SON DAKİKA

5 Ekim’de B20 Küresel Diyalog Toplantısı Yapılacak

Genel, Güncel, Manşetler, Özel Haber

Dünya Fani Ölüm Gerçek

Bu haber 28 Aralık 2018 - 9:22 'de eklendi ve 47 views kez görüntülendi.

“Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz ” ( Ankebut süresi 57.ayet)

Şayet ölümden kurtulan biri olsaydı, hiç şüphesiz alemlere rahmet Hz. Muhammed sav olurdu. Böyle bir gerçek varken kim bu ölüm gerçeğini değiştirebilir veya bu fermanını karşısında kim durabilir.

” Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecekler.” (Zümer suresi 30.ayet)

Ölümden asla kurtuluş yoktur. Kafirler ölümü asla hatırlamak istemezler. Ölümü, yok olmak saydıkları için bin yıl yaşamak isterler. Bunun için dünyaya dört elle sarılırlar.

“Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır, sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! “(Nisa suresi 78.ayet) fermanı karşısında çaresiz olduklarını bilmezler.

İnsan bu dünyada imtihan ve kulluk için yaratılmıştır. Ölüm de hayat gibi Allah’ın yaratması ile meydana gelmektedir.” O hanginizin daha iyi amel işleyeceğini ortaya çıkarmak için hayatı ve ölümü yaratmıştır. “(Mülk/2)

Her insanı, ölümle başlayan ve sonsuza dek sürecek bir hayat beklemektedir. Bizler budünyada bir misafir gibiyiz. Yalnız bu misafirhanede yaptığımız her işten, söylediğimiz her sözden, yapmamız gerekirken yapmadıklarımızdan, yapmamamız gerekirken yaptıklarımızdan, kısaca tüm yaşadıklarımızdan ahirette hesap vereceğiz. Akıllı insan karşılaşacağı o günü hesap ederek hareket eden insandır. Bunu akledemeyenler gerçekten ziyana uğrayanlardır. Mülk suresinde akletmeyenlerin akıbeti şöyle anlatılmaktadır;

“Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. O, ne kötü dönüştür!

Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.n

Neredeyse cehennem öfkesinden çatlayacak! Her ne zaman oraya bir topluluk atılsa, onun bekçileri onlara: Size, (bu azap ile) korkutucu bir peygamber gelmemiş miydi? diye sorarlar.

Onlar şöyle cevap verirler: Evet, doğrusu bize, (bu azap ile) korkutan bir peygamber gelmişti; fakat biz (onu) yalan saymış ve: Allah’ın bir şey gönderdiği yok; siz olsa olsa büyük bir sapıklık içindesiniz! demiştik.

Ve: Şayet kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, (şimdi) şu alevli cehennemin mahkûmları arasında olmazdık! diye ilâve ederler.

Böylece günahlarını itiraf ederler. Artık (Allah’ın rahmetinden) uzak olsun, o alevli cehennemin mahkûmları! (Mülk 6-11)

ÖLüm insan için en büyük nasihattir. Ölümü düşünmek müslümanın yaratıcı ile bağını kuvvetlendirir. Ondan gelen sese kulak vemesini sağlar. Bu hayatı anlamlı bir şekilde değerlendirerek bütün sorumluluklarını yerine getirmesini sağlar. Allah’ın ihsan ettiği sayısız nimetlere şükretmesini bilir ve o  nimetlerin geçici olduğunu düşünerek onlara aşırı bir sevgi ile bağlanmaz. Geçici olan ve meşru olmayan zevk ve eğlencelerin peşinden koşmaz. Yalandan, hileden, aldatmaktan, aldanmaktan, fitneden, dedikodudan, yetim malı yemekten, cana, mala, ırza, namusa saldırmaktan uzak durur.

Ölümü yok oluş olarak görenler bu alemde gayesiz, hedefsiz ve sorumsuz bir hayat yaşarlar. Onlar için bu dünya sadece yeme, içme ve eğlence yeridir. Hak, hukuk diye bir şey yoktur, her yol mübahtır. Kendi zevk ve çıkarı için yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Bu dünyayı cehenneme çevirenler ve adeta yaşanmaz hale getirenler, kendi refahları ve zevkleri için, kendinden olmayanlara hayatı zindan edenler, yağmlayanlar, yıkanlar işte bu insanlardır.

Milletlerin ve insanların Allah tarafından tayin edilmiş, belirlenmiş ecelleri vardır. O süre dolunca artık ertelenmezler. “Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden cezalandıracak olsaydı, orada hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları takdir edilen bir müddete kadar erteliyor. Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.” (Nahl/61)

“Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir ne de erteleyebilir”(Müminun/45)

“Allah, eceli geldiğinde hiç kimseyi (ölümünü) ertelemez. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”(Münafikun/11)

Bu ayetlere rağmen bazıları kendi efendilerinin Azraile “Daha yapacak hizmetlerim var, şimdi zamanı değil” diyerek geri çevirdiği gibi yanlış ve Kur’ana uymayan fikirler beyan ettikleri bilinmektedir.

Bazı ayetlerde ölümden musibet olarak bahsedilir. (Bakara/156, Maide/106) Bu da, insanın beklemediği, bilmediği bir anda gelmiş olmasındandır. Ancak ölümün birgün mutlaka geleceğini akıldan çıkarmamak, zamanı bilinmediğinden daima hazırlıklı olmak, geldiğinde de rıza göstermek kamil müminin vasıflarındandır.

Hz. Peygamber(s. a. v.) “Bir mümine ölüm hali gelince ilahi rıza ve lütufla müjdelenir. Artık onun için hiç bir şey ahiret yolculuğu kadar sevimli değildir. Kafire ölüm hali gelince karşılaşacağı azap kendisine bildirilir. Artık onun için de hiçbir şey ölüm kadar sevimsiz olamaz. ”

Necip Fazıl’ın şu beyitleri ölüm gerçeğini ne güzel dile getiriyor;

” Şu geçeni durdursam, çekip de eteğinden; Soruversem: Haberin var mı öleceğinden?”

“Hasis sarraf, kendine bir başka kese diktir! Mezarda geçer akça neyse, onu biriktir! ”

” O dem ki,  perdeler kalkar, perdeler iner, Azraile “Hoşgeldin! ” diyebilmekte hüner… ”

” Ölüm güzel şey; budur perde ardından haber… Hiç güzel olmasaydı ölürmüydü Peygamber? ”

Her an ölümün geleceği şuuru ve imanıyla yaşayan, sorumluluklarının farkında olan, böylece rızayı ilahiyi kazanarak;

“Onlar,meleklerin, «Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin» diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir.”(Nahl/32) ayetine ve davetine mazhar olan kullarından olmamız dileğiyle, selam ve dua ile…

 

 

 

Süleyman FAYDALI
Süleyman FAYDALIsuleymanfaydali@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.