Vurdum Duymaz Tavrımız | Kırşehir Aşıkpaşa Gazetesi

SON DAKİKA

Vurdum Duymaz Tavrımız

Bu haber 23 Haziran 2020 - 9:37 'de eklendi ve 710 views kez görüntülendi.

 

 

Biz Müslümanlar genelde herhangi bir haksızlık gördüğümüz zaman, bizzat müdahale edip o hakkı almak, sahibine teslim etmek veya haksızlık yapana haddini bildirmek yerine, Allah a havale etmek gibi bir akışkanlığımız var. “Allah’ından bulsun, Allah verir belasını” gibi söz sarfetme tavrı içine gireriz. Oysa bu tavır doğru değildir, hele islami hiç değildir.

Haksızlığı görenin veya haksızlığa uğrayanın bizzat o haksızlığa müdahale etmesi gerekir. Zira peygamberimiz (sav) bir hadisinde ” haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” buyuruyor. Yine bir başa hadiste, “Bir kötülük (haksızlık) gördüğünüzde onu elinizle düzeltin. Gücünüz yetmiyorsa dilinizle düzeltin. Ona da gücünüz yetmiyorsa kalbinizle buğzedin. Bu da imanın en zayıfıdır.” buyuruyor.

Bugün biz Müslümanlar o hale geldik ki, kötülükler karşısında hiçbir tepki ortaya koyamıyor, hatta müdahale edenlere ” sana ne kardeşim, var git yoluna, namus bekçisi misin, alemi sen mi düzelteceksin, her koyun kendi bacağından asılır…” gibi aksi müdahalelerle karşılaşıyoruz. Hatta bu tür müdahaleler İstanbul yasası ile suç haline geldi. Artık Müslüman mahallesinde salyangoz satıyorlar. Tüm ahlaksızlıkar, haksızlıklar ve kötülükler aleni yapılır hale geldi. Adeta haksızlıkları seyreder durumdayız. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığı hakim olmuş durumda. Bu durum haksızları vekötüleri daha da cesaretlendiriyor.

Bu durumun vehametni şöyle bir anektotla izah etmek istiyorum.

Köyün birinde bir cami imamı köy sakinlerinden birinin hanımına müptela olmuş. Onu rahatsız edermiş.( dürüst imamları tenzih ederim) Kadının kocası ve oğluda durumun farkına varmışlar. Oğlan babasına; baba şu adama haddini bildirsene dermiş. Baba da; Oğlum Allah ından bulsun, Allah verir belasını, benim başımı belaya sokma, dermiş. Fakat kadının rahtsız edilmesi devam edermiş. Evin delikanlısı bir şeyler yapmak gerektiğini düşünmüş. Bir gün bir sabun almış, imamın hergün çıkıp ezan okuduğu minareye çıkıp, basamaklardan birinin üzerine sabunu koymuş. İmam ezan okumaya çıkarken sabuna basmasıyla paldır küldür basamaklardan yuvarlanmış ve kafa göz parçalanmış.

Tabi bu duyulunca baba oğluna: oğlum ben demedim mi, Allah verir belasını deyince, delikanlı; ben minarenin basamağına sabunu koymasaydım, onun belasını falan bulacağı yoktu. Annemi rahatsız etmeye devam edecekti, demiş.

Birilerinin çıkıp ciddi şekilde kötülükleri yapanların yoluna engeller koyması ve haksızlıklara dur demesi lazım.

Hak anlayışına sahip olanların en az haksızlar kadar cesur olmaları gerekir.Aksi takdirde haksızlıkların önüne geçilmez. Hatta küçük denebilecek haksızlıklara bile göz yumulursa, o küçükler zamanlan önü alınamayan büyük zulümlere dönüşebilir.

Örneğin İsrail çete devletinin kurulması adım adım gerçekleşmiştir. Zamanında onların Filistin topraklarında bir avuç toprakları yoktu. Onlara zamanında hadleri bildirilmediği için, şimdi Filistinlilerin ellerinde neredeyse toprak kalmadı. Şimdide canavar öyle büyüdü ki artık engel olmak adeta imkansız hale geldi.

Şu iki ayet mealiyle konumu sonlandırayım.

“İsrail oğullarından kafir olanlar, Davut ve Meryem oğlu İsa diliyle lanetlenmişlerdir. Bunun sebebi, söz dinlememeleri ve sınırı aşmalarıdır.”

“Onlar, işledikleri kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür.”( maide suresi 78,79.ayetler)

Rabbim islam ahlakı ile ahlaklanan ve haksızlıklar karşısında susmayan, gerçek tevhid ehli müslümanlardan olmamızı nasip eylesin

Selam ve dua ile

Süleyman FAYDALI

Süleyman FAYDALI
Süleyman FAYDALIsuleymanfaydali@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.