HAÇLI TERÖRÜ SİYONİZM KOKUYOR | Kırşehir Aşıkpaşa Gazetesi

SON DAKİKA

“Gün Birlik Olma Günüdür”

Genel, Güncel, Manşetler

HAÇLI TERÖRÜ SİYONİZM KOKUYOR

Bu haber 23 Mart 2019 - 9:01 'de eklendi ve 17 views kez görüntülendi.

Hak-batıl mücadelesi, ila yevmil kıyam devam edecektir. Önemli olan, bu mücadelede safını iyi belirlemek ve ait olduğun yerin farkında olmaktır.

Kendini hakkın safında görenler acaba gücü nispetinde davasına destek veriyor mu? Katkıda bulunuyor mu? Olaylar karşısında duyarlılığı ve tepkisi hangi seviyededir? “Müslümanlar bir vücudun uzuvları, bir binanın tuğlaları gibidirler” düsturu, Müslümanlar için ne ifade ediyor? Gerçekten Müslümanlara yönelik zulüm ve katliamların acısını nefsimizde hissedebiliyor muyuz? Acaba bu zulümlerde bizim ihmallerimizin bir payı var mı? Veya bu zulüm ve katliamların son bulması için biz kendimize düşeni yapıyor muyuz? Tüm bu soruları kendimize sorarak, sorumluluğumuzun bilinciyle hareket ediyor muyuz?

Yeni Zelanda’da yapılan katliam ne ilktir ne de son olacaktır. Önce bu olayın adını iyi koymak lazımdır. Bu olay; cinnet geçiren bir meczubun kendini kaybederek işlediği alelade bir cinayet değildir. Bu bir haçlı terörüdür ve planlı bir şekilde işlenmiştir. Cinayeti işleyen Hıristiyan terörist bunu günlerce ve hatta aylarca önceden planlamış, bunun için yaptığı hazırlığı medyada bile paylaşmıştır. Nitekim 70 sayfalık bir dokümandan söz ediliyor. Buna rağmen Yeni Zelanda emniyeti olayı ciddi takip etmemiş, adeta olayın seyircisi olmuştur. Bu demektir ki; Müslümanlara yönelik bir eyleme, bilerek sessiz kalmışlardır. Batı dünyası yani haçlı zihniyeti bunu hep yapmaktadır. Bu, onların eskiden beri bilinen tavırlarıdır.

Katin arkasındakiler, bu görüntülerle, tüm batılı ülkelerde yaşayan azınlık Müslümanlara, İslam dünyasına ve özellikle de Türkiye’ye bilinçli bir mesaj vermeye ve akıllarınca korku salmaya çalışmışlardır.

Bu katil ve arkasındaki katil sürüleri, beyinleri çıkarılmış ve özellikle bu tür cinayetler için kurgulanmış, insan görünümlü vahşi hayvanlardır. Hıristiyanlık adına yaptığı imajı verilmeye çalışılsa da aslında Emperyalizmin hesabına yapılmış, özellikle de terör devleti İsrail Siyonizminin işledi katliamları daha çok hatırlatıyor.

Beyrut kasabı Ariel Şaron, Menahem Begin ve Netanyahu gibi katil Siyonistlerin yönetimlerini çağrıştırıyor. Dünya çapında cinayetler işleyen bu katillerin yetişmesinde ve yönlendirilmesinde İsrail’in ve onun cinayet şebekesi Mossad’ın kesin parmağı vardır diye düşünüyorum

Ariel Şaron, 1953’te bir Filistin köyünü basıp 60 sivili katleden, ayrıca Sabra ve Şatilla’daki Filistin mülteci kamplarını basıp savunmasız insanları, sayıları henüz tespit edilemeyen ama binlerle ifade edilen, çoğunluğu çocuk ve kadınlardan oluşan masum insanları katleden bir insan kasabıdır. Diğerleri de benzer cinayetlere imza atmışlardır.

Onlar bu tür eylemlerle İslam’ın yayılışının önüne geçebileceklerini ve Müslümanları korkutabileceklerini sanıyorlar. Oysa ölümü şahadet bilen bir dinin mensupları asla bu tehditlerden korkmazlar. Şahadet, toprağa ekilmiş bir tohum gibidir. Yeni hareketlerin oluşmasına zemin hazırlar. Aliya İzzet Begoviç’in dediği gibi “Bizi toprağa gömdüler. Fakat tohum olduğumuzu bilmiyorlardı.”

Batının yani haçlı zihniyetinin en büyük hedefi, Müslümanları kendi kimliklerinden, tarihlerinden koparıp onları kimliksiz ve kişiliksiz bir hale getirmektir. Nitekim kültür emperyalizmi ile büyük ölçüde bunu başarmış durumdalar. Ellerinde medya gücünü, teknolojiyi sonuna kadar bu amaç için kullandılar, kullanıyorlar.

Şu bir gerçek ki; İslam dünyası, ipi kopmuş tesbih taneleri gibi darmadağınık, günübirlik hayat yaşıyorlar. Plansız ve programsız, hatta savunmasız, yutulmaya hazır lokma durumundalar.  Büyük çoğunluğunun eğitimi, ekonomisi savunması, tarımı, mimarisi… Millî olmaktan uzak, tamamıyla gayrı milli ellere teslim edilmiş durumda. Gençlerimiz batı hayranı, adeta babasının katiline aşık olmuş genç kız gibi, ne yaptığının, nereye gittiğinin farkında değil. Aslında uygulanan eğitim politikalarıyla böyle olması çok da anormal değil. Ne ekersen onu biçersin.

Önemli olan, bu işin farkında olanların bu işe ciddi bir neşter vurmalarıdır. Şayet ciddi bir müdahale ile bu kanser tedavi edilmezse, elimizde “bizim” diyebileceğimiz bir gençlik kalmayacaktır.

Son olaylar göstermiştir ki; onlar hem kendi tarihlerini hem de bizim tarihimizi çok iyi biliyorlar. Tarihte Müslümanlardan yedikleri tokatları, Müslümanların fethederek onlardan aldığı toprakları asla unutmuyorlar. Tekrar o yerleri Müslümanlardan geri almak ve Müslümanlardan intikam almak gibi hayallerinden asla vazgeçmiyorlar. Paramparça olmuş İslam dünyasındaki bazı gafiller ve hainler de onlara yardımcı oluyorlar.

Önemli olan, içimizdeki yozlaşmanın ve kültür emperyalizminin farkına varıp öze dönük çalışmalar yapmaktır. Dinimize ve değerlerimize sahip çıkmaktır. Biz, içimizi düzeltmeyi başarırsak,, dış güçler bize bir şey yapamayacaklardır. Bizim içimiz çürümüşse o zaman asıl yıkım gerçekleşmiş demektir.

Dinimizin temel kaynağı Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz ne buyuruyor:

“Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. Siz doğru yolda olunca, sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Artık o size, yaptıklarınızı haber verecektir.” (Maide Suresi, 105. Ayet)

Yani siz önce kendinize bakın, kendi durumunuzu gözden geçirin. Allah’ın ipine yani Kur’an’a, sımsıkı sarılın. Siz, sırat-ı müstakim üzere olursanız, Yüce Allah’ın sizin için hayat tarzı olarak belirlediği ölçülere uyarsanız, bu konuda titiz davranırsanız, sizi saptırmaya çalışanlar asla muvaffak olamazlar.

Sizi belki öldürebilirler fakat hayat tarzınızı asla değiştiremezler. Sizi İslam’dan asla döndüremezler. Müslüman olarak ölürsünüz. Müslüman kalmayı başarmak ve Müslüman olarak ölmek çok önemlidir. Zira Yüce Allah şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Allah’tan, ona yaraşır şekilde korkun ve Müslümanlar olarak can verin.” (Al-i İmran Suresi, 102. Ayet)

Yeni Zelanda’da ve dünyanın diğer yerlerinde, inançlarından dolayı katliama uğrayıp şehit olan Müslümanlara Allah’tan rahmet diliyor, mazlum ve masum insanların, içinde bulundukları zulümden kurtulup, insan onuruna yakışır bir hayata kavuşmalarını niyaz ediyorum.

Yüce Allah, olaylara İslam basireti ile bakmayı, olayları doğru tahlil edip uygun adımlar atmayı özellikle Müslümanlara nasip etsin.

Selam ve dua ile…

Süleyman FAYDALI
Süleyman FAYDALIsuleymanfaydali@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.