SON DAKİKA

Başkan Yılmaz, Kabir Ziyaretine Katıldı

Genel, Güncel, Manşetler, Özel Haber

Gelişmenin Yolu Düşünceye Tahammül

Bu haber 18 Ocak 2019 - 10:06 'de eklendi ve 26 views kez görüntülendi.

Henüz düşünce aşamasında olan, insanları zorlamayan, illa da” benim gibi düşüneceksiniz” diyerek kaba kuvvete başvurmayan düşünce ve fikir sahiplerine karşı tahammülü olmak gerektiğini düşünüyorum. Saygı ve hürmetten ziyade tahammül diyorum.

Zira tahammül; bize aykırı gelen, inanç ve itikadımıza ters gibi görünen, bizim benimsemediğimiz yaklaşım biçimlerine karşı toleranslı olmak demektir. Aksi takdirde insanlar kendilerini ifade edemez ve fikir üretemezler. Gelişme diye bir şey olmaz. Zaman zaman bu tahammülsüzlük öyle boyutlara ulaşıyor ki, soğuk kanlı ve mantıklı cevap verme, ikna yolunu seçme gibi fikri tartışma yerini kabalığa, kavgaya hatta daha ilerisi linç girişimlerine kadar vardırıyor. Tarihte bunun birçok örnekleri olduğu gibi, günümüzde de İslam dünyasında birbirlerinin ibadet yerlerini bombalayıp, yüzlerce masum insanı katleden alçakça saldırılara sebebiyet verebiliyorlar.

Fikren seviyeli insanlar, etraflarında kendilerini dinleyen ve onların bir parmak işaretlerine bakan tebayı bilgilendirirken kullandıkları üslup çok önemlidir. Kendilerinden farklı düşünen insanlara hücum ederek “kahrolsunlalar, yok olsunlar, sapıklar vs…” gibi dil kullanırlarsa o teba, akılla değil heyecanla hareket eder, onları gördüğü yerde saldırıya geçer, istenmeyen sonuçlar doğar.

Bugün büyük alimler diye bildiğimiz insanlar, kütüphanemizde kitapları yanyana duran insanlar, okadarda birbirleri ile çok iyi geçinen, yağlı ballı insanlar değillerdi. Birbirlerini kıyasıya eleştiren, çok yüksek düzeyde fikri tartışmalar yapan, bu tartışmalar neticesinde saldırılara uğrayıp katledilen, linç edilen alimler olmuştur.

İlmi ve fenni çalışmalar yapılırken, bazı gelişmeleri, icatları ve içtihatları dine aykırı ve Allah ın işine müdahale gibi gören sığ düşünceli daha doğrusu düşüncesiz ham yobazlar, birilerinin de dolduruşuna gelerek nice cinayetler işlemişlerdir. İslam dünyasındaki duraklama ve gerileme dönemleri hep bu cinayetlerle doludur.

Bir zamanlar en aykırı düşünceleri ve eserleri bile tercüme ederek İslam dünyasında düşüncenin önünü açan, fikri ve ilmi gelişmelere fırsat veren bir anlayış, İslam dünyasında nice icat ve keyiflerin hatta içtihatlarn yolunu açmış ve bütün dünyanın imrendiği, batısıyla doğusuyla herkesin istifade ettiği, ilmin, fennin ve medeniyetin merkezi durumuna gelmişken, nasıl oldu da daha sonra tahammülsüz bir bağnazlığa geriledik ve bununla beraber ilmi fenni ve medeniyeti başkalarına kaptırdık. Kaptırmakla kalmadık o ilmi ve fenni adeta ayaklarımızın altına aldık, hatta buda yetmedi onların üzerinde tepindik. Allah cc da İslam dünyasını bu aşağılık duruma düşürdü.

Tarihe bakmalı ve yükseliş ve alçalış dönemlerinin sebeplerini iyi tesbit etmeliyiz. Aslında bu çalışmalar yapılmış. Çoğu tarih kitaplarında duraklama, gerileme ve çöküş nedenleri hep yazılmış çizilmiş. Önemli olan bunları okuyup ders çıkarmak ve o yanlışları tekrar etmemektir. Milli şairimiz ne güzel dile getiriyor:

Geçmişten adam hisse kaparmış… Ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?

“Tarih” i “tekerrür” diye tarif ediyorlar,

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?

İlme ve fikre önem verme ve gelişmelerin önünün açılması İslamın ilk dönemlerinde başlamıştır.

Hz. Peygamber (sav) in Bedir de esir aldığı müşrikleri, on çocuğa okuma yazma öğretmek şartıyla serbest bırakması ne müthiş bir şey. Bir kafirden ne öğrenilir, “onlar bizim çocukların ahlakını, itikadını bozar” dememiş.

Hz. Ömer (ra), Batlamyus un bir eserini tercüme eden Yahya isimli bir alimi taltif etmiştir.

Harun Reşit tercüme edilen eserlere ağırlığınca altın vermiştir. Nizamü l mülk bütün hazinelerini ilmin ilerlemesi için sarfetmiştir. Gazneli Mahmut her beyti birer altına bir şahname yazdırmıştır. Uluğ Bey ise saltanatını ilmin hizmetine adamıştır. Daha çok güzel örnekler vermek mümkündür.

Bütün bu çalışmalar yapılırken, siz zannediyor musunuz ki, o tercüme edilen eserler veya yazılan fikir ve düşünce kitapları, felsefe ve mantık eserleri bütünüyle İslam itikadına ve inancına uygun idiler. Şayet böyle bir ayırma yoluna gidilseydi, bu eserler kazanılamaz ve düşüncenin önü açılamazdı. Okuyan ve akleden insanlar düşünceden korkmazlar. Onlar neyi alıp neyi almayacaklarını çok iyi bilirler. Onlar düşünceye pranga vurmazlar. Hele bir müslüman, Kur an ı Kerim gibi bir bürhanla basireti açılmış, Furkan denen bir meziyete sahip olmuş, doğruyu yanlışı, hakla batılı ayırt etmesini bilen bir mümin fikirden, düşünceden korkar mı? Basit rüzgarlarda hemen yıkılır mı?

O, bir bal arısı gibi en zehirli bir bitkiye bile konsa oradan ne alacağını bilir. Bu seçici davranışı sayesinde insanlara şifa olan balı üretir.

Aykırı düşüncelerin olmadığı yerde fikri gelişme olmaz. Kur an ı Kerim, hak ile batılı yanyana zikreder. Doğruyu seçmeyi, akletmeyi insana bırakır.

“Şüphesiz biz ona yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör ” (insan suresi 3.ayet)

Selam ve dua ile…

 

 

Süleyman FAYDALI
Süleyman FAYDALIsuleymanfaydali@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
R. Can18 Ocak 2019 / 23:34Cevapla

Süleyman faydalı bey, Harika bir yazı. Devamım