Emekli İmama Diyemediklerim! | Kırşehir Aşıkpaşa Gazetesi

SON DAKİKA

Şerafettin Uğurlu’ya Destekler Gelmeye Devam Ediyor

Genel, Güncel, Manşetler, Özel Haber

Emekli İmama Diyemediklerim!

Bu haber 17 Mart 2020 - 9:28 'de eklendi ve 12.840 views kez görüntülendi.

 

Geçenler de yolum bir meclise düştü. İzzeti ikram faslından sonra Ben-i Âdem’in diline can gelince ateşin bir sohbetin ortasında bulduk kendimizi. Söz dönüp dolaşıp Tasavvuf ve Tarikatlar mevzusuna geldi. Kimi burun kıvırdı, kimi bol keseden ahkâm kesti, kimi de sükûtu tercih etti.

İsmini hatırlayamadığım yaşlı bir amcanın dışında sözü gediğine koyan olmadı. Tasavvufun İslam’da olmadığına hükmetti bir imam emeklisi. İbni Teymiyye’den anekdotlar aktardı suhuletimizden istifadeyle. Bize bir an önce tövbe etmesi gereken günahkârlar nazarıyla telkinlerde bulundu, ilahiyat bilgisiyle nizamat vermeye çalıştı.

Ne kadar konuştuysam sözümü tesirli kılamadım. İmam emeklisine Tasavvufun kalp fıkhı olduğunu, nefsi terbiye metodunu esas aldığını ve özü itibariyle aşk ve edep ilmi olduğunu anlatamadım. Kulakları vardı ama beni duyup duymadığından emin değildim. Gene de dilim döndüğünce ya sabır deyip anlatmaya çalıştım.

İmam Efendi susmayan bir hatip gibi kâh Hint-Yunan- mistisizminden dem vurdu, kâh şeyh uçuran müritlerin menkıbeleriyle dövdü bizi. Kendini minberde zannetti mübarek. Çift kılıçla kırdı geçirdi ortalığı. Ne can kaldı geriye, ne canan; ne aşk bıraktı bize ne iman! Cümlesine el-fatiha okuyup bir telkin aşketti ki kulaklara ziyan, Allah’a ayan!

Baktım olmuyor, yanımdakiyle muaşaka haline geçtim. Birini de kurtarsam kâr sayarım haneme hesabı. Yanımdaki de müezzin çıkmasın mı şansıma! Allah’tan ki imamdan insaflıydı. Dedikoduya değil, gerçeğe talipti. Bu da işimi kolaylaştırdı. Ona deyiverdim İmama diyemediklerimi. Usul usul kulak verdi bana. Birçok konuyu konuştuk, birçok konuda mutabık kaldık. Dedim ya gerçeğe talipti, dedikoduya değil. Falan ibni filanın dediklerinden çok gerçekle yüzleşmek istiyordu. “Tasavvuf nedir onu de bana”, dedi imamdan gözlerini kaçırırcasına. Belli ki çekiniyordu kılıçlı-teçhizatlı imam süvarisinden. Kim olsa korkar küpüne zarar bu keskin kılıçla üzerimize hamle yapan İmam emeklisinden.

Tasavvuf edep ilmidir”, dedim yavaş bir ses tonuyla imamdan korkan müezzine. Minberden atıp tutmak ya da sağa sola kılıçla vurmak değildir; cananla muhabbettir, o muhabbet ki Muhammed (sav)’den olmuş hâsıl. Bu muhabbete aşina olmayanın gayreti kuru bir kavga, hakikat belledikleri ise ham hayallerdir. Sözün özü bu hayallerle bize nizamat vermeye kalkışanların esiri değiliz ve bu taifenin sonunu beklemekte bizim için kuru bir hayaldir çünkü aşkta aşksızlıkta kardeştir. Biri gündüz, diğeri gecedir. Ona Aşk Eri’nin ”Tasavvuf, başın değil, kalbin secde etmesidir sevgilinin huzurunda’‘ sözünü hatırlattım ve sonra da Hazret-i Eşrefzâde’nin mısra-ı bercestesini:

Edep bir tac imiş nur-ı hüdadan / Giy ol tacı emin ol her beladan.

Sonu gelmeyen sohbetin tüm haklarını İmam Emeklisine bırakarak ayrıldım. Çünkü minarelerden yatsı ezanları okunuyordu. Ah tasavvuf düşmanı imam emeklisi ah! Hala oturduğu yerden konuşuyordu. Sözlerinde tazyikli bir tahkir vardı bize karşı. Cennetin tapusu onun elindeydi sanki! Fudayl b. Îyad hazretlerini hatırladım.

“Ey Fudayl! Falanca senin haysiyetinle oynuyor!” derler.

“Vallahi onu esir alan şeytana kızıyorum” der ve şöyle dua eder:

“Yarabbi! Eğer o kulun doğru söylüyorsa, beni bağışla. Yok, eğer o yalan söylüyorsa onu bağışla!”

Rabbim cümlemizi bağışlasın, ayaklarımızı kaydırmasın, bizi irfan cennetlerinde ağırlasın!

Abdulbari Karabeyeser

Abdulbari KARABEYESER
Abdulbari KARABEYESERabdulbarikarabeyeser@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.