SON DAKİKA

5 Ekim’de B20 Küresel Diyalog Toplantısı Yapılacak

Genel, Güncel, Manşetler, Özel Haber

Rektör Karakaya 1. Türk Eğitim Kongresine Katıldı

Bu haber 28 Aralık 2018 - 13:36 'de eklendi ve 25 views kez görüntülendi.

Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Vatan Karakaya Yıldız Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen Eğitimde Milli Kimlik ve İdeal İnsan Modeli Arayışları temalı 1. Türk Eğitim Kongresine katıldı. Eğitim Fakültesi Yunus Emre Konferans Salonunda gerçekleşen kongrede Rektör Karakaya ” İbn-i Sina’nın Metafizik Anlayışından Modern Matematiğe Bir Bakış” konulu sunumunu gerçekleştirdi.

Rektör Karakaya sunumda: “Her medeniyetin gelişim evrelerinde yıldızlaşan bazı ilim insanları vardır. O medeniyeti inşaa eden değerlerin felesefesini yaparak değerleri yerli yerine koyar ve düşünceyi berraklaştırır. İbn Sînâ’da yaşadığı dönemin ilmi problemlerini derinliğine işlemiş ve metotda kavuşturmuştur bir filozoftur. Yaşadığı dönem, miladi 980-1037 yılları arasında olan İbn Sînâ, Matefizik, Mantık, Felsefe, Matematik ve Tıp alanında önemli eserler vermiştir. Onun yolundan giden ve takipçisi olan bir çok tarihi şahsiyet olarak Ömer El Hayyam, Nasruddin Tusu ve Fahrettin Razi gibi şahsiyetlerden bazılarını sayabiliriz. Ayrıca İbn Sînâ’nın eserleri 12 yüzyıldan itibaren çeviriler yoluyla batı bilim dünyasına kazandırılmış ve yüzyıllar boyunca batı yükseliş döneminin hazırlanmasında da bir misyon üstlenmiştir.

Bu çalışmada bizim amacımız, İbn Sînâ’nın metafizik konularını açıklarken kullanmış olduğu matematik ve ona bağlı matematiksel bakıştan günümüz matematiğine bir projeksiyon yapabilmektir.

Öncelikle Metafizik kavramını kısaca tanımlayarak konuya giriş yapmak yerinde olacaktır.Genel anlamıyla metafizik “Tabiatın ötesindeki şeyin ilmi” olarak verilmektedir. Diğer bir tanımda, İbn Sînâ’nın ifadesiyle “Varlık olmak bakımından varlık’ın ilmi” şeklinde verilmiştir. Metafizik tanımı gereği doğa ilimleri ve matematikten sonra öğrenilmesi gereken bir ilim dalı olarak tanımlandığı için biz matematiğin bu ilim dalında kullanımı üzerinde yoğunlaşacağız. Ayrıca metafizik ilminde kullanılmış matematiğin günümüz modern matematiğinde benzerlik ve farkları nelerdir? Bu soruların cevaplarını ortaya çıkarmaya çalışacağız.

Matematiksel olarak tarif ettiği boyut kavramı için atom bile kaba kalmaktadır. Çünkü boyut kavramı noktalar kümesi olarak tarif edilir. Tanım olarak Nokta çapı olmayan şeydir. Yani ölçü içermez. Ama burada noktalar kümesi olarak Reel sayıları tarif ettiğimizde bir gerçeği ifade etmemiz gerekir. Rasyonel ve İrrasyonel sayıların durumunu nokta anlamında açıklamak yerinde olacaktır. Rasyonel sayılar bir cisimden parça sayma işlemidir. Yani bir ekmeği ortadan bölerken bıçağın bölme işlemi olarak ifade ettiğimiz “defa”, “kere” ifadelerinin karşılığıdır ve ölçü içermezler. Ama bölünmüş ekmek parçası bir ölçü olduğu için onun gösterimi irrasyonel olarak ifade edilir ve genel adı da Reel Sayılardır. Biz ölçü içeren sayıların yani irrasyonel  sayıların yerini  henüz tespit edemediğimizden soyut bir eşleme ile irrasyonel sayılarında reel doğruda olduğunu söylüyoruz. Matematik olarak esasında doğru dediğimiz tek boyutlu yapı bu irrasyonellerin oluşturduğu uzunluktur. İrrasyonel sayıların oluşturduğu sayı kümesini sayamadığımız için yer de tayin edemeyecek durumdayız. Dünyayı oluşturan görünür ve görünmez nesneler üç boyut ve cisim olduklarından cisim kendini meydana getiren noktalar kümesi olarak alınan tek boyut yada yine noktalardan oluşan iki boyutta duyu bilgisine açık olmadığı için görünür nesne türünden değildir.Bu kavramlar  yani  reel  doğru bilkuvve( düşünce ve fikir halinde) var olan ve yukardaki özellikleri taşıyan bir sistemin cisim temsilcisidir yani modelidir.  Gözümüzle görebildiğimiz her şey bir cisimdir. Tahtaya çizdiğimiz reel doğru bir cisimdir çünkü çizdiğimiz çizgiyi görebildiğimiz için cisimdir yani üç boyutludur. Ama boyutlarının ikisi çok küçük olduğu için uzunluk kısmıyla biz tek boyut gibi düşünüyoruz ve doğru parçasına model olarak gösteriyoruz. Bir önceki paragrafta reel doğrunun irrasyonel sayıların oluşturduğunu söyledik ve buna tek boyut dedik. Bu doğruları üst üste yan yana hangi yön ve konum olursa olsun kesiştirdiğimiz de iki boyutlu olan düzlemi elde ederiz. Bu haliyle bile görünen yada görünmeyen, üç boyuttan oluşan cisim niteliğine erişmediği için onu yine cisimlerle benzetim yaparak yani modelleyerek temsil ederiz. Yani bir boyutu çok küçük olan cisimleri düzleme model olarak seçeriz. Defter kanadı gibi. Defter kanadı bir cisimdir ama bir boyutu küçük bir cisimdir. Ancak doğruları bir araya getirerek oluşturduğumuz düzlemleri yönden de bağımsız bir araya getirerek oluşturduğumuz üçüncü boyut artık cisim tanımına erişmiş olur. Burada biz cisme baktığımızda bunun noktada içerdiğini, doğruda içerdiğini düzlemde içerdiğini düşünürüz ama göremeyiz. Bunların görünür hali artık cisim ve üç boyuttur. Şimdi hem makro hem de mikro, hem görünür hem de görünmez cisimlerin halleri uzunluk, genişlik, yükseklik kavramlarını doğal olarak barındırırlar. Konuda gecen hayvanın başı ve kuyruğu arasında ki mesafe örneği esasında cisim içerisinde doğrunun varlığına dayanarak söylediğimiz bir ifadedir.  Bu durum insana baktığımızda gözümüzle görmezsek de nasıl ki onun en küçük yapı taşı atomdur diyorsak boyut anlamında da cisme baktığımızda bir boyutu, iki boyutu içerdiğini görüyoruz ama bu boyutları düşünceden duyuya aktaramadığımız için onları sadece bilkuvve olarak biliyorum ama bilfiil halleri cisime bitişiktir. Onunla düşünülebilir duruma geliyoruz.

Filozofun ifadesiyle “cismin yüzeye ihtiyaç duymaması”  yüzeyin bilkuvve bir kavram oluşundan dolayıdır. Her cisimde yüzey diyeceğimiz bir yapı vardır ama bilkuvve olduğundan cisim olmaya bir katkı sunamaz ama cisimde bulunur. Cisim bununla kendini bilfiile çıkarır ama yüzey artık bilfiile çıkmış cisimde bilkuvve olarak anlamını yitirir. Daha kısa ifadeyle cisimde yüzey bulunur ama cisim kendini bunlarla ifade etmeye ihtiyaç duymaz. Bununla birlikte Filozofun boyut değerlendirmesinde bazı diğer ayrıntılar da bulunmaktadır. Mesela bir cisimin, cisim olarak tarif edilmesi için eşit boyuta sahit olması gerekmediği, cisimlerin uzunluk, derinlik ve genişliklerinin farklı olabileceğini ifade etmiştir.Gerçekten de cisimlerin varlıkları yönüyle bazen uzunlukları bazen genişlikleri ve bazen de derinlikleri daha uzun, daha kısa ya da daha geniş veya daha dar olmaktadır. Buna bağlı olarak bu farklılıklar cismin cisim olmasına bir eksiklik getirmemektedir. Bu durum günümüz matematiğinde de bir cismin belirlenmesinde eksen yada boyut farklılıklarının cismi belirlemede bir sorun oluşturmadığı bir gerçektir. İlave olarak cismin boyutlarının sonlu olmak zorunda olmadığınıda ayrıca vurgulamıştır. Çünkü sonsuz boyutlu bir cismin bilkuvve tasavvur edilebileceği belirtilmiştir.Ancak sonlu boyutlu olanlarının duyu bilgilerine açık olduğu da ayrıca belirtilmiştir.

Sonuç olarak İbn Sînâ metafizik konularına giderken kullanmış olduğu matematik ve diğer bilimlerin konuları yerli yerince açıklanmış ve bu tabiat bilimlerinin hazırladığı bilgi birikimi onun ötesinde  olan metafiziğn konularının açıklanmasında bir yardımcı haline dönüşmüştür. Temel amaç düşüncenin ürettiği soruların tümüne varlık ve varlık ötesi bilgiyle cevap bulma işi İbn Sînâ’nın metafiziğinde tüm yönleriyle ortaya çıkmaktadır. Çok kısıtlı bir alanının incelemesiyle matematiğe konu ettiğimiz “cisim” bahsinden modern matematiğe yansımaları net olarak görülmektedir. Diğer metafizik konularında kullanılmamış matematiği ortaya çıkarmak ve günümüz matematiğiyle kıyaslama çalışmalarımız devam edecektir.” dedi. (Haber Merkezi)

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.