Ölüm | Kırşehir Aşıkpaşa Gazetesi

SON DAKİKA

Nazım Hikmet Unutulmadı

Genel, Güncel, Manşetler

Ölüm

Bu haber 09 Nisan 2019 - 9:29 'de eklendi ve 445 views kez görüntülendi.

Ölüm, gerçek bir kurtuluş mu yoksa biz insanlara verilmiş bir musibet mi? Bu sorunun cavabını yıllardır arayıp dururum. Dünyaya gelişimizin bir gayesi mutlaka vardır çünkü yaradan bizleri boşu boşuna yaratmamıştır. Bizlerin de bu yaşadığımız dünyaya katkımız vardır hemde küçümsenmeyecek katlılarımız vardır. Bundan hiçbir şüphemiz yoktur ki her insan bir melek vasfıını da taşımaktadır, bunu da unutmamak lazım. Niçin yaratıldık? Öncelikle bu sorunun cevabına bir göz atalım. Yaratıldık çünkü yüce yaradan öncelikle kendisinin dünyada ve evrende yarattığı güzelliklerin bilinmesini istemektedir. “Elestü bi rabbiküm” ayetine de bizleri muhatap alarak iradeyi biz kullarına vermiştir. Sonunda ölümün var olduğunu ve kendisine döneceğimizi, emirlerine tam manasıyla uyanları cennetine koyacağını uymayanları da cehennemine koyacağını ayetleriyle bildirmiştir. Gelelim yaradanın bizlerden neler istediğine. Aslında bizden istenen pek fazla bir şey yoktur. Bir kıssa ile açıklamaya çalışayım. Musa Peygamber Tur Dağı’na çıkıp yaradanla kunuştuğunda yüce yaradan sorar “Ya Musa benim için ne yaptın?” Musa peygaber de “Ya Rab, senin için namaz kıldım, oruç tuttum, zekat verdim…” İnsanoğlunun yerine getirmesi gereken vecibeleri saymaya devam ederken Yüce yaradan: “Ya Musa benim için bir yoksula bir bardak su verdin mi? Bütün bu saydıkların zaten senin borcundu. Oruç da namaz da kendi vücuduna yarayan güzelliklerdir. Sen benim için bir düşküne yaptığın güzelliklerden bahset.” diye buyurur. Demek ki sevgili okurlarım Allah’ın bizlere verdiği görevler bizim için fayda sağlayan güzellikler oluyor. Öyleyse yapılması gereken pek yorucu bir görev vermemiş yaradan biz kullarına. Asli görevlerimiz sadece bizim sağlığımız ve insanı kâmil olmamız için verilmiş güzelliklerdir. Bu güzellikleri harfiyyen yaparsak bizleri nasıl bir yaşama götürür bu konuyu açmaya çalışalım. Beşer olarak bu emirlere uyduğumuz zaman, dünya hayatında maddeden uzaklaşır, birbirimizi sever, birbirimize saygı duyarız; ticari ilişkilerimiz ve yaşantımız mükemmel olur; insandan insana asla zarar gelmez. Bunları yaparken de mutlaka rehberimiz olan Kur’an’ı okuyup okuduğumuzu anlayıp anladığımızı da düşünmeliyiz. Okuduğumuzu anlayıp da düşünmüyorsak bu emirleri yerine getirirken daima zorlanırız ve kendimizi tembelliğe sevk ederiz. Ne diyor Hazret-i Peygamber: “İki günü bir olan bizden değildir.” Demek ki hareketli bir hayat yaşayarak verilen ömrü sonlandırmalıyız. Demek ki alışverişlerimizde asla yalana mahal vererek insanları kandırma yoluna gitmemeliyiz. Şayet bir gıda üretiyorsak üretilen gıdanın özelliğine ve güzelliğine dikkat etmeliyiz.

Uzun söze ne gerek, her insan bir hizmet eridir. Yaptığımız hizmetlerde asla yanlışa mahal vermemeliyiz. İşte, bütün bu kuralların öğrenileceği yer de Hazret-i Kur’an’dır. Kur’an’ı okuyup ve emirlerine harfiyen uyarsak gerçek olur bütün bunlar. Dilimizde Kur’an varken aklımızda şeytanlığa asla mahal vermemeliyiz. Ancak o zaman gerçek insan olmanın sırrına erebilir. İşte, ölüm, bu yolda bu emir ve yasaklar ışıgında yaşanan bir ömür sonunda yüce bir armağan. Nasıl olsa belli bir zaman sonra yaşadığımız zaman bitecek, hayat denen güzellikler sonlanacak. Bir ilim sahibi bir hocam bir nasihatinde aynen şöyle diyordu: Ömür tamamlandığı zaman can ayak ve bacaklardan çekilmeye başlar, göğüs de köprücük kemiğine dayandığında verilen emirleri yaşamayan insan bağırmaya başlar: ‘Yok mu bana yardım edecek biri?’ diye fakat ne çare ki sesi asla duyulmaz ve çırpına çırpına ruhunu Azrail’e teslim eder. Hakk’ın emirlerini yaşayan insan ise can köprücük kemiğine dayandığında ölüm acısın hiç duymaz, gözleri gideceği yerin güzelliğine odaklamış vaziyette, sevinerek ruhunu teslim eder.” O hâlde ölüm, yaradanın verdiği emirleri yaşamayan isyankâr insana en büyük musibet, Hakk’ın emirlerini yaşayan insana sonsuz bir mükâfattır.

Hâl böyle makalenin özüne uygun şiirimi siz kıymetli okurlarıma sunmayı bir görev arz eder sonsuz saygılarımı sunarım.

OLMAYA GELDİK

Fanidir şu dünya ölümse gerçek,

Okuyup emrini açmaya geldik.

Koşmayanlar Hakk’a nerden bilecek,

Hayat köprüsünden geçmeye geldik.

 

Cahilden uzak dur yol sorma köre,

Yok eder ömrünü sen düşme şerre,

Çalarsa kapını vermez ki süre,

Sevgi çeşmesinden içmeye geldik.

 

Kin tutma kimseye görsen de zarar,

Yaradan kulunda hep sevgi arar,

İnsanlar gönülde saraylar kurar,

Yalandan dolandan kaçmaya geldik.

İşlenen günahın tövbesi vardır,

Nereden dönersen orası kârdır,

 

Hakk’ın emirleri şereftir şandır,

İyiyi kötüden seçmeye geldik.

Hasadını yılların biçerler bir gün,

Yatırıp kabire geçerler bir gün,

Sevdiğin canlardan seçerler bir gün,

 

Ömrün tarlasını biçmeye gekdik.

Dumanoğlu der ki dertte bir yanım,

Hak yoluna aksın sel olsun kanım,

Kara toprak olur bir gün mekânım,

Ruhlar âlemine göçmeye geldik.

Murat DUMAN
Murat DUMANmuratduman@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Murat duman 09 Nisan 2019 / 11:36 Cevapla

Asik paşa gazeteşine teşk ederim kaleme aldığımız duygularimizi halkımızla bulusturuyor