SON DAKİKA

Aile Destek Merkezi Ziyaret Edildi

Genel, Güncel, Manşetler

DİNDE TEKELCİLİK

Bu haber 26 Ekim 2018 - 10:07 'de eklendi ve 22 views kez görüntülendi.

İslam dünyasında dini öğrenme konusunda genelde bir tembellik var. Her alanda tembeliz. Fakat dini alanda bu durum daha bariz bir haldedir. Kulaktan dolma, fazla zahmet çekmeden, hep birilerini dinlemeyi yeterli görme, onları otorite olarak görüp, onların her söylediğini doğru ve din kabul etme, aslında insanları La yüsel kılan bu tutum doğru din algısının önünde büyük bir engeldir.

İnsanlar mutfaklarına verdikleri önemin cüzi bir parçasını doğru din öğrenmeye tahsis etse durum çok daha farklı olacak. Bir evin mutfağında buzdolabı, bulaşık makinası, fırın, değişik kabkaçak, mutfak robotları, envai çeşit yiyecekler. Bir mideyi doyurabilmek için binlerce lira parayı harcamaktan kaçınmıyoruz.

Oysa insanı asıl insan yapan ruhunun ve zihninin doyumu için ciddi bir çaba içine girmiyoruz. Yani evde olması gereken mütevazi bir kitaplık veya bir kütüphane oluşturma gayreti yok. İslam’ı bizzat kaynaklardan okuyarak dinini öğrenmek için temel kaynaklar edinmiyoruz. Örneğin bir Kur’an ve meali, bir Kur’an tefsiri, birkaç hadis kitabı, birkaç siyer kitabı, ilmihal kitabı, islam tarihi vs. gibi kitaplardan oluşan bir kitaplık bir Müslümanın evinde bulunması gerekmez mi?

Aslında böyle bir anlayışın ve geleneğin olmaması yine yanlış yönlendirmelerden kaynaklanıyor. Dini sadece belli kişiler bilir. Diğer insanlar hep onlardan sorar öğrenir. Öyle her önüne gelen dinin kaynaklarına sahip olamaz, hem buna gerekte yok, o insanlar ne güne duruyor, dini onlara sorarsın, onların söylediklerini yaparsın sana yeter. Yani bir anlamda tekelcilik.

Oysa yüce Allah bizi okumaya öğrenmeye davet ediyor. Özellikle insanların vahye kulak verme ve onu anlayıp, onu ahlak edinmelerini istiyor. “Sen sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen, dosdoğru yoldasın.” “Doğrusu Kur’an sana ve kavmine öğüttür. İlerde ondan sorumlu tutulacaksınız.” (Zuhruf / 43-44) Bu ayetlere göre biz Müslümanlar bu kitaptan hesaba çekileceğiz. Hesaba çekileceğimiz kitabı bizzat kendimiz okuyup anlamamız gerekmez mi? Bizim yerimize o insanlar mı hesap verecekler? Oysa kitap bize her insanın tek tek hesap vereceğini bildiriyor. “ Oku kitabını, bugün hesap görücü olarak kendi kendine yetersin.” (İsra/14) buyurmuyor mu?

Bu kitaptan sorumlu isek hepimiz kitabı, aklımız ve gücümüz ölçüsünce anlamaya ve kavramaya mecburuz. Hangi işi yaparsak yapalım, hangi meslekten olursak olalım Kur’an bizim başucu kitabımızdır. Onu anlamaya ve ahlak edinmeye mecburuz. Hz. Aişe validemize Hz. Peygamberin ahlakı soruluyor. O da “Siz hiç Kur’an okumuyor musunuz?  O’nun ahlakı Kur’an idi “ buyuruyor.

Elbette bazı insanlar daha özelde Kur’an ile ve İslami ilimlerle meşgul olup, ayrıntılarına vakıf olacaklar. Uygulamalarda sıkıntı oluşursa o insanlardan destek alınacaktır. Tabiri caizse hep asalak yaşanmaz. Hep başkalarının sırtından geçinilmez. Başkalarının sırtından geçinenler adeta “artık” yiyorlar. Çok mecbur kalınmadıkça “artık” yememek lazım. Müslümanca bir hayat yaşamak için de kendi emeğimizle birçok şeyleri öğrenebiliriz. Hep başkalarına sorup, onları mutlak otorite yerine koymamak lazım. Kendimizde kaynaklara sahip olursak mukallit olmaktan kurtuluruz, eylemlerimizin delillerinden haberimiz olur, tahkiki imana sahip oluruz.

Yarın Allah’ın huzurunda, “Ben falanı kılavuz edindim, hep onun dediklerini yaptım” gibi mazeretler bizi kurtaramaz. Şu ayet  bizi bu konuda ikaz ediyor, “Ey Rabbimiz! Biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk da onlar bizi yoldan saptırdılar, derler” (Ahzab/ 67) Ayrıca Tevbe suresi 31. ayete ve ayetin nüzul sebebine tefsirlerden bakılmasını tavsiye ediyorum. Özellikle “Hak Dibi Kur’an Dili” tefsirine bakılırsa daha yararlı olacağına inanıyorum.

İslam’ın temel kaynaklarını okuyup anlama konusunda bir gayretimiz olursa peşinden gittiğimiz, sözünü sohbetini dinlediğimiz insanları daha dikkatli dinler, gerektiğinde edindiğimiz bilgilere ve Kur’an ayetlerine ters gibi görünen durumlarda ikaz ve ihtarda bulunabilir, sorular yöneltebiliriz. O insan uyarıyı ve hatırlatmayı dikkate alır ve bize teşekkürde edebilir. Veya izah yaparak bizim yanılmış olabileceğimizi de söyleyebilir. Şayet o konuda biz yanılıyorsak yanlışımızı düzeltme imkânına kavuşmuş oluruz.

Okuyan ve kendini her konuda geliştiren insanlar medenice fikir alışverişinde bulunurlar. Bir mecelle kaidesi; “Barika-i hakikat, müsademe-i efkârdan doğar.” Yani; “Hakikatin parıltısı fikirlerin çarpışmasından doğar.”

Bir konuda fikir sahibi isen, o fikri, yeri gelince ve faydalı olacağına da inanıyorsan beyan edersin. Bir konuda yanlış yapıldığından endişen varsa o yanlışa göz yummazsın. Müdahale ederek o yanlışı düzeltme yoluna gidersin. Belki senin müdahalenle o yanlış düzelecektir. Sen de bir hayra vesile olmanın hazzını yaşayacaksın. Ayrıca bu işin bir de uhrevi boyutu var ki asıl orası en güzel kazançtır. Selam ve dua ile…

 

Süleyman FAYDALI
Süleyman FAYDALIsuleymanfaydali@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.