SON DAKİKA

Yarım İnsan Algısı

Bu haber 01 Aralık 2018 - 9:35 'de eklendi ve 48 views kez görüntülendi.

Yaşlanma ve yaşlılığın herkes farkındadır, ama bilincinde olmak daha önemlidir. Yaşlanma ve yaşlılık, bizden bilinçlilik talep ediyor. Bilinçli yaşlanma ve bunun sonucunda bilinçli yaşlılar olabilmek. İşte bugün asıl önemlisi budur.

Yaşlanma ve yaşlılığın önemi, bu kadar çok kuşağın ve yaşlının bir arada yaşadığı döneme daha önce ülkemizde rastlanmamış olmasından kaynaklanmaktadır. Üç kuşaklı toplumdan ortaya beş-altı kuşağın bir arada yaşadığı toplum çıkmıştır. Buna rağmen kuşaklar arası ilişkilerden söz edildiğinde, bu kavramı sadece aile kavramıyla düşünüyoruz. Halbuki ailede olduğu kadar toplumda, yani gündelik hayatımızda da yaşlı ve genç kuşaklar sürekli ve çok çeşitli koşullar altına karşılaşıyorlar.

Bu karşılaşmalarda güzel olaylara rastlandığı gibi aklen ve vicdanen kabul edemeyeceğimiz olaylara da sık sık şahit oluyoruz. Yaşlılardan rahatsız olan kişilere şunu anımsatalım: Sizler de bir gün yaşanacaksınız. Çünkü hayat bu konuda tarafsız ve adildir. Bu konuda imtiyazlı olan hiç kimse yoktur.

Sadece toplum değişmiyor, bizler de değişiyoruz. Bedenimiz, duygularımız, düşüncelerimiz, davranışlarımız, sosyal çevremiz yaşlanma sürecinde sürekli değişiyor. Yaşlanma, kendimizde veya başkalarında gördüğümüz, başkalarında görünce en azından üzülmediğimiz veya kafaya takmadığımız, ama kendimizde gördüğümüz zaman kaygılandığımız veya en azından sevinç duymadığımız bir olgudur. Bu değişimlerin olumlu ve olumsuz olmak üzere iki boyutu vardır. Yaşlanma ve yaşlılık kavramlara değerleri bizler yüklüyoruz. Oysa bilimde bunlar yüksüz (nötr) kavramlardır. Tarafsız bir yaklaşımla incelenmeleri gerekir.

Bazı kimseler hala yaşlılığın belli bir X yaşında başladığına inanıyor. Böyle bir şey eskiden de yoktu, bugün ise hiç yoktur. Yaşlılığın başlangıcını kendimiz tayin ediyoruz. Kendimiz derken, toplumu kastediyorum. Toplum koşullarına göre gelişigüzel herhangi yaş, yaşlılığın başlangıcı kabul ediliyor. Sonra bu gelişigüzelliğe kendimiz de inanıyoruz ve gerçekmiş gibi görmeye başlıyoruz. Olmayan şeyleri görmek halüsinasyondur. Bizim yaşlılık denilen bir halüsinasyon sorunumuz vardır.

Yaşlılığı illa belli noktada başlatacaksak, o zaman uğraşlarımızın sona erdiği noktayı seçelim. Çünkü bu “ölü noktada” hayat sona ermiş gibidir. Yaşayan ölü dediğimiz fenomendir. Uğraşlarımız bizi ve toplumu değiştiriyor. Değişim hayattır. Hayat ise durum değildir. Hayat akar, bir nehir gibidir. Hepimiz aynı nehrin içindeyiz. Nehirlerin özelliğidir durmamak, denize doğru akıp gitmek.

Hayat nehri sürekli değişir ve bizi de değiştirir. Değişim daima dinamiktir. Dinamik, süreç demektir. Yaşlanan insan ve yaşlanan toplumdan söz ediyorsak, ikisinin de dinamik bir süreçten geçerek değiştiğini ve bu sürecin başı ve sonu olmadığını ifade etmiş oluyoruz. Sonsuz nehire bir süreliğine katılıyoruz. Nehir kalıcı, bizler geçiciyiz. Gençlik ve yaşlılık dediğimiz, yaşam dönemleri, sadece bizlerin tanımladığı tasarımlar değildir, aynı zamanda bunlar bir madalyonun iki yüzüdür.

Sadece bir yüzünü görür, öbürünü görmezlikten gelirsek, o zaman sadece insanın yarısını görebiliriz. Bu “yarım insan bir algı hatasından kaynaklanıyor. Ülkemizde “yarım insan algısı” yayılıyor. Çünkü hala sadece gençliği gören bir yaşam algısına sahibiz. Kendi tanımladığımız gençlik sona erince, hayatın da sonuna gelmişiz gibi davranıyoruz. Hayatın sadece gençlikten ibaret olmadığının farkındayız, ama bilincinde miyiz?

Biz, geçmişin uğraşlarından ve atalarımızın karşılıksız uğraşlarından faydalanan çıkarcılar haline gelmemeliyiz. Geleceği düşünerek, bizim de geriden gelen kuşaklara bırakacağımız faydalar olmalıdır. Bugünün insanı uzun ömürlüdür ve bu yüzden büyük olasılıkla bugün yaşlı insanlar için ortaya koyacağımız uğraşların faydalarından, yararlananlar arasında yine yer alacağız. Toplum, bizden, biraz daha çok fedakârlık, biraz daha az bencillik talep ediyor. Hepsi o kadar! Yaşamın yarısını değil, aksine tamamını odak noktaya koymayı gerekli kılan bu talebi karşılamak istiyor muyuz? İşte bu soruyu her birey kendi bilançosunu yaparak cevaplandıracaktır…

Avatar
Prof. Dr. İsmail TUFANismailtufan@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.