SON DAKİKA

Manidar Olaylar ve İstatistiksel Manidarlık

Bu haber 09 Şubat 2019 - 9:11 'de eklendi ve 557 views kez görüntülendi.

İstatistik hayatımızın her alanında karşımıza çıkıyor. Bayramlarda trafik kazası istatistikleri, seçim öncesi anket istatistikleri, nüfus istatistikleri, kadın ve çocuk tacizi istatistikleri, hastalık ve hasta istatistikleri, bakıma muhtaçlık istatistikleri, engelli istatistikleri, vs. Buna rağmen p-değerini tanıyanların ve anlamını bilenlerin sayısı fazla değildir. Benden duymuş olmayın, bilim insanlarının bile p-değerini bilmediğini iddia eden – yabancı – bilim insanları vardır. Biz nezakete önem verdiğimiz için kimsenin kafasına “bu işi bilmiyorsun” demeyiz. Sivrisineğin sazıyla konuşmayı severiz. Ben gerontologum ve sadece gerontologlar hakkında konuşabilirim. Gerontolog meslektaşlarımız arasında istatistiği “yalamış yutmuş” dediğimiz tipler, p-değerini o kadar iyi bilir ki, anlatamam. Neyse gelelim bizim gerontologlar açısından zurnanın son deliği olan p-değerine.

11.Şubat 2016’da LIGO-Experiment astrofizikçileri büyük keşiflerini açıkladılar. İlk defa uzayın derinliklerinden gelen güçlü sinyalin, Einstein’ın yaklaşık 100 yıl önce çekim dalgaları hakkında ileri sürdüğü öngörü ile mükemmel bir şekilde örtüştüğünü duyurdular. Medyanın 5,1 Sigma gücündeki sinyale geniş yer ayırması dikkat çekti. Bulgunun “manidar” olduğu ve çekim dalgalarının varlığının kesin olarak kanıtlandığı açıkladılar.

İstatistiğin araçları ile hesaplanan böyle manidar değerler, bugün medyada ve araştırmacılıkta sanki “hakikat sınırı” gibi kabul edilmektedir. Ama kim manidarlığın hikayesine bakarsa, görecektir ki, Doğa Bilimlerinde büyük keşifler manidarlık hesaplarından bağımsızolarak gerçekleştirilmiştir.

Manidarlık, hakikatin sınırı hariç her şey olabilir. Manidarlığın sözde kesin olan sınırları aslında tamamen hissiyata dayanmaktadır.

20.Mayıs 1747. İngilizler Fransa’yı ablukaya almaya çalışıyor. İngiliz gemisi SalisburyBiscay Koyu’nda devriye geziyor. İçinde 50 top, 300 bahriyeli ve meşe ağacından yapılmış tıka basa dolu yüzlerce fıçıda yiyecek ve içecek var. Bahriyelilere tayın olarak günde 500 gram ekmek, 3,5 litre bira, haftada 2 kilogram dana eti, 1 kilogram domuz eti, 1 kilogram mercimek, 1,5 litre yulaf unu, 170 gram tereyağı ve 340 gram peynir veriliyor. Fakat sekiz haftadır kara yüzü görmemiş olan askerlere günde adam başı 5000 kalori verseniz de kar etmiyor. “On iki hasta adamı üst güverteye sevk ettim”, notunu düşüyor geminin doktoru James Lind. “Vakalar birbirine daha fazla benzeyemez. Hepsinin diş etleri çürümüş, üzerleri leke dolu. Dizlerinde derman yok.”Lind açısından bu mükemmel bir manzaraydı. Çünkü iskorpitin sebebini bilmek istiyordu. Bahriyelilerin durumu birbirine ne kadar çok benzerse, uygulanacak tedavilerin etkilerini gözlemlemek de o kadar kolay olacaktı.

Lind, hasta bahriyelilere her gün aynı menüyü veriyordu, ama bir farkla: İkişerli gruplara ayırdığı bahriyelilere elma şarabı, elma sirkesi, biraz sülfürik asit, deniz suyu, Hindistan cevizi unu ya da iki portakal veya bir limon veriyordu. Sonuç ise çok şaşırtıcıydı. 1753’te kaleme aldığı raporda şöyle diyordu: “En hızlı ve en başarılı etkiyi meyveler gösterdi. Altı günde bahriyelilerden biri görevinin başına dönebilecek hale geldi. Plymouth’a geri dönerken ikincisi de iyileşti.” İngiliz donanmasına ait her gemide 1795’ten beri limon suyu katılmış sıvı alkol bulundurulmasınınsebebi Lind’in deneyleridir.O zamandan beri neredeyse hiçbir denizci iskorpite yakalanmamıştır.

Lind’in katı deney kurallarının uygulandığı ilk deneyi yapan bilim adamı olduğu kabul edilir. Fakat raporlarında tablolara, istatistiksel rakamlara veya istatistiksel manidarlık değerlerine rastlamak mümkün değildir. Lindi’in deneyleri 170 yıl sonra bile iyi kurgulanmışsa ve efektleri kesinse inandırıcılığını korumayı başarmıştır. Pilin elektrokimyasal temelleri, elektromanyetik, radyoaktivite ve röntgen ışınları, bitkilerin hücrelerden meydana geldiği ve bölünme yeteneği, Samanyolu’ndan başka galaksilerin yer aldığı evrenin genişlediği, dolayısıylabir başlangıcının olduğu sonucuna varılan bu 170 yıl içerisinde bilim, istatistiksel manidar değerlere (p-değeri) ihtiyaç duymamıştır.

Kaynak:

Honey, Christian (2018). Eine signifikante Geschichte. Spektrum Kompakt 02.18, s.6-13.

Avatar
Prof. Dr. İsmail TUFANismailtufan@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.