SON DAKİKA

DAVET AMA NEYE NASIL?

Bu haber 02 Kasım 2018 - 12:26 'de eklendi ve 20 views kez görüntülendi.

Toplumda gördüğümüz ve yakiynen şahit olduğumuz toplumun çok önemli bir problemine değinmek istiyorum. Bugünün gençliği adeta serseri mayın gibi, nerede duracağı, nereye çarpacağı, ne zaman patlayacağı belli değil. Aslında böyle olması da çok anormal değil. Meşhur bir atasözümüz var: ” Ne ekersen onu biçersin ” Zira bu neslin içinde yaşadığı toplumun sahip olduğu etkileşim ve iletişim araçlarının bir ilkesi ve bir amacı yok. O gencin okuduğu eğitim kurumların düşünün: İstikrarı yok. sık sık birkaç yıl arayla değişen eğitim sistemleri, değişen kitaplar, birinin ak dediğine diğerinin kara dediği öğretici kadrosu (daha doğrusu öğütücü kadrosu). Okuduğu ki (şayet okuyorsa) gazeteler, dergiler ilkesiz, seyrettiği televizyonlar ilkesiz, hele bilgisayarla gelen internet kafeler ve internet dünyası tamamıyla kontrolsüz ve ilkesiz. Netür şeylerle karşılaşacağını ve ne aradığını bilmeden daldığı bu dünyada önüne çıkan olumlu ve olumsuz her şey…

Böyle bir dünyada yaşayan gençlerin daha doğrusu bütün insanların, nasıl bir halet i ruhiyeye sahip olacağı ve yaşadığı dünyayı nasıl değerlendireceği, safını nasıl seçeceği, nerede duracağı elbetteki kestirilemez.

Ben acizane olarak diyorum ki, gelin sorumluluk bilincine sahip müslümanlar olarak bu dünyada bulunduğumuz çevrede ilkeli, şahsiyetli, onurlu bir duruş sergilemek için harekete geçelim ve bunun bir yolunu bulalım. ilkesizliğin hüküm sürdüğü bu dünyada. ilkeli ve müslümanca yaşamanın bir yolu elbette vardır.

Ben başaracağımıza inanıyorum. ümitsiz değilim ” La taknetu min rahmetillah… ” Allah ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Kafirlerden başkası Allah ın rahmetinden ümidini kesmez” (Yusuf suresi 87.ayet)

Hz. Peygamber efendimiz (sav) in gönderildiği ortamı düşünelim. İnsanlık ne durumda idi. Bu günden daha da beterdi. İnsanlık hakikati kaybetmiş, dalalette yürüyorlardı. Merhum İslam şairi Mehmet Akif Ersoy ” Bir gece” başlıklı şiirinde o zamanı şöyle dile getiriyor.

Bir kerre de, mamure-i dünya, o zamanlar

Buhranlar içindeydi bugünden de beterdi.

Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta

Dişsizmi bir insan onu kardeşleri yerdi.

Kendi evldını diri diri toprağa gömecek kadar insanlığını ve merhametini yitirmiş bir anlayış…

”Onlardan birine kız müjdelendiği zaman, öfkelenmiş olarak yüzü kapkara kesilir, kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. Onu (kız çocuğunu) aşağılık duygusu içinde yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Bakın ki, verdikleri hüküm ne kadar kötüdür” (Nahl suresi 58-59.ayetler)

 

Algıyı görüyormusunuz? Günümüzde de insanlık buna benzer bir algı ile karşı karşıyadır.

Rızkı endişesi, sahip olamama, yetiştirmeme endişeleriyle insanlar çocuk sahibi olmaktan korkar hale geldiler. Çocuğu daha anne rahminde iken katlediyorlar. Artık hayata bakışta İslami referanslar yok. Zira İslamı anlatanların kafaları ve kalpleri Kur’anla netleşmiş değil. Bunların kahir ekseriyeti islamı adeta mezar dini haline getirdiler. İslamın hayatı ınşa eden mesajından çok uzaktalar. Anlamdan, anlamaktan bahseden yok denecek kadar azaldı. Din diye anlatılanlar o kadar hayattan kopuk ki, Gençler bu tür bir din sunumu duyunca ” Lütfeb ben almayayım, bana lazım değil, onu kendine sakla” der hale geldiler. Sadece sevap kazanmaya, sayılara, rakamlara odaklanmış, içinde anlam olmayan bazı ritüeller. Adeta kilise dinine çevrilmiş, Batı’daki insanların ” Bırakın o kilisede kalsın ” dedikleri gibi. Bizdeki batı etkisinde kalan nesil ” bırakın o din camide kalsın ” diyorlar.

Bugün insanları etkileyen bütün iletişim araçları batının etkisi altında. Ağzını açan batıdan örnek veriyor. Devlet büyüklerimiz de bir türlü batı sevdasından vazgeçemiyorlar. Öyle bir menfi bombardıman var ki, bu baskının altında ezilmemek adeta mümkün görünmüyor.

Bilgi ve Uzay çağında, insanların bir tıkla her türlü bilgiye ulaştıkları dünyada, böylesine hayattan kopuk bir din sunumuyla ne kadar başarılı olabilirsiniz?

Hz. Peygamber efendimiz sav bugün gelse acaba bu topluma nasıl bir din sunardı? Ben şuna inanıyorum, yine aynı mesajını sunardı. Yine işe Tevhidle başlar, insanların Allah ve ahiret tasavvurlarını değiştirerek, o bilgileri yakin hale getirirdi. Önce Mekki sürelerle, insanların önce sağlam bir imana ulaşmaları, şirkten kurtulmaları için mücadele ederdi. Önce şu dindar geçinen fakat Kur an ı rafa kaldıran, ” atalarımızdan böyle gördük” anlayışıyla din sunan müslümanlarla uğraşır, onların din algısını değiştirmeye, yarı ilah haline getirdikleri insanlardan uzak durmaları ve Allah ın ayetlerine sarılmalaını isterdi.

Unutmayalım ki, Peygamberlerin karşısında dinsiz insanlar yoktu. Onlar dindar insanlardı.

”Yürüyün, İlahlarınıza sahip çıkın, bugün sizden istenen şüphesiz budur… ” (Sad suresi 6.ayet) diyorlardı. Dindarlıkları kendi uydurdukları kutsallardan ibaretti.

Şüphesiz Kur an hidayetin ta kendisidir. Asla şüphesi olmayan, çelişkisi olmayan, insanları sırat ı müstakime ulaştıran bir kitaptır. Hz. Peygamber (sav) in Kur an ı tarif eden şu güzel hadisiyle noktalamak istiyorum.

‘Kur an ın diğer sözlere üstünlüğü, Aziz ve celil olan Allah ın yaratıklara üstünlüğü gibidr. Kur an hak ile batılı birbirinden ayıran kesin bir hükümdar. O bir eğlence değildir. Her kim. zorbalığından dolayı onu bırakırsa, Allah onu boynundan kırar. Sizden öncekilerin tarihi, sizden sonrakilere haberi ve aranızdaki sorunların hükmü ondadır. Her kim hidayeti ondan başkasında ararsa Allah onu dalalete düşürür. O, Allah ın sağlam ipidir. O, zikri hakim dir. O, sırat ı müstakim dir. O, arzuların gerçekten saptıramadığı, dillerin karıştıramadığı, alimlerin doyamadığı, fazla tekrarlamakla eskimeyen, hayranlık veren yanları bitmeyen bir kitaptır. O, öyle bir kitaptır ki, cinlerden bir grup onu dinlediği zaman ” Biz doğruluğu göstern ve hakka götüren hayranlık verici bir Kur an dinledik ve iman ettik ” demekten kendilerini alamamışlardır. Ona dayanarak konuşan doğru söz söylemiş, onunla amel eden sevap kazanmış, onunla hükmeden adalet yapmış ve ona çağıran doğru yola çağırmıştr. ” (O. Zeki Mollamehmetoğlu. Sinen i Tirmizi Tercemesi) Selam ve dua ile…

 

Süleyman FAYDALI
Süleyman FAYDALIsuleymanfaydali@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
N.Yilmaz02 Kasım 2018 / 14:06Cevapla

“diyorum ki, gelin sorumluluk bilincine sahip müslümanlar olarak bu dünyada bulunduğumuz çevrede ilkeli, şahsiyetli, onurlu bir duruş sergilemek için harekete geçelim ve bunun bir yolunu bulalım. ilkesizliğin hüküm sürdüğü bu dünyada. ilkeli ve müslümanca yaşamanın bir yolu elbette vardır.”
Katılıyorum elbette bir yolu vardır,yeterki aransn