SON DAKİKA

Pazar Fiyatları Bu Haftada Halkı Memnun Etmedi

Genel, Güncel, Manşetler, Özel Haber

Elektrik Kesintisi Yapılacak

Genel, Güncel, Manşetler

Koltuk Tutkunları

Bu haber 20 Şubat 2020 - 9:15 'de eklendi ve 154 views kez görüntülendi.

Koltukların sihirli bir cazibesi mi var ne?

Oturan bir daha kalkmak istemiyor.

Yeter artık benden sonrasına devredeyim diyen hiç yok.

Bağışıklık yapıyor, tiryakisi olan kalkmıyor.

Oturana kaşıntı yapıyor gibi.

Yıllarca koltuklarda oturanları ya ölüm, ya da darağacı kaldırıyor.

Bunların birçokları seçimle geldim, seçimle gitmem diyor.

Sadıkta her türlü alavereyi, dalavereyi meşru görüyor.

Koltuk belasına her türlü boyaya giriyor, eşinden, dostundan yakınlarından oluyor.

Yinede koltuğumda koltuğum diyor.

Bunlarda koltuk tutkusu öyle bir hastalık olmuş ki, bırakma şansları hiç yok.

Bazılarında ilkokullarda sınıf başkanlığıyla başlıyor ölene kadar, sürüyor.

Türkiye genelinde olduğu gibi, Kırşehir’de koltuk tutkunlarını görmekteyiz.

Bu koltuk aşkı nasıl bir duyguysa, yaşı on sekizi de istiyor, yaşı yetmiş işi bitmişi de istiyor.

Nasıl bir koltuk sevdasıymış bu akıl ermiyor.

Nefis hep ben o koltuğa laiğim diyor.

Yıllardır aynı koltukta olanlar bir türlü inmiyor.

Her seçimde koltuk uğruna nice elleri öpüyor.

Yeter ki koltuğumda inmeyim diye her yöne dönüyor.

Yani koltuk olsun da ne olursa olsun.

Koltuk olsun da bir numara küçük olsun.

Koltuk olsun da kadifeden, deriden, bezden, naylondan, plastik sandalyeden olsun.

Fark etmez diyor.

Bir koltuk verilsin de içeriği fark etmiyor.

Yeter ki koltuk olsun!

Nasıl bir koltuksa tarih boyu kavgası hiç bitmemiş.

Uğruna binlerce savaşlar yapılmış ne canlara kıyılmış.

Türkiye de uğruna ihtilallerin yapıldığı, hükümetlerin düşürüldüğü,

altı sefer gelip, yedi sefer gidildiği, pazarlıklar yapıldığı, koltuğa oturan kişinin ipe gittiği bilinse de ille koltuk aşkı.

Çünkü o koltuk Kemal Sunal’ın ‘Koltuk Belası’ filmini hemen hepimiz izlemişizdir.

Türkiye’de makam ve mevki sahibi olmanın, kıytırık bir koltuğu ele geçirmenin insanı nasıl da değiştirdiğini, hatta nasıl çıldırttığını anlatan, “Güleriz ağlanacak halimize” dediğimiz, bugün bile güncelliğini koruyan güzel bir filmdir.

Seyredilmeye değer bir yapım.

Ülkemizde makam ve mevkilerin, koltukların gereksiz kişilerce işgal edilmesinin faturasını toplumca hep ödedik ve ödemeye de devam ediyoruz.

Yine eskilerin bu konu ile ilgili çok güzel bir tabiri vardır:

“Ne oldum delisi olmak”…

Bende bunlara koltuk delisi olmak diyorum.

Koltuğa gömülen sonrasında telefonlara çıkmamalar, randevu vermemeler, tanımazdan gelmeler, tepeden bakmalar, falan filan.
Koltuğa oturan görevlere gelen veya seçilen arkadaşlarımızda aradan geçen “belli” bir süre sonra bazı marazlar ve huy değiştirmeler tezahür etmeye başlıyor.

Koltuk mu bunları değiştiriyor, bunlar mı koltuğu değiştiriyor bunu görüyoruz.

Koltuklar makamlar hep aynı değişen oraya seçilmişler.

Peki, bu ani değişim ne zamana kadar devam ediyor?

Pek tabidir ki elde ettikleri veya seçildikleri o makam ve mevkileri kaybedene kadar…

Koltuktan düşene kadar…

Bunlar uğruna neler verdikleri koltuklar ellerinden alınınca suda çıkmış balığa dönüyorlar.

Uzun süre etkisinde kurtulamıyorlar etrafta vekilim, başkanım, müdürüm diyen gözleri arıyorlar.

Zafer ÇAM 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.