SON DAKİKA

Başkan Yılmaz, Kabir Ziyaretine Katıldı

Genel, Güncel, Manşetler, Özel Haber

İnsanlığa Söylenecek Sözümüz Her Zaman Vardır

Bu haber 07 Ocak 2019 - 9:44 'de eklendi ve 36 views kez görüntülendi.

Sözün bittiği yerde kavga başlar veya söyleyecek sözü olmayanlar işi zorbalığa döker. Bizler vahiy medeniyetinin çocuklarıyız. Şayet o vahiyden güzel beslenir ve onun inşa ettiği örnek insan Hz. Muhammed (sav)’i iyi tanır, iyi anlar, onun insanlık ile olan mücadelesinde takip ettiği metodu iyi kavrarsak bütün söz ve davranışlarımız hem doğru olur hem de usul açısından güzel olur. Dolayısıyla ikna edici ve barışçı olur. Kavgasız, gürültüsüz, suhuletle güzel sonuçlar alırız. Buna rağmen kavga yani savaş olmaz mı? Elbette olur. O da, söz dinlemeyen, zorbalığa baş vuranlar için son çaredir.

“Kitabı oku” ile başlayan Müslümanların sözü kolay kolay bitmez. Her durum ve şartta söyleyecek bir sözleri muhakkak vardır. Zor kullanmak acizlerin, daha doğrusu söyleyecek sözü olmayanların başvuracağı bir yöntemdir. Söyleyecek sözü olmayanların genelde dinlemeye de tahammülleri olmaz. “Söyletmen vurun” derler.

Hz. Peygamber (sav)’in karşısında müşrikler en çok onun konuşmasından rahatsız oluyorlardı. O, Kur an okurken, söyledikleri anlaşılmasın diye gürültü yaparak engellemeye çalışırlardı. Bu durumu Kur’an-ı Kerim bize şöyle haber veriyor:

“İnkar edenler, “bu Kur’an’ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın. Umulur ki bastırırsınız (galip gelirsiniz)” dediler.” (Fussilet Suresi 26.ayet)

Çünkü; o konuştuğu zaman akıl ve mantık devreye giriyor, akıllar ikna oluyor; insanlar, içinde bulundukları gafletin ve yanlışın farkına varıyor, yanlışları sorgulamaya başlıyor, insan olduğunun, kukla olmadığının farkına varıyor, yanlışların ve haksızlıkların karşısına dikiliyor, kısacası akıl ve vicdanı olanlar hakkın yanında yer alıyorlardı.

Bu açıdan bakıldığında, hep etrafındaki insanlara emirler yağdıran, kendini diğer insanlardan ayrıcalıklı gören, hep başkalarının sırtına basarak yükselmeye alışmış müstekbirler, Hz. Peygamber (sav)’in konuşmasından rahatsız oluyorlardı.

Hz. Peygamber efendimizin güzel davranışlarından biri de söz söyleyenleri sonuna kadar dinlemesiydi. Bu yüzden ona “kulak” diyorlardı. (yani, her söze kulak verir ve dinler anlamında)

Hz. Peygamber (sav) hiçbir insanı küçümsemez, konuşmasını kesmez, konuştuğu kişiye tam olarak yönelir, onu ciddiye alır ve sonuna kadar dinlerdi. Necran Hıristiyanları’nı bizzat Medine’ye çağırmış, Mescid-i Nebevi’de onlarla günlerce konuşma yapmış ve aralarındaki birçok problemi, savaşa gerek olmadan çözmüştür. Bütün savaşlarında toplam ölenlerin sayısı 400 civarındadır. Mekke’nin fethinde Müslümanlar iki şehit vermiş, müşriklerden altı kişi ölmüştür. Uyguladığı güzel taktik ve ikna edici konuşmalarıyla şehri kansız olarak fethetmiştir.

Münafıkları bile dinler, zahiren söylediklerine itimat eder, ona göre karar verirdi. Onların içten ne düşündüklerini çok merak etmez, niyetlerini okumak gibi bir tutum sergilemezdi. Münafıklar bunu bildikleri için “o, her sözü dinler, yalan mazeretler söyleriz, sonunda bir de yemin ederiz, böylece bizi affeder” diyorlardı. Savaşlara, seferlere katılmamalarına çeşitli bahaneler uydururlardı.

Aslında onların savaşlara katılmamaları bir bakıma iyiydi. O münafıklar şayet savaşa katılsalar fitne çıkarır ve Müslümanların gücünü zayıflatırlardı. Nitekim Uhud savaşına önce katılmış sonra yolda 300 kişi ile ayrılarak Müslümanların gücünü zayıflatmışlardı.

Sözde üslup da çok önemlidir. Doğru nice sözler vardır ki, sadece üslubunun ve ayarının olmamasından muhatabına ulaşmaz ve ziyan olur. Doğru sözü yanlış üslupla sunduğunuz zaman hem söze hem de muhatabına haksızlık etmiş olursunuz. Bu açıdan tebliğcilerin çok dikkatli olmaları icap eder.

Yunusumuz ne güzel söylemiş:

Söz ola kese savaşı, Söz ola kestire başı,

Söz ola ağulu aşı, Yağ ile bal ide bir söz.

Anadolu’da söylenen bir atasözümüz vardır. “Samıyı kırdıran da, öküzü durduran da, ”oha”sözüdür.” Yani bu kelimenin telaffuz biçimidir.

Söze nereden başlayıp nerede bitireceğimiz de önemlidir. Öncelik, sonralık önemli olduğu gibi üslup da önemlidir.

Rivayet edilir ki, bir ağa veya bir padişah bir rüya görmüş. Epeyce endişeye kapılmış. Rüyasını tabir etmeleri için bazı hocalar çağırmış. Rüyasını anlatmış. Dinleyen hocalar: “Eyvah efendim! çok fena şeyler olacak, bütün sülalenizi öldürecekler, tek başınıza kalacaksınız” diye yorumlamışlar. Padişah bunlara kızmış. Kimisini zindana attırmış, kimisini idam ettirmiş. Sonra bir alim padişahın rüyasını şöyle yorumlamış. “Efendim sülalenizde en uzun ömürlü siz olacaksınız. Ailenizde herkesin ölümüne şahit olacakzınız. Allah ömrünüzü uzun ve bereketli kılsın” demiş. Sonuç itibariyle diğer hocaların söylediklerini farklı bir üslupla ifade etmiş. Padişah bu alimi cezalandırmak yerine ödüllendirmiş.

Yine güzel veciz bir söz; “vusulsüzlük uzulsüzlüktendir.” Yani, istenen hedefe ulaşamamak yanlış metotdan veya metotsuzluktandır.

Sözlerin en güzeli Allah ın sözüdür. O’nun sözünü sertac edersek elbette O da bizi mahcup etmeyecektir. Sözümüzün güzelliği O’nu ve Resulünü ölçü aldığımız kadardır.

Şu ayetlerle sözümü noktalamak istiyorum:

“İnsanları Allah’a çağıran, güzel ve yararlı işler yapan ve “ben Müslümanlardanım” diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir ” (Fussilet suresi 33.ayet)

” Onlar sözü dinlerler, en güzeline uyarlar. İşte Allah’ın doğru yola ilettiği kimseler bunlardır. Akıl sahibi olanlar da bunlardır.) (Zümer suresi 18.ayet)

Selam ve dua ile…

Süleyman FAYDALI
Süleyman FAYDALIsuleymanfaydali@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.