Şiddet ve Sebepleri | Kırşehir Aşıkpaşa Gazetesi

SON DAKİKA

“Gün Birlik Olma Günüdür”

Genel, Güncel, Manşetler

Şiddet ve Sebepleri

Bu haber 07 Şubat 2020 - 9:27 'de eklendi ve 179 views kez görüntülendi.

Günümüzde en çok gündemde olan ve insanları tedirgin eden şey ŞİDDET tir diye düşünüyorum. Televizyonlar ve gazetelerde her Allahın günü en çok duyduğumuz, gerçekten vicdanlarımızı yaralayan, insan bu kadar vahşileşebilirmi? bir insan böyle bir cinayeti nasıl işleyebilir. Helede kendi yakını, eşi çoluk çocuğu… Bunu anlayabilmak ve bir insanın bunu yapabileceğini düşünmek çok zor. Ama neyazıkki bu tür vakalar yaşanıyor.

İnsan ister istemez soruyor bu nasıl olur ve bunun sebebi ne olabilir? Elbetteki görünen ve açıklanan bazı sebepler var. En başta namus meselesi olmak üzere, ekonomik sebepler, psikolojik bunalımlar, şahsiyet bozuklukları, intikam duyguları vs…

Sebebi ne olursa olsun sonuçta bu tür cinayetleri işleyenlerin ciddi bir eyitimden yoksun, cehaletten kaynaklı, özelliklede dini eğitimin, maneviyatın eksik olduğu kesimlerde vuku bulduğu anaşılıyor.

Bu cinayetlerin önüne nasıl geçilir, ne gibi tedbirler alınmalıdır? türünden tartışmalrı dinlediğimizde genelde, kanunların yetersizliği, cezaların caydırıcı olmadığı, ekonomik sebepler gibi aslında kısmen çare olabilecek önlemlerden bahsediliyor. Aslında problemin asıl kaynağına  parmak basılmıyor kanaatindeyim.

Bence asıl problem manevi boşluk ve insanın asıl ihtiycı olan manevi eğitimin yoksunluğudur. İnsan hayatının değerli oluşu ve ona son verme hakkının ancak onu var eden Allah a ait olduğunun bilinci insana verilmelidir. Eğitimin temeli insana ve canlıya saygı ile başlamalı, insanı yaşatmanın herşeyden önemli oduğunun vurgulanması gerekir.

Müslüman  bir toplumda Allah ın emirlerine saygı, yarattıklarına şefkat ve merhamet anlayışı, eğitim ve öğretimin vazgeçilmez prensibi olmalıdır.

İnsan sevgisi çok önemlidir. Bizim gibi düşünmeyen insanların bile bir insan olarak sevilmesi ve hayat hakkına saygı duyulması gerekir. Yaşadığı sürece onunla diyalog kurulabilir. Birlikte yaşadığımız insanlarla diyalog kapısını kapatmamalıyız. İlişkilerin koptuğu noktada kavga, nefret ve düşmanlık devreye girer. İlişkiler devam ettiği sürece onu kazanma şansı vardır. Aslolanda kazanmaktır. Oda ancak yaşatmakla olur. Sevgiden yoksun, kaba ve katı yürekli insanlar asla sevilmezler ve sözlerinede itibar edilmez. İnsna yakışan en muteber tavır, sevgi, tebessüm ve merhamet duygusudur. Ve bunların dışa yansımasıdır.

Hz. Peygambere hitaben Yüce Allah (cc); ” Allah ın rahmetinden dolayı sen onlara karşı yumuşak davrandın. Şayet kaba ve katı olsaydın onlar etrafından dağılır giderlerdi.” (Al i imran suresi 159.ayet) buyuruyor.

Örgün eğitimin yeni nesil üzerinde çok etkin olmadığı, istenen düzeyde maneviyattan yoksun olduğu, eğitici kadronun yeterince örneklik yapamayışı, zamanla itibar kaybına uğramaları gerçeği, vahim bir durum. Yaygın eğitimin toplum üzerinde daha etkin olduğu herkesin malumudur.

Yirmidört sat yayın yapan bir yığın kanal ve ailede büyük küçük herkes ona mahkum. Seyredilen filimler, diziler, hatta haber programları, çoğunluğu şiddet içermektedir. Menfaat ve çıkar ilişkilerine dayalı, hoşgörüden tahammülden uzak, çok basit sebeplerle işlenen cinayetlerin sıradanlaşması, namus kavramının hiçe sayıldığı, mahramiyetin yok edildiği, gayrı meşru ilişkilerin normalmış gibi sunulduğu ve bunların aile ortamında rahatlıkla izlenir olması, adeta aile hayatını yok etmeye yönelik proğramlardır. Hele aile ve toplumu korumakla görevli bakanlıklar, tolumun değerlerine sahip çıkmak yerine AB uyum yasaları çerçevesinde, Ahlak ve aile hayatı dibe vurmuş batılı sefih insanların hazırladığı metinleri, içeriğini tam olarak anlamadan, bu toplumun inanç, örf ve adetlerine uyup uymadığına bakmadan kabul edip, adeta bu topluma dayatmaları, sanki bu müslüman millet üzerinde oynanan sinsi oyunların uygulayıcıları izlenimini vermektedir.

Bütün bunlar ve daha nice olumsuz uygulamalar insanımızın ahlakını bozmakta ve istenmeyen davranışlar sergilenmesine sebep olmaktadır. Anlaşılan hep birlikte helake giden yolda son sürat mesafe almaktayız.

Müslümanlar olarak henüz edilgen durumdayız. Toplumlara yön verecek fikri ve ahlaki seviyeyi henüz yakalayamadık. Hala “köyden indim şehire” pozisyonunda, önümüze konulan her şeyin içinde buluyoruz kendimizi. Hiçbir şeye tavır koyamıyoruz.

Yüce Allah ın kitabı Kur anın aydınlığını henüz yakalıyamadık. İnsanlığın kurtuluşu için bize uzatılan ipe yeterince sarılamadık. O yüce kitabın sunduğu hayat tarzını tam olarak içselleştiremedik. Çoluk çocuğumuza, çevremize nümune i imtisal olamadık. Şu yanlış bu günah derken alternatif sunamadık. Devam eden hayata müdahil olamadık. Sanat dünyasında, edebiyat ve ilim dünyasınfa yeterince model şahsiyetler yetiştiremedik. Hep tarihle övündük, o tarihi çağa taşıyamadık. Ölülerden medet umar olduk. Birilerinin rahatlıkla kullanabildiği kişiler olduk. Ürünlerini rahatlıkla evlerimizde pazarlayabileceği ortam kendiliğinden oluştu.

Tabiat boşluk kabul etmiyor. Müslümanlar olarak hayatı iyi okumalı, hayatın gerçeklerinden hareket ederek, uygulanabilirliği mümkün olan söylemler geliştirmeli veya ortamı söylemlerimize uygun hale getirmenin mücadelesini vermeliyiz. Aksi takdirde dikkate alınmaz ve havanda su dövmüş oluruz. Selam ve dua ile…

Süleyman FAYDALI

Süleyman FAYDALI
Süleyman FAYDALIsuleymanfaydali@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.