SON DAKİKA

GÜNCEL OLAYLAR ÜZERİNE BAZI DEĞERLENDİRMELER

Bu haber 09 Kasım 2018 - 8:32 'de eklendi ve 36 views kez görüntülendi.

Günümüzün en aktüel konusu Cemal Kaşıkçı cinayetidir. Şeytanın bile aklına gelmeyecek bir yöntemle işlenen Kaşıkçı cinayeti, Araplar hakkında zaten var olan asabi (ırkçı) söylemlere iyice kapı araladı. ” Bedevi Araplar, bunlardan ancak bu beklenir, lanet olsun) gibi bir ırkı hedef alan ve parçalanmış İslam ümmetini birbirinden daha da uzaklaştıran söylemler, hiçte İslam ahlakıyla bağdaşmayan söylemlerdir. Suçun şahsiliği esastır. O, kukla ve abd uşağı yöneticiler bu cinayeti, öyle zannediyorum ki yine abd ve onun cinayet şebekesi cia ve mossad gibi örgütler işletmişlerdir. Suudi yönetici ahmaklar da bu oyuna gelmişlerdir. Suud lardan daha fazla para koparmak ve daha başka hedefler de belirlemelrine rağmen, hedeflerin hepsi tutmadı.

Anlaşılan hedef Türkiye idi, ama Suud lar ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Ve bu rezillikten nasıl sıyrılacaklarını da bilmiyorlar. Belki Suudi Arabistan da bir veliaht değişimiyle ve cinayeti işleyenlerin tasfiyesi ve cezalandırılmaları ile bu konuyu kapatma yoluna gidebilirler.

Bu cinayetle Suud lar iyice ABD nin oyuncağı haline geldiler. Bir yandan Suudi yöneticilere sahip çıkarken, Bir yandan da çomak gösteriyorlar. Bu sayede milyarlarca dolarlık anlaşmalara imza attırıyorlar.

İsrail bile Suudi lerin yanında yer alarak adeta bu cinayeti onaylamış oldu. Her gün Filistin de masum insanları hunharca katleden haydutlar çenesinden başka ne beklenir ki? Bölgedeki tüm olumsuzluklarda, terör örgütlerinin oluşmasında, onların finanse edilmesi ve işledikleri cinayetlerde siyonist İsrail in parmağı olduğundan zerre kadar kuşkum yoktur.

İslam dünyasının içinde bulunduğu dağınıklık ve acınası halimiz bizi ciddi ve samimi düşünmeye ve ilk numune olan Asr ı saadet toplumunu anlamaya ve o numune uygulamaları tekrar hayatımıza aktarmayı gerekli kılmaktadır.

İslam dünyası bizi, yani Türk milletini bir umut olarak görmeye başladılar. Fakat bizim bu umuda karşılık vermede yeterli olduğumuz söylenemez. İslam coğrafyasının sıkıntılı bölgelerine bazı maddi yardımlar ulaştırıyoruz. Lakin İslami söylemler ve bilgilendirme konusunda fikri alt yapı yetersiz. Müslümanların bir sürü yokluklar ve yoksulluklar yapmalarına rağmen hala birbirleri ile boğuşuyorlar. Bir vahdet oluşturarak, ümmet bilinciyle gerçek düşmana bir türlü yönelemiyorlar. Önce onları birbiri ile kardeş yapacak İslami söylemlere ihtiyaç var.

Geçenlerde Diyanet İşleri Eski Başkanı Prof Mehmet Görmez in bir konuşmasında dile getirdiği, önce asabi söylemlerden vazgeçmek, İslamın çocuğu olduğumuzu, İslam düşüncesi etrafında birleşerek, onun dışındaki aidiyetleri bir kenara bırakarak Ümmet bilinciyle hareket etmek gerektiğini yeterince içimize sindirerek ve bu söylemi öne çıkarmamız gerekiyor. Yine onun aktardığı Sahabeden, şu numune olayı aktarmak istiyorum.

Mescid-i Nebevi de bir grup müslüman bir halka oluşturmuş konuşuyorlar. Aynı mescitte başka bir tarafta bir sahabi direğe yaslanmış tek başına oturuyor. Halkada oturan sahabiler, şöyle bir teklifte bulunuyorlar ” herkes nesebini, soyunu sopunu bize anlatsın ”

Birisi: Ben Mudar kabilesindenim. Falan oğlu, falan oğlu falan diyerek bütün atalarını sayıyor.

Diğeri: Ben Temim kabilesindenim. Falan oğlu falan oğlu falan diyerek atalarını sayıyor.

Diğeri: Ben Evs kabilesindenim. Falan oğlu falan oğlu falan diyerek atalarını sayıyor.

Bir diğeri: Ben Kureyş tenim. İnsanların en şereflilerindenim. Falan oğlu falan oğlu falan diyerek bütün atalarını sayıyor.

O esnada direğe yaslanmış tek başına oturan Selman a soruyorlar. ” Ya Selman, senin hasebin, nesebin nedir. bize anlatırmısın”? O şöyle diyor :

Ben Selman, İslamın çocuğuyum. dedikten sonra, gözleri dolarak şöyle devam ediyor. – Ben dalalette idim Allah beni Hz. Muhammed (s.a.v) le hidayete erdirdi. Ben çok fakirim Allah beni Hz. Muhammed (s.a.v) le zenginleştirdi. Ben köle idim Allah beni Onunla özgürleştirdi. İşte benim hasebin, nesebim, soyum, solum budur.

orada bulunan Hz. Ömer (r. a) ayağa kalkıyor ve ” Benim de soyumu, sopumu öğrenmek istermisiniz? ”

-Ben İslamın çocuğuyum ve İslam oğlu Selman ın kardeşiyim. (Beyhaki, şuubu’l-İman)

İşte biz İslam ın bu Tevhid düşünce ve söylemine sahip çıkar, o inanç etrafında kenetlenir, başka aidiyetleri bir kenara bırakır, o, ayrıştırıcı düşünceleri İslamın önüne geçirmezsek, Ümmet bütünlüğünü yeniden sağlar ve tarihteki güçlü pozisyonumuza yeniden ulaşırız.

İslam dünyasındaki Ümmet şuurunun yeniden canlanmasının farkında olan dünya müstekbirleri, tekrar kavmiyetçilik putunu harekete geçirmeye çalışıyorlar. ” Andımız” üzerinden koparılan fırtına da bu komplonun bir parçasıdır.

Kur an da hiçbir kavmin üstünlüğünden söz edilmez. Üstünlüğün ancak takva ile olacağı belirtilir.

”Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerliniz, O na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır. ” (Hucurat 13.ayet)

Farklılıklar ilahi bir rahmettir. Rum suresi 22.ayette de ” Dillerinizin ve renklerinizin ayrı olması O nun varlığının ve kudretinin delillerindendir. ” buyuruyor

Ayrı niteliklere sahip olanlar Allah ın taksimatına razı olur, ırk ve renk ayırımı yapmaz, kendi ellerinden olmayan bu farklılığı üstünlük veya aşağılık sebebi saymazlar.

Peygamberimiz (s.a.v) bir hutbesinde:

”Sizden cahiliye ayıplarını ve kibrini gideren Allah a hamdolsun. Ey insanlar! Tüm insanlar iki gruba ayrılırlar. Bir grup iyilik yapan, iyi olan ve kötülükten sakınan ve sakındıranlardır. Bunlar Allah nazarında değerli olan kimselerdir. İkinci grup ise günahkar ve isyankar olanlardır. Bunlar da Allah nazarında değersiz olanlardır. Yoksa insanların hepsi Ademin çocuklarıdır. Allah Ademi de topraktan yaratmıştır. Herkes atalarıyla öğünmekten vazgeçsin (Tirmizi, Hucurat suresi tefsiri)

 

Süleyman FAYDALI
Süleyman FAYDALIsuleymanfaydali@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.