Okumaya Değer Bir Hayat Öyküsü | Kırşehir Aşıkpaşa Gazetesi

SON DAKİKA

“Gün Birlik Olma Günüdür”

Genel, Güncel, Manşetler

Okumaya Değer Bir Hayat Öyküsü

Bu haber 21 Şubat 2019 - 17:30 'de eklendi ve 17 views kez görüntülendi.

Belki biraz özel gibi olsa da, anlatmaya değer bulduğum için anlatmak istedim. Unutulup gitmesini istemedim. Belki örneklik teşkil eder düşüncesiyle dile getirmeyi düşündüm.

Rahmetli annem ve kayınvalidem yirmi yılı aşkın bir süre benimle beraber kaldılar. Hanımım, Allah ondan razı olsun, onlara çok iyi baktı. Dört tane çocuklar beraber, onları da çocuklarından ayırmadı. Onların her isteğini ve ihtiyaçlarını giderme konusunda azami gayret gösterdi. Aslında onları memnun eden ve huylarına, sularına göre davranan hanımdı. Ben öğretmen olmam hasebiyle genelde okulda olurdum. Evde iki yaşlı ve çocuklar, her birinin ayrı ayrı ihtiyaçları ve istekleri olurdu. Hanım sabah erkenden kalkar, akşama kadar, hatta gece yarılarına kadar hiç oturmadan koşuştururdu. O zaman evlerimizde kalorifer de yoktu. En az iki yerde soba yanardı. Hele banyo işi ayrı bir külfetli olurdu. Banyo soğuk olduğu için, sobanın yandığı odanın ortasına büyük bir leğen koyar, hem çocukları hem de o iki ihtiyarın banyolarını yaptırırdı. Onların saçlarını tarar, sonrasında da saçlarını güzelce örerdi, tırnaklarını keserdi. Ben de bu durum karşısında ona ‘’Allah senden razı olsun, sen olmasan bizim halimiz nice olurdu, elin kolun dert görmesin, çocuklarınla birlikte hayırlı, mutlu ve uzun bir ömrün yaşayasın inşallah’’ diye dua ederdim. Oda aynıyla mukabele ederdi.

Annelerimin huyları da birbirine biraz zıttı. Biri sıcağı sever, diğeri fazla sıcağı sevmezdi. Biri tuzlu yer, diğeri tuzsuz yerdi. Biri çok konuşur, diğeri çok az konuşurdu. Buna rağmen hanım, onları memnun etmeyi başarırdı. Tabi olarak bende elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışsam da işlerin büyük çoğunluğu onun elinden geçerdi. Uzun süre evimizde çamaşır makinemiz bile yoktu. Bütün çamaşırlar elde yıkanırdı. Onların kuruması da ayrı bir problemdi. İlk defa merdaneli bir çamaşır makinesi aldığım zaman hanım ne kadar sevinmişti…

Çeşitli illerde görev yaptım. Görev yaptığım yerlerde benim ev halimi bilenler, gerçekten duruma çok hayret eder, ayrıca takdir ederlerdi. Örnek bir aile olarak her yerde anlatırlardı. Evimizde ziyaretçi de eksik olmazdı. Annelerimi görmeye gelenler çok olurdu, bütün kardeşlerim, akrabalar gelirlerdi. Tam bir bayram yaşanırdı. Bayramlarda daha da bir ziyaretçi yoğunluğu olurdu. Akrabaların dışında tanıyan bütün eş-dost yaşlıları ziyarete gelirlerdi. Onların hayır duasını alırlardı. “iki yaşlıya bakan gelin” diye bilinen hanımı da merak edip gelenler oluru. Duruma şahit olanlar, dua edip ayrılıyorlardı.

Onlar, güler yüzlü, elleri ve dilleri tespihliydi. Dillerinden dua eksik olmazdı. Annem, ilahi söylemeyi ve dinlemeyi çok severdi. Okuması yoktu ama hafızası çok güçlüydü. Telaffuzları yanlış olsa da çok ezberi vardı. Hoşuna giden bir şey duyunca onu torunlarına yazdırır, saklardı. Zaman zaman onları çıkarır, okutur,  dinlerdi. Dinlediklerini de ezberler, daha sonra bize anlatırdı. Kayınvalidem de sessiz sakin, namazında niyazındaydı. Benim çocuklar imam-hatipte okudukları için, onların Kur’an okumalarına bayılırdı. Kur’an okumayı öğrenmek istedi. Yetmiş yaşını geçmiş olmasına rağmen               “Ben Kur’an-ı Kerim okumayı öğrenmek istiyorum, bana yardımcı olun” dedi. Kur’an alfabesi aldım ve öğrenmeye başladı. Her gün torunlarından birini yanına alır, onlarla beraber saatlerce ders yapardı. Biraz uzun sürdü ama sonunda okumayı başardı. O’na büyük boy bir Kur’an-ı Kerim aldım. Sevinçle O’nu kucağına alır, önce öper alnına koyardı, saatlerce uğraşırdı. Hem torunları hem de ben zaman zaman okumasına yardımcı olurduk. Sayfasını bitirmeden bırakmazdı. Öylece hatim yapmayı başardı. Seksen küsür yaşında 2002’nin Şubat ayında vefat etti. Bulunduğum ilde Kırşehir Kümbet altı mezarlığına defnettik. Allah gani gani rahmet eylesin. Son altı ay felçli yattı ve yine hanımım annesine gözü gibi baktı, hiçbir acizlik göstermedi.

Ondan üç yıl sonra da yani 2005’te de annem vefat etti. Annemin son anına kadar hafızası yerinde, namazı niyazındaydı. Anneme, annem olmasından öte, ayrı bir minnettarlığım vardı. Zira ben öğrenci olarak okurken, daha imam-hatip ortaokulundaydım, babam felç olmuştu ve annem ona dört yıl bir çocuk gibi bakmıştı. O’nun hiçbir dediğini iki etmedi. O’nun saç ve sakal tıraşını elleriyle yapardı. O’nun koluna girer gezdirirdi. Kılık kıyafetine ve temizliğine çok dikkat ederdi. O’na bir beyefendi muamelesi yapardı. Babam biraz asabiydi, annemi zaman zaman döverdi. Bunlara rağmen annem onu memnun etmek için her türlü fedakârlığı yapardı. 1974’te vefat etti. Allah O’na da gani gani rahmet eylesin. O sebeple anneme ayrıca minnettarımdır.

İhtiyarların vefatından sonra zamanla ziyaretçilerimiz azaldı. Onların bereketi bir başkaydı. Onlar yanımda iken tatlı bir yorgunluğun dışında ciddi bir sıkıntı yaşamadım diyebilirim. Ailemle ve çocuklarımla huzurlu ve mutlu bir hayat sürmemde onların hayır dualarının büyük payı olduğuna inanıyorum. Keşke daha çok yaşasalardı da daha çok dualarını alsaydık diye düşünüyorum. Anne ve babaların hakkı ödenmez. İnşallah onları hoşnut ve razı etmişizdir. Şayet onlara karşı kusurlarımız olduysa Yüce Allah’tan af ve bağışlanma diliyorum.

Cenab-ı Allah herkese anne ve baba duası almayı nasip etsin. Selam ve dua ile.

Süleyman FAYDALI
Süleyman FAYDALIsuleymanfaydali@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.