SON DAKİKA

Bağbaşı Dört Yol Kavşağında ‘Ağır’ Tehlike

Genel, Güncel, Manşetler, Özel Haber

Gençliğimiz Geleceğimiz Elden Gidiyor

Bu haber 11 Ocak 2019 - 9:49 'de eklendi ve 29 views kez görüntülendi.

Ülkemizde dini eğitimin kifayetsiz olduğunu ve çok vahim bir noktada olduğumuzu söylemek hiçte abartılı bir yaklaşım değildir. Özellikle eğitim gören gençler arasında “deizm” in yaygınlaşması bunun çok bariz göstergesidir. Dünyaya egemen kültürün ve de egemen güçlerin varmak istediği hedef de budur. Bu egemen güçlerle entegre olmaya çalışan bütün toplumlar, kendi kimliklerini elinde sonunda mutlaka kaybederler. Onlarla işbirliği yaparken, neyi alıp neyi almayacağınıza iyi karar verip gerekli direnci gösteremezseniz elinizde “bizim” diyebileceğiniz hiçbir değeriniz kalmaz. Bütün değerlerinizin bizzat “bizden” dediğiniz insanlar eliyle yok edildiğini seyredersiniz.

Bütün dünyayı etkisi altına alan internet dünyasının genel olarak okullarda verilen eğitim ve öğretimleri adeta etkisiz hale getirdiği de inkar edilemez bir gerçektir. Sadece okul çağında olanlar değil aslında tüm insanımız, kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla internet denen sanal dünyanın kirli bilgi bombardımanı ile karşı karşıyadır. O ortamda sunulan bilgilerin doğruluğunu test etme, sağlam bir süzgeçten geçirme, doğrusunu yanlışındn, düzgününü eğrisinden ayırt etme imkanı malesef çok zayıf. Okumayı adeta unutmuş olan bu toplum, internet kanalıyla gelen bulanık bilgilerle hareket etmekte, o bilgi ve haberlerin doğruluğunu araştırmadan hemen kabul etme gafletine düşmektedir. Bu yanlış bilgilenme bir de paylaşımla daha büyük kitlelere ulaşmakta ve adeta toz duman bir hava oluşmakta, İşte böyle bir havada kurtlara gün doğmaktadır. Adeta kalabalıkta sıkılan bir kurşunla ölen insan gibi, kurşunu kimin sıktığı adeta bilinmemekte ve vurulanın kim vurduya gittiği gibi, internet ortamında atılan bilgi ve haberlerinde kimler tarafından ne maksatla atıldığı unutulmakta ve böylece hiç alakasız gündemler oluşmaktadır.

Böyle bir dezenformasyonla karşı karşıyayız. Dolayısıyla eğitim ve öğretimde ulaşılmak istenen hedef de malesef sadece kağıt üzerinde kalmaktadır.

İlk ve orta dereceli tüm okullara konulan din ve değerler eğitimi dersleri elbetteki belli amaçlar düşünülerek konmuştur. Bu milletin evladı manevi değerlerini, tarihini, dinini, kitabını, Allah ını, Peygamberini doğru olarak öğrensin ve bunlara sahip çıksın. Birlikte yaşamayı, paylaşmayı, sevgi saygıyı öğrensin. Büyüğünü küçüğünü tanısın. Vatanına milletine sahip çıksın vs. gibi hedefler amaçlanmıştır. Fakat gelin görün ki bu amaçlar bir türlü gerçekleşememektedir.

Örneğin: İmam hatip liseler, müfredat gereği dini öğretim ağırlıklı, hem imam hatipliğe hem de yüksek öğretime eleman yetiştirmeyi amaç edinmiş okullardır. Lakin bu okullardan mezun olanların ancak çok az bir kısmı bu formata uygun eğitilebilmektedir. Üniversiteye gitmek hedef olunca dini derslerin birçoğu es geçilmekte, adeta önemsenmemektedir.

Bu okullarda okuyan öğrenciler, özellikle dini derslerin (Kur an ı Kerim, hads, tefsir, fıkıh, arapça) gereksiz olduğunu söyleyebiliyorlar. Bu bakış açısına ve kanaate nasıl varıyorlar, bunu sorgulamak lazım. Bir şeyin gereksiz olduğu kanaatine varılırsa, artık ona önem verilir mi?

Bu okulları tercih eden veliler, çocuklarını bu okullara niçin veriyorlar. Şayet çocuklarının bu kanaate ulaşacaklarını ve bu dersleri ıskalayacakladını bilseler böyle bir tercih yaparlar mıydı? Böyle bir anlayışa dönüşüm nasıl oluşmaktadır? Bunun sebepleri tesbit edilmeli ve tez elden tedbirler alınmalıdır. Bu okullarda, olmazsa olmaz dersler öğrenciler tarafından niçin sevilmez ve gereksiz görülür?

Mevcut laik ve liberal sistem insanları faydacı (yani menfaatçi) bir anlayışa, zihniyete zorluyor. Bu zihniyetin düşüncesinde matematiksel hesap yapılır. Her şey kar(kazanç) odaklıdır. Kazanç getiren her şey mübahtır. Haram helal, meşru veya gayrimeşru ayırımı yoktur. Dünyaya egemen sistem bunu empoze ediyor. Bu bakış açısını etkisinde kalan gençler “Madem ki biz üniversiteye gitmeye hazırlanıyoruz. Üniversite giriş sınavlarında mezubahis olan derslerden soru çıkmayacak, öyleyse bu dersler gereksizdir.” diye düşünüyorlar. Bu zihniyetin varabileceği nokta burasıdır.

Bu okullara gelen öğrencilere, bu okulların var oluş amaçlarını misyon ve vizyonunu yeterince anlatamaz, onları manevi yönden yeterince motive edemez ve sistemin kucağına bırakırsanız, onlardan arzu edilen fedakarlığı bekleyemezsiniz. Bizim sandığınız bu gençler birde bakmışsınız Jöntürkler gibi düşünmeye ve AB ve ABD nin kümesine yumurtlamaya başlamışlar.

Bu okullarda görev yapan idareciler ve özellikle meslek dersleri öğretmenleri bu meseleye kafa yormalı ve gerekli tedbirleri almalılar. Müfredatta olan dersleri öğretmeye başlamadan önce, bu derslerin gerekliliğini, bunlar bizim var oluş sebebimiz. Şayet bu dersler olmazsa bu okulların bir anlamının kalmayacağını çok iyi izah etmek, onların gönlüne önce bu sevgiyi yerleştirmek, zorundadırlar.

Kur an ı Kerimi okumayı öğretmeden önce, onun nasıl bir kitap olduğu ve bir müslüman için vazgeçilmezliği, onsuz gerçek bir Müslümanlığın olamayacağı, onun bir hayat kitabı oluşu, gerçek kazancın bu kitabın okunup anlaşılmasıyla elde edileceğini, hangi mesleği yaparsak yapalım başucu kitabımızın Kur an ı Kerim olması gerektiğini, onun bize hem dünya hem de ahiret mutluluğunu kazandıracağını, asıl büyük gün olan hesap gününde ondan hesaba çekileceğimizi bu öğrencilere anlayacakları seviyede anlatmaları gerekir. Onlara Kur an ı Kerim öyle sevdirilmeli ki ellerinden bir daha düşmeyecek şekilde başucu ve aşvuru kitabı olmalıdır.

Zorla yenen yemeğin faydadan çok zarar vereceği gibi, sevdirilmeden dayatılan hiçbirşeyinde faydası olmaz.

Cenab ı Allah tüm gayretlerimizi rızasına muvafık kılsın. Selam ve dua ile…

Süleyman FAYDALI
Süleyman FAYDALIsuleymanfaydali@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Ali Ucar11 Ocak 2019 / 11:30Cevapla

Harikasın hocam Allah senden razi olsun.

N.Yilmaz11 Ocak 2019 / 12:13Cevapla

“Mevcut laik ve liberal sistem insanları faydacı (yani menfaatçi) bir anlayışa, zihniyete zorluyor”

Bu durum değerlerin taşıyıcısı olduğunu iddia edenlerin eliyle yapılmış olmasi asıl mesele…