Modern Çağın Hayatımızdan Kovduğu  En Yakın Kişi :Anne | Kırşehir Aşıkpaşa Gazetesi

SON DAKİKA

Nazım Hikmet Unutulmadı

Genel, Güncel, Manşetler

Modern Çağın Hayatımızdan Kovduğu  En Yakın Kişi :Anne

Bu haber 11 Ekim 2019 - 9:12 'de eklendi ve 412 views kez görüntülendi.

“Biz o insana anne-babasına güzel davranmayı tavsiye ettik Annesi onu zahmetle karnında taşıdı ve zahmetle doğurdu Onun taşınması ile sütten kesilmesi otuz aydır Nihayet olgunluk çağına ulaşıp kırk yaşına girdiği zaman: “Ey Rabbim, beni öyle yönlendir ki, bana ve anneme-babama verdiğin nimetine şükredeyim ve hoşnut olacağın iyi bir iş yapayım Soyumdan gelenleri de benim için iyi kimseler eyle Çünkü ben, gerçekten tevbe ile Sana yüz tuttum ve ben gerçek müsümanlardanım ” der ”     Ahkaf Suresi/15
Faniler arasında en muazzez varlık anadır. Anne,yeryüzünde dolaşırken gökteki bir baş ve Cennet de ayaklarının altındadır.

Ana vardır binbir zorlukla taşıdığı, doğurduğu beslediği büyüttüğü uykusunu yolunda feda ettiği evladıyla abideleşir.Ana vardır evladıyla perişan olur,onların kadir kıymet bilmezliği sonunda derbeder olur.

Bütün anaların, pabucununun tozu gözlere sürme kadar aziz ve ayaklarına sürülen yüzler  her tasadan azadedir.

Müslüman olan,“melekannelere” saygıda kusur edilmemelidir;diğer analar ise bu hükmün dışındadır.Öyle mi?

Halbuki Cenabı Hak: “Biz insana, anne-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir Çünkü annesi onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur Önce bana, sonra da anne-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur Dönüş ancak banadır Lokman Suresi/14
buyuruyor. Hiç bu ayeti kerimede annenin babanın inancından bahis var mı?

Başka bir ayette de : ”…….Eğer bana şirk koşman için seninle mücadele ederlerse onlara itaat etme;fakat dünyada onlarla maruf bir şekilde geçin.!” Müşrik ana baba bile olsa en güzel geçim içinde bulunmak emrolunuyor.

Duası  insanın önünde bir ışık ,ilahi bir koruma kalkanı,herişinde kolaylık sunan sihirli bir değnektir . İlenci,bedduası ahı ise insan için dünyada ve ahirette perişanlık ve hüsrandır.

Anne, hayatta yeri doldurulamayan ve yokluğunda en fazla ihtiyaç duyulan tek varlıktır. Herkesin hayatında vazgeçilmez olan anneler, ne yazık ki, yaşarken   pek dikkate alınmaz,kıymet verilmez.

Pek çok değerin unutulduğu, aile ve toplumsal esasların yerle bir olduğu çağımızda, üzülerek ifade etmeliyiz ki, anne hakkı da umumi yozlaşmadan nasibini almaktadır. İnsanın ilk başta hürmet etmesi gereken en  mukaddes varlık olan anne, yük olarak görülmekte ve kimsesi yokmuş gibi huzur evlerinde huzursuzluğa terk edilmektedir.

Yaşını başını almış analar,sadece birilerinin bakımı için mi çocuklarıyla birlikte yaşamalıdır ?Tabiiki hayır.Her anne sadece bakım istemez aynı zamanda kendi çocuklarının yanında yaşamak,torunlarını sevmek onlarla vakit geçirmek ister.Hayatının sonbaharında çocuklarıyla,torunlarıyla mutlu  ve huzurlu  bir şekilde yaşamak ister. Onlar gözünün önünde olsun ister.

Çocuklarını bağrına basamayan, torunlarını kucağına alamayan, ihtimamla büyüttüğü ciğerparelerini sevemeyen, sisli camların ardında puslu gözlerle yollara bakan anneler en büyük acımızdır maalesef..

21.yy.ın hastalıklarından birisi de ana-babaların evlatlarının evlerine sığamaz oluşudur.Müslüman kadınların ,hem de tesettür içindeki kadınların, kocalarının atalarını evlere sığdıramamasının hangi tür imanla ve anlayışla telif edildiğini anlayabilen beri gelsin  lütfen.Böyle bir delaletin yaygınlaşmasında  “Kadın hakları koruyucusufahiklerin “ çağdaş ve mesnetsiz fetvalarının etkisi yadırganamaz.Neymiş ; “ kadın kocasının elbisesini yıkamak,ütülemek,yemeğiniyapmak,evitemizlemek,çocuğabakmak,kocasının anne babasının yanında katlanmak zorunda  değilmiş. Tersi de vaki…Maalesef Batı’nın bizim için biçtiği elbiseye ne zaman tav olmuşsak toplumsal herc ü merc kaçınılmaz olmuş. İşte kökünden kopuk tepkici vaziyet almaların aile yapımızı getirdiği nokta budur.

Günümüzdeki büyüklere karşı  yaygınlaşanhurmetsizliğin en büyük sebeplerinden birisi de üzülerek söylemeliyim ki medyadır.  Milletimizinörfüne,adetine ,manevi değerlerine  ve toplumsal yapısına uygun olmayan diziler, filmler, ailelerüzerinde olumsuz etki yapmakta ve aile yapımızı bozmaktadır.

Annelerimizin çevresinde bir sığıntı gibi  yaşamak zorunda bırakıldığı, ağzı var dili yok,yetersiz ve gereksiz bir kişiler olarak görülmesi de Peygamberimizin haber verdiği  Ahiret alametlerinden biridir.

Aslında bizler ana babalarımızla olan alakamızla geleceğimizi kurmuş oluyoruz.Bizler hayırlı evlat olur  ,annelerimizle  müsbep ve  sıcak bir dostluk  kurarsak bizim çocuklarımız da ihtiyaç duyduğumuz her an bizimle beraber olacaktır.

Fedakarlığın ,başkasına tahammül etmenin sabrın,vefanın beş para etmediği bir anlayış git gide yayılmakta ve tüm toplumu esir almaktadır.

Bundan dolayı  aileler çocuklarının yetişmesine çok önem vermelidir.İyi çocuk yetiştirmek çocukları dersanelere göndermek, iyi elbiseler almak,onların her dediğini yapmak değildir.Onların hangi dizileri seyrettiğinden tutun da kiminle arkadaşlık yaptığına;hangi gıdalarla beslendiğinden nerde vakit geçirdiğine kadar herşeyiyle ilgilenmek zorundayız.

Unutmayalım ki çocuklarımızı layıkıyla , özenle yetiştirirsekaynen Hz Zekeriyya’nın   bir bitki,bir çiçek yetiştirir  gibi ihtimamla yetiştirdiğiHz.Meryem  misali ,iffet timsali , Cennet kadınlarına , örnek yüce bir insan yetişirmiş oluruz..Yoksa bugün haberlerde seyrettiğimiz,gazetelerde okuduğumuz anasını babasını hunharca katleden, bedbaht caniler yetiştirmemiz işten bile değil

Sadece karnı doyurularak,manevi değerlerin öğretilmeden  büyütülen çocuklar hem kendi hayatlarında mutsuz olurlar hem de ana babalarına yüz karası .

Cennetimizi de Cehennemimizi de bu dünyada taşıyoruzaslında  ve yaşamımızın içinde saklı bir çok imtihanla onları hakediyoruz.

Yüce Rabbimiz İsra suresi 23ve 24. Ayetikerimelerde  bakın ne emrediyor:

   “Rabbin sadece Kendisine ibadet etmenize ve anne-babanıza, Allah’ın sizi görmekte olduğu bilinci içinde mümkün olan en iyi şekilde davranmanıza hükmetti
Eğer onlardan biri veya her ikisi yaşlanmış olarak yanınızda bulunuyorsa sakın varlıklarından veya onlara hizmetten bıkkınlıkla kendilerine ‘Öf!’ diyecek ölçüde bile kötü söz söyleme!
Onları azarlama ve daima onlara karşı tatlı dilli ve gönül alıcı ol!”

      “İkisine de merhametle tevazu kanatlarını indir Ve şöyle de: “Ey Rabbim! Onların beni küçükten terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et

Şanı büyük Nebi(as) ne buyurmuştu:

 “Burnu sürtülsün! Burnu sürtülsün! Burnu sürtülsün!” Bu dehşetli ikazüzerine huzurunda bulunanlar, “Kimin burnu sürtülsün ya Rasûlallah?” diye sordu Cevap şöyle geldi: “Ramazan’a girip de ondan günahları bağışlanmış olarak çıkamayanın; yanında anne-babasından biri veya ikisi ihtiyarladığı halde, onların gönlünü kazanarak Cennet’i hak edemeyenin; yanında ismim anıldığı halde bana salât ü selâm getirmeyenin

Ne mutlu  burnu sürtülmeden bu dünyadan göçenlere….

Musa ŞAHİN

Musa ŞAHİN
Musa ŞAHİNmusasahin@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.