın sağlıcakla.

 

 

 

Gürsel SEÇİLMİŞ
Gürsel SEÇİLMİŞgurselsecilmis@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.