SON DAKİKA

Genel, Güncel, Manşetler

Genel, Güncel, Manşetler

Yazarın Hayatı, Onun Eseridir-1

Bu haber 05 Aralık 2018 - 9:23 'de eklendi ve 559 views kez görüntülendi.

Belki size çok garip görünebilir ama, beynimin uğultusuna dayanamadığım için yazıyorum. Şimdi uğultu dediğime bakıp da, bunun uğursuz ya da kötü bir şey olduğunu düşünmenizi de istemem. Çünkü ilk kitabımı yazdığım sıralarda, şimdi ki durumuma göre, bu uğultu çok daha güçlüydü beynimde. Ama bu sayede hayatım, tamamen kitaplar arasında geçiyordu diyebilirim. Esasen bir yazarın hayatı, onun eseridir.

İzin verirseniz bu hususu açıklarken, pek çok metafor (eğretileme, mecaz) kullanmak istiyorum. Her şeyden evvel, yazma eylemi bir kendini kazıma ve deşme faaliyetidir. Bu kazıma ve deşmenin sonunda da yazar, bir tesadüf eseri olarak değil, elinde olmayarak, kendini, kendi ruhunu deşifre eder. Öyleyse kazıdığımız zaman altından çıkacak şeyin iyi, en azından kabul edilebilir bir şey olması gerekir. Bununla birlikte okurlarımız bizi merak eder, okuduklarıyla yazarı arasında bağlar kurmaya çabalarlar. Bizler de bunu bildiğimiz için, yazarken, sanki mahrem bir şeylerimizi ortalığa döküyormuşuz gibi bir duyguya kapılmaktan kurtulamayız. Adeta, rezil olmaktan korkar ve bu korkuyla kendi iç dünyamızı kazımaktan çekinir, altından çıkacak olanın beğenilmeyeceğini düşünürüz.

Buradan hareketle, yazar adaylarına tavsiyem, yazdıkları metni kaygıdan kurtarmak için, basit ama zor bir eylemi ta başından uygulamalarıdır. Bu nedir diye sorarsanız, bir yazarın, yazarca yaşaması gerektiğidir diye cevaplarım. Peki de, yazarca yaşamak nasıl olurmuş diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Demek ki burada da biraz durup açıklama yapmak gerekiyor: Yazmak işi sadece yazı makinasının önüne geçilince yapılacak bir iş değil, aksine hayatın bütününe yayılan bir şekilde, sürekli bir gözlem ve zihni antrenman sürecidir. Yine bir metafor kullanacak olursam, yazmak, özellikle de roman gibi kurgu eserlerdeki yaratıcı yazma eylemi, içsel ve dışsal bir keşif sürecidir. Yazar kendi ruhunu kazıp, deşmeye başlayınca, başlayan, sonra da gündelik sıradan hayatın yüzeyini, oradaki yapaylık ve sıradanlığı aşmak için verdiğimiz bir başka kazıma süreciyle devam edegelen, çileli bir iş bu. Çünkü gündelik hayat hakikaten sıradandır, aşılması gereken sert bir duvardır ve sizin yazar olarak göreviniz, okurla birlikte o duvarı aşmaktır. Esasında değerli olan ve okuyucunun da en çok aradığı şey, yazarın yepyeni ve beklenmedik bir şeyle çıktığı kadar, kendi gibi yazdığı metinlerdir. Yazar, herhangi bir konunun derinliğine inebilmek için taşların üzerine yazı yazan eski insanlar gibi, aklının sınırlarından, kalıplaşmış fikirlerden ve klişelerden kurtulmak için yüzeydeki tabakayı iyice kazımalıdır.

 

Tuncay AYMELEK
Tuncay AYMELEKtuncayaymelek@asikpasagazetesi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.