SON DAKİKA

Şeytan’ın Adımlarını Takip Etmeyin!

Bu haber 03 Aralık 2018 - 8:51 'de eklendi ve 77 views kez görüntülendi.

“Seninle önemli bir konuyu konuşmak istiyorum .” demişti Ramazan bey…
Harun hoca düşünceli bir şekilde çay ocağına geldiğinde duyacaklarını tahmin bile edemezdi…
Yardım götürdükleri insanların hiç de düşündükleri gibi dindar olmadıklarını anladıklarında canı bayağı sıkılmıştı Ramazan beyin …
Düşünmeden  mevzuya son sürat daldı :
“_Biz bunlar için mi kendimizi paralıyoruz?
Ordan burdan yardım topluyor mültecilere ulaştırıyoruz ;iyi güzel de hakikaten bunlar bizim sa’y ü gayretimize samimiyetimize lâyık mı?
Doğrusu bundan emin değilim.” dedi öfkeli bir sesle.
“Bir arkadaşımın anlattıkları bütün sistemimi alt üst etti…Bazılarının ahlâksız işlerle meşgul oldukları söyleniyor.Bazıları da insanı uyuşturan bir ot kullanıyormuş.”
“Falanlar şöyleymiş,filanlar da böyle…”

Harun hoca’nın da canı bayağı sıkılmıştı kulağına gelenlerden dolayı.
“Doğru söylüyorsun.” dedi Harun hoca…
“Yazık olmasın emeklerimize..Adamlar namaz bile kılmıyor…”
İki arkadaşın samimî hislerle başladıkları faaliyetlerden sinir krizleri geçiren Şeytan bıyık altından güldü bu diyaloga…
“Aferin size,alnınızdan öpmeme az kaldı,ha gayret…”
Yavaşça sokuldu Ramazan hocanın yanına küçücük bir vesvese ile, adımını takip edecek miydi acaba…
“Siz o kadar uğraşıyorsunuz ama kimler için uğraşıyorsunuz falan milletten gelmiş ne işiniz var bunlarla…Biraz ara verseniz hiç fena olmaz…Zaten bunlarla ilgili çok menfi şeyler duydum…”
Sonra Harun hocaya döndü ,onun kulağına da aynı mantıklı görüşü ayni şekilde ama daha akıllıca fısıldadı:
“Biraz beklemeli , bunları iyice araştırmalı ve içlerinden sadece Müslüman olanlara yardım
etmeliyiz…”
İki arkadaş ortak bir görüşte buluşmuşlardı gönülleri mutmaindi…Biraz ara vermek fena olmazdı…
Harun hoca akşama doğru mu’tad yürüyüşü için caddeleri adımlarken zayıf, gayet çelimsiz ,ürkek bakışlı genç birisini fark etti…Belli ki kağıt toplamak için çıkmıştı burun düşüren ayaza aldırmadan …
Harun hoca cebinden beş lira çıkardı .Oldum olası bu tip karşılaşmalarda mutlaka bir şeyler vermeyi adet edinmişti.Genç adama seslendi :
“Heyyy! baksana.”
Genç adam el arabasından bozma kağıt toplama arabasını bırakıp sesin geldiği yöne doğru baktı.Harun hoca birkaç dakika sonra gencin yanına ulaşmıştı….
“Nerelisin?Suriyeli mi?”diye sordu.”Evet “dedi şaşkın ve endişeli bir tavırla…
Bayağı Türkçe konuşuyordu işte .Yoksa Türkmen miydi..
“Hangi şehirden geldin,yoksa sen Türkmen misin?”dedi…
Bu sorunun cevabını da alınca beş lirayı tereddüt etmeden verecekti;plân buydu…
“Kobani ‘den geldim ”
Cevabını hiç beklemiyordu…
“Arap mısın yoksa ?” diye ekledi Sami hoca …Parayı cebine koymak üzereydi…
“Evet…”
“Hakkını kaybetti!” diye fısıldadı Şeytan …
Hışımla geri döndü…
Birkaç açım atmıştı ki kalbine -adeta -Hucurat suresinin 13.ayeti nazil olmaya başladı…
“Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O’ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır. “
“Allah iyiliğini versin Harun hoca.”dedi kendi kendine…
“Kim dilekçe vererek milletini ,anasını -babasını ,cinsiyetini ,rengini belirleyebiliyor ki bu gariban belirlesin…”
Yolun karşı tarafına varmasıyla bir gün önce Fatır süresinde okuduğu ayetleri hatırlaması bir oldu …
“Eğer Allah, yaptıkları yüzünden insanları (hemen) cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı yaratık bırakmazdı.
Fakat Allah, onları belirtilmiş bir süreye kadar erteliyor. Vakitleri gelince (gerekeni yapar).

 

Kuşkusuz Allah, kullarını görmektedir.”
Şeytan biraz uzaklaştı,gönlünde tekrar merhamet ve imanın buluşması yaşanmaya başladı…
Sonra başka bir ayet geldi aklına :
“De ki: ‘Rabbimin rahmet hazinelerine eğer siz sahip olsaydınız, harcanır korkusuyla kıstıkça
kısardınız. insan oğlu pek eli sıkıdır!”
“Aman Allah’ım biz Şeytanın vesveselerine nasıl da gönüllü bir şekilde ve kolayca tabi olduk?”diye hayıflandı…
Sonra başka bir ayeti hatırladı haşyetle …
“Onlar cimrilikte bulunurlar, insanlara da cimriliği emrederler ve Allah’ın fazlından kendilerine verdiğini gizli tutarlar. Biz kafirlere rüsvay edici (aşağılatıcı) bir azabı hazırlamışızdır…”
“Ne aptal adamlarız böyle!Birbirimize hakkı ve sabrı tavsiye edeceğimize Şeytan’ın ayartıcı vahyine tabi olduk nefsimize uyarak…” dedi usulca…
“Şeytan bu.Adem’i kandıran sizi mi kandıramayacak?Sen kimin malını,kimden saklıyorsun?”
“Bu insanların hepsini yaratan,büyüten,onları koruyan, gözeten, doyuran, dahası bütün rezilliklerine rağmen onların bilmem kaç milyon hücrelerini her an yenileyerek yaşatan Allah sadece bizim Rabbimiz değil ki…”

“Bütün mevcudatın Rabbi’dir O…Mazluma ,masuma ve muhtaca dinini ,milliyetini sormak da neyin nesi?İmanın bunu kabul etmiyorsa şayet, yaratılmışı sevemiyorsan yaradandan ötürü,gönlün daralıyor,ruhun bunalıyorsa vazgeç bu işlerden;evine git yemeğini ye ,suyunu iç televizyonunu seyret,gez, dolaş ,akşam yat, sabah kalk …”
“Sayılı hayat ağacının yaprakları bu minvalde sararıp dökülsün ;ta ki ecelle randevu günün gelip çatsın ….Ne diye giyiyorsun sana yük olacak abayı?Taşıyamacağın ağırlığı omuzlamak da neyin nesi?”
Gözlerinden birkaç damla gözyaşı döküldü Harun hocanın…Elini yeniden cebine soktu, beş lirayı çıkardı,hızlı adımlarla caddenin karşı tarafına geçti tekrar.Yavaşça ve sevgiyle omzuna dokundu kağıt toplayıcının .Derununda yaşadığı mahcubiyet ve nedamet gözlerinden okunuyordu.Yavaşça uzattı parayı …
“Hakkını helal et güzel kardeşim …Allah yardımcınız olsun…
Düşüncelerimizdeki illetlerden dolayı bizi affetsin…” diyebildi kısık bir sesle …
“ Keşke insanları kendimize çağırma hastalığından kurtulabilsek,”
“Keşke mazluma, masuma ,mahruma ve muhtaca dinini milletini sormadan yardım etmeyi şiar edebilsek.Keşke insanları düşman olarak değil Allah’ın kulları olarak görebilsek.Keşke merhameti hiç çıkarmadığımız bir elbise olarak giyebilsek .”
“Keşke insanlarla ilişkide ötekileştirmeyen bir anlayışa sahip olabilsek.Keşke bütün insanlığı genişliği gökler ve yer kadar olan Cennete çağırabilsek…Keşke dinimizi masallar,rüyalar ve ilhamlardan değil de Allah’ın Kitabı Kuran ı Kerim ‘den ve Efendimizin sahih sünnetinden öğrenmiş olabilsek… Keşke bizi yarattıklarının birçoğundan üstün yaratan Cenab-ı Hakk ‘a gereği gibi kulluk yapabilsek.”
“Bir de tekfirin modern versiyonlarından berî olsa dilimiz…”
Aklına gelen bu düşünceler anında dilinde lafızlara dönüşüyordu Harun hocanın…
Yol bitmiş,eve ulaşmıştı..Kronometreye baktı…Epey zamandır yürüyordu …bedeni yürürken iç konuşmaları devam etmişti güzergah boyunca…
Büyük binanın önünde durdu,hafifçe gülümsedi…
Telefonu çalıyordu…Arayan Ramazan hocaydı..
“Nedendir bilinmez ” dedi, “seninle öğle vakti yaptığımız konuşmadan sonra bir türlü huzur ve sükun bulmadı kalbim….”
“Sürekli kendimle konuşup durdum,muhasebe yaptım.”
“Yoksa biz Şeytan’ın adımlarını mi takip ediyoruz üstad !”
“Aynı şeyi ben de yaşadım hocam ” diyebildi Harun hoca….
“Biz ne yapıyoruz Ramazan bey Allah aşkına! Heva ve hevesimizi din edindik da farkında mı değiliz?…”
“Halbuki bizden ,heva ve hevesimizi Allah Resulü’nün getirdiğine uydurmamız istenmişti…”

“Formun Üstü

İki arkadaş da kısa bir zaman aynı vartaya düşmüşler,ayakları kaymış lâkin Allah’ın yardımıyla gerçeği gördüklerinde farkına varmışlardı …

Evet peşinden gittikleri ayak izi Şeytan’ın adımlarına aitti ve onları karanlık ve inkar yoluna götürmek için atılmıştı…

Şeytan’ ın ikna etmesi durduk yerde olmazdı ki..Önce insanın zihin ekranına bir ses, bir görüntü, bir hayal ,bir düşünce yansıtır…Biz buna tayf ,nezğ ve vesvese diyoruz .Hedefindeki  kişi hangi yönle ilgiliyse,fıtratı,yapısı ayartma seçeneğini/yayını almaya yatkınsa o aracı kullanır…Şeytan  “ölümsüz ve melek /mükemmel olursunuz” diye sadece Âdem’i yoldan çıkarmadı.. O’nun bu teklifini Adem düşündü ve makul buldu ,Rabbine asi oldu..Aynı şekilde yüce Allah Adem ‘e secde emri verdiğinde Şeytan-kendince – gayet mâkul bir gerekçeyle Rabbinin emrine uymadı…Kendi kendini de ikna etti; “Onu topraktan beni ise ateşten/nar dan yarattın “diyerek…( isra: 53,61,64;Bakara:33,34,35,36,37)
Şeytan in kullandığı vesileleri iyi bilmek lâzım…

Sesiyle,fısıltısıyla,yayalarıyla,atlılarıyla,dostlarıyla .. mallarımıza, vaktimize, çocuklarımıza rızkımıza ortak olacağını ,her yönden bize yaklaşacağını belirtiyor…Süsleyecek…Çekici gösterecek ..Bunlar da ikna yöntemi sayılır…Cenabı Hakk bizi  “Şeytana tabi olmayın!” diye uyardığı gibi “Şeytan’ın adımlarına uymayın” diye -özellikle- uyarıyor…Çünkü Şeytan’ın ilk tayfı/vesvesesi /nezği insanın alıcısında karşılık bulursa diğer adımlarını da adım adım takip edersiniz…
Allah’ın vaadi ise ihlaslı kullarına karşı Şeytan’ın her hangi bir gücünün olmadığını beyan ediyordu…

Allah’tan daha  doğru sözlü  kim var ki…

Kendine sığınan ve yönelen hangi kulunu yardımsız bırakmıştı ki onları öyle bıraksın…

 

Musa ŞAHİN
Musa ŞAHİNmusasahin@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.