MEALCILERIN ve MODERNİSTLERİN MAKAMI MAKSÛDU | Kırşehir Aşıkpaşa Gazetesi

SON DAKİKA

MEALCILERIN ve MODERNİSTLERİN MAKAMI MAKSÛDU

Bu haber 28 Temmuz 2020 - 10:54 'de eklendi ve 109 views kez görüntülendi.

Marmara İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof.Ali Köse ;muknî bir delil ,sadra şifa bir açıklama ve müşahhas bir misal vermeden hakim ve azgın seküler azınlığın hoşuna gidecek bir şekilde “Bir fetö gitti binlerce fetö geldi” deyiverdi…Hem de devletin kanalında…Peki bu büyük iddiasını ispat edecek somut ne söyledi? Hiçbir şey…Türkiye’deki ana omurgayı teşkil eden Müslüman camiayı zan ve töhmet altında bırakacak büyük laflar etmek her babayiğidin (!)işi değil…Şayet bu iddiasını ispat edecek somut şeyler söylese ve hangi cemaatleri kastettiğini açıklasaydı tutar bir dalı olabilirdi iddialarının. Öyle ya ;en basit hukuk kuralıdır: Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Maksadının bazı tarikatlar olduğunu karine yoluyla anlamak ve bazı cemaatlere hamletmek mümkün ancak öyle genel ifadeler ve ithamlarla –adeta kendileri dışındaki – bütün Müslüman grupları zan altında bırakıyor ki…Mücadele içinde olduğu cemaatlere karşı seküler kurumlara sırtını dayamak ve tüm cemaatleri hedef göstermek ne kadar ahlaki bir tutum, onu da okuyanların idrakine bırakıyorum… Sayın Köse ve onunla aynı cephede saf tutan modernist kafalı, tarihselci ,mealci, tevilci ve dahi sistem kutsayıcısı ne kadar ilahiyatçı varsa ,Batı’ya, onların modern biadatlarına ,tuğyanlarına,şirklerine,dünyadaki sömürücü faizci ,katil batıl düzenleri aleyhine bir sözlerini ,bir cümlelik açıklamalarını duyan varsa beri gelsin…

Avrupa’yı,medeniyetini ve dahi her şeyini cilalarken ABD sömürgesi İslam ülkelerini, coğrafyayı ( aslında değerlerini)ve insanını kötülüğün ve terörün kaynağı olarak gören yaklaşımlarını duymak insanı umutsuzluğa sevk ediyor…İşte ,Müslüman ülkelerde revaç bulan modernist,”Kurancı”, tevilci, sünnet düşmanı, tarihinden ,coğrafyasından ve ait olduğu medeniyetten bu kadar ikrah eden anlayış sahipleri maalesef – deizm dinine hizmet etmekten başka bir şey yapmıyorlar aslında…

Vakti zamanında -teşbih, yaklaşım, hareket tarzı ve sonuçları bakımından veriyorum örneği yoksa Islamla Hıristiyanlığı kıyaslamak için değil- Luther ‘in katı Katolik inancında yaptığı her şey yeni Mutezile müntesiplerince yapılmaya çalışılıyor. Mutezileyi refere eden ve fakat onlardan da i’tizal eden azgın ve sapkın bir güruh olmanın ötesinde rasyonalist ve modernist bir o kadar da pozitivist “cumhuriyetçi” ,ilahiyatçı seçkinler esasında Mutezileye de muhalefet ediyorlar… Mesela Mutezilî alimlerden birisi yoktur ki Salavat-ı yağcılık olarak nitelesin veya sünnet-i(hadisi) külliyen reddetsin .Açık ayetleri ipe sapa gelmez şekilde tevil etsin…Allah’a hamdetmeyi, Peygamberimize salatı ve selamı, sahabeye rahmet dilemeyi dillerinde ve kitaplarında eksik ettiklerini göremezsiniz…Sahabeyi “radiyallahu anhum/Allah onlardan razı olsun!” diye zikrederler…Muhalefetlerini de yaparlar ancak naklî ve aklî bir delile dayanmadan işkembeyi kübralarından sallamazlar…

Başa dönersek Luther ilâhi kitabın otoritesi diye kilisenin (aslında dinin uzun yıllara dayalı geleneğini) otoritesini yıkıp yerine seküler otoriteyi ikame etti…Kurancıların(mealci) çoğunun mevcut rejime bağlılıklarını yineleyip durmalarını bu bağlamda düşünmek lâzım gelir…Kutsal Kitabı herkesin anlayacağı ve yorumlayacağı düşüncesi- ki Luther in seküler ideolojisini ikame etmek için yıkmak zorunda olduğu bir kaleydi- son noktada köklerden koparak yorumlayana kalmış renksiz ve etkisiz bir din Ihdas etmekten başka bir işe yaramazdı; öyle de oldu…M.Luther’in yaptığı/yıktığı üçüncü esas da Hakim /yargıç Tanrı (iman edip iyi işler yapan kulları ödüllendirip inkar eden ve kötü ameller işleyen

kulları da cezalandıran) anlayışını yıkıp yerine Merhametli Tanrı inancını da yerleştirmekti. Sadece iman etmek aklanmak için kâfi görülecekti… Tanrıya(İsa’ya) inanmak kurtuluş için yeterli olunca amele ne gerek var; sonunda deist olmak en akıllı durak (!).

İman denilen de Hz.İsa’nın Tanrı kuzusu (haşa) olduğu ve bütün insanlığın bağışlanması için çarmıha gerildiği saçmalığından başka bir şey değildi… Bizdeki yeni Protestan din adamlarının söylemlerine ve iddialarına baktığımızda yapmaya çalıştıkları şeyin planlı olduğunu düşünmemek elde değil. Bütün bu planlı atraksiyonların ;asırlara baliğ ,ümmetin hafızasında kayıtlı kelime, kavram ve ibadetlere yönelik yapılan saldırılar, kavramların içinin boşaltılıp keyfe keder bir biçimde yeniden doldurma ve alimlerle alay etmeye odaklandığını görürüz. Aslında olan; dünyanın 15.16.yy.da Avrupa’da (muharref) Hristiyanlık dininde şahit olduğu sekulerizmin 21.yy.da Türkiye’de, (Hak)İslam dini üzerinde ve yeni bir anlayışla tatbikatından ibaret…

Yaşar Nuri Öztürk’ün 1990’da yayınlanan “Kuran’daki İslam” kitabının yayınlanmasından günümüze gelene kadar yaşanan ve çoğunun da proje olduğu belli olan İslam merkezli tartışmaların hiçbirisi “Kuran daha iyi anlaşılsın, toplum İslam’a sımsıkı bağlansın, kanunlar, kurallar, ahlaki ilkeler ,ekonomik uygulamalar, yönetim vs. İslam’dan neşet etsin , hepimiz daha iyi Müslümanlar olalım” diye yürütülmedi ki. Evet, ağzını açan “aslında Kuran şöyle diyor; şimdiye kadar yanlış ve şirk içinde bir Müslüman toplum ve cehalet içinde bir Müslüman idraki vardı,biz gerçek İslam’ı, Kuran İslamını savunuyoruz” diye bağırıyor lakin ne hikmetse çağırdıkları şey de Kuran’ın yalın anlamı değil;kendi batıl yorumları…

Ben bunların cemaziyel evvellerini ve ciğerlerini biliyorum ve sorumlu bir Mümin olarak ciddiye alıyorum;siz de alın lütfen…

MUSA ŞAHİN

Musa ŞAHİN
Musa ŞAHİNmusasahin@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.