EHLİ KİTAP KİTAPLAŞMA TEHLİKESİ! | Kırşehir Aşıkpaşa Gazetesi

SON DAKİKA

Taekwondocular Milli Takımda

Genel, Güncel, Manşetler, Spor

Atletizm Sporcularından Türkiye Dereceleri

Genel, Güncel, Manşetler, Spor

          EHLİ KİTAP KİTAPLAŞMA TEHLİKESİ!

Bu haber 10 Ocak 2020 - 9:14 'de eklendi ve 24 views kez görüntülendi.

Hristiyanlığın Şeriat ve ahlaktan tecerrüdü uzun bir süreci kapsıyor. Hristiyan teolojisinde gördüğümüz asırlara baliğ değişim dönüşüm süreci haramdan mubaha, sonra da helale doğru vuku buldu. Başlangıçta Hristiyanlık, tevhit esasına dayanan ilahi kaynaklı bir dindi. Sontahlilde, Hz. İsa’ ya en büyük ihanet 12. Havari Yahuda İşkoryat’tan gelmedi; İsa’nın öğretilerini canlarını pahasına tebliğ etmeye ve yaşamaya adamış İsevi din adamları imanlarının sınavını başarıyla verdiler. Dünyanın birçok noktasına-Roma İmparatorluğu’nun zalimce yöntemlerine rağmen – tevhid akidesini ulaştırmak için çabaladılar. Bunda başarılıda oldular.Hristiyanlık ,zaman içerisinde devlet tarafından resmi din olarak tanındı; fakat imparatorlar ve kapağı devlete atmış ruhban sınıfı,İsa(as)’ın tebliğ ettiği esasları en batıl tevillerle tahrif ederek ,ıslahı mümkün olmayan bir hale soktular. Sevgiyi, merhameti, yardımlaşmayı, hakkı -hukuku, tevhidi, adaleti yerleştirmek; şirki, küfrü, köleliği, zulmü, haksızlığı ortadan kaldırmak için gelen Hristiyanlığı –elbirliğiyle- kendi çıkarlarına uygun kullanışlı bir “din” e dönüştürmekte  fazla geç kalmadılar.

Din, devletin tasarrufu altına girince asli hüviyetini kaybedip bozulmaya başladı. İsa’dan sonra ilk üç  yüzyılda çok sayıda İncil ortaya çıkmıştı.Ortaya çıkan İncil nüshaları bu bozulmayı hem akide hem de amel yönünden daha da derinleştirdi. En sonunda toplanan İznik Konsülü meşru/kanonik(standart)İncil sayısını dörtle(Matta, Markos, Luka ve Yuhanna) sınırlandırırken bu İncillerin dışındaki diğer rivayetleri  reddetti (Barnabas İncili gibi).

Sonraki asırlarda ,Tevhid anlayışı Baba-Oğul-Ruhu’l Kudüs’ten oluşan bir teslis inancına dönüşmüş, ilahi öğretiler tahrif edilerek  şirkle bulanmış koyu bir Hristiyan akidesi meydana gelmişti. Koyu Katolik anlayış esasında metin /sağlam bir inanç ve bu inançtan neş’et eden haram ve helallerden oluşan “ameller” demekti.Amele dönüşmeyen imanın insana fayda vermeyeceği İsa’nın öğretilerini takip eden İsevilerin itikadının temelini teşkil ediyordu.Ortodoks Hristiyan kabuller de bu bağlamda mütalaa edilir. Yani sağlam, muhkem ve kesin bir inancın üzerine bina edilmiş ameller (sakramentler) ve Tanrı’nın krallığına girebilmek için uzak durulması gereken mahzuratlar/haramlardan müteşekkil bir ‘din’.

  1. yy.’ a gelene kadar inançlardaki bozulmayı amellerde bozulma, amellerdeki savruluşu da iman esaslarının hercümerc oluşu takip etti. Bu, fasit bir döngüye inkılap eden ve içindeki enerjiyi bitiren entropik bir durumdu.Nihayetinde parmak ölçüsüyle başlayan Sahih dinî anlayıştan uzaklaşma 16.yy.daki Reform hareketlerinin sonunda fazlasıyla merkezinde olduğu günlük hayattan uzaklaşarak günlerden pazara, hayattan da sadece rahiplerin bulunduğu kiliselerin taş duvarlarının arkasında konumlandı.

Martin Luter,1516 ‘da Wittenberg Kale Kilisesi’nin kapısına 95 maddelik manifestoyu astıktan sonra Protestan hareket, Avrupa’da dini hayatın merkezinden kovma hedefli olarak gelişti ve İsa’ ya inanmak, kurumsal olarak Hristiyan mensubiyeti için kurtuluş şartı olarak genel kabul gördü.Musa’nın Şeriatı’mı  neoldu?Yahudilerin oluşturduğu gettolarda Yahudi kimliği ve bilincini muhafaza vazifesini bihakkın yerine getirmenin yanında, bu samimiyetin mükâfatı olarak da 20.yy.’da hayallerindeki İsrail devletini de tesis etmede başat rol oynadı. Bu uzaklaşma, aslında dinin hayattan kovulması ve Batı toplumunun semavî olandan temelli kopuşunu ifade eden bir ‘inzarçanı’ydı.Lakin din, bir kere daha muarızları tarafından değil müntesipleri tarafından ifsatedilmiş, seküler ve salt rasyonel, tarihsel bir okumaya tabi tutulmuş ,heva ve hevesin oyuncağı haline getirilmişti.

Martin Lüther ‘e göre amel ve ritüeller mühim değildi. İnsanı kurtaracak olan imandı. İsa’ya ve O’nun bütün insanlığın kurtuluşu için kendini feda eden Tanrı kuzusu olduğuna iman etmek ebedi bir cennet için kâfiydi.İmanla aklanmak bizdeki Mürcie’nin ebedi kurtuluş için imanın yeterli olduğu teorisine benzemektedir.

Ezcümle ;bugüne gelene kadar Vahyin mecrasında akan dini hayat zaman değirmeninde öğütülerek insan müdahaleleriyle aslî hüviyetini kaybetmiş ;önce haramların toplumsal alanda alenen işlenmesine ses çıkarılmamış,ardından fuhşiyyat ve münkere saygı duyma aşaması gelmiş ,sonunda günahlar,ma’siyetler ve tuğyana karşı sevgi nazarıyla bakmak dinin mecburiyetleri (!)arasında kabul edilmiştir.Ne buyurmuştu Allah Resulü ?”Sizden öncekileri karış karış ,adım adım takip edeceksiniz.Hatta onlardan biri kertenkele deliğine girse elbette siz de gireceksiniz…”

Geldiğimiz nokta itibariyle peygamber efendimizin (sav) mucizebeyanıın doğruluğu ayan beyan ortaya çıkmış vaziyette…Ehli Kitap gibi olduk. Toplumsal bozulmanın kodlarının” emri bil maruf ve nehyi ani’l münkerin” terkedilmesiyle doğrudan ilişkili olduğunu unuttuk.Arkadaşlarımızın günah işlemeye devam etmesi bizi rahatsız etmiyor artık. Onları defalarca değil ,bir kere bile uyarmadık Allah için. Günahlarla,şirkle, küfürlebarıştık. Kalplerimiz birbirine benzedi. Allah’ın tecziyesine müstahak olduk. Tıpkı seçilmiş kavim İsrail Oğullarıgibi . Merak ediyorum;içimizde kaç “babayiğit Müslüman” var münkere göz açtırmayan, kınayıcının kınamasından korkmayan, modernizmin zihin işgaline direnen!Kaç adam var insanlığın önünde durup “gittiğiniz yol helakiniz olacak.Sizi sürekli elçi ve vahiy göndererek uyarak Yaradan’a sırt dönüpcenneti kaybetmeyin…Denî ,basit, gayet kısa bir hayat için ahiretinizi berbat etmeyin.” diyebilen. Kaç kişi!

Cenabı Hak Ümmeti Muhammedi-kalplerinite’lif ederek -İslam’ın tariki müstakimi üzere toplasın.Bütün cahilî ve beşerî delaletlerdenkurtulmayı nasip etsin….Büyük insanlık ailesine de hidayet yollarını göstersin ki yeryüzünde tekrar İslam’ın dirilten havası özgürce teneffüs edilsin.

Musa ŞAHİN

 

 

 

 

 

Avatar
Musa ŞAHİNmusasahin@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.