SON DAKİKA

Pazar Fiyatları Bu Haftada Halkı Memnun Etmedi

Genel, Güncel, Manşetler, Özel Haber

Elektrik Kesintisi Yapılacak

Genel, Güncel, Manşetler

ZAFERE GİDEN YOL

Bu haber 18 Şubat 2020 - 9:24 'de eklendi ve 100 views kez görüntülendi.

Bugün Türkiye’nin ve Müslümanların aleyhinde ittifak kurmuş şer bir blok var.  Bu şer bloğun içinde kâfirinden münafığına kadar her dilden, her renkten, her dinden insanı bulmak mümkündür. Müslümanları tu kaka etmek için zibil gibi para harcıyorlar. Tırlar dolusu mühimmat yığdılar Suriye’ye. Niçin? Güya PKK ile İŞİD’i bitirmek için! Her iki örgütün de mimarı kendileri değil mi zaten? Ama görünürde PKK Kürtleri, İŞİD’de Müslümanları kurtarmak için kurulmuştu. Tiyatro böyleydi. Peki, en çok kimleri öldürdüler? PKK, Kürtleri; İŞİD’de müminleri! Maşa varken ellerini yakarlar mı hiç?

 

Gezicilere, Fetöcü yapılanmalara aktardıkları dolarcıklar da bu cümleden.  En ufak bir ayrıntıyı kaçırmadan zulmün 1453’te başladığını salya sümük bağıranlara keselerinin ağzını açmakta zinhar tereddüt etmediler çünkü küfür tek bir millettir. Renklerinin, dillerinin, dinlerinin farklı olması sizi yanıltmasın tek hedefleri ilahi ve Rahmani olana karşı birleşmek!

 

Hazreti Peygamberin dönemine bakalım. Bedir Harbi‘nin yenilgisiyle akılları başlarından giden Mekkeli müşrikler ne yaptı? “Ah Muhammed, Ah Ali, Ah Hamza!” naralarıyla sinelerini döve döve organize oldular. Hem maddi, hem de manevi olarak büyük bir ittifaka imza attılar.

 

Ebu Süfyan, Suriye’den gelen ticaret kervanının tüm mallarını savaş hazırlıklarına bağışladı. Mekke’de elinde avucunda “bir şeyleri” olan herkes az çok demeden bu havuza taşıdı varidatını. Ortak gayeleri müminleri yok edip tarih sahnesinden silmekti! Kinleri, öfkeleri, inkârları akıllarının önüne geçmişti! Ah beyinsizler, ah küçük beyinliler, ah kuş beyinliler! “Gözleri var görmezler, kulakları var işitmezler, kalpleri var mühürlüdür!”

 

Bu mühürlü kalplerle giriştikleri tüm teşebbüsleri yarım kaldı, tüm duaları bedduaya dönüştü, tüm seferleri akamete uğradı. Çünkü onların payına yenilgi düşmüştü; hem bu dünyada, hem de öbür dünyada… Aklı başına gelen Medine’ye koştu, müminlerin safına katıldı. Damlasını derya, katresini umman yaptı. Nasipsizler ise hırgırlarına devam ettiler!

 

Hırgırcıların sesleri gür çıkmasına rağmen o gün de kaybettiler, bugün de kaybediyorlar, yarın da kaybedecekler! Hem kaybedecekler, hem de kaybettikleri enerjilerine, zamanlarına, dolarcıklarına üzülecekler. Allah öyle buyuruyor. İşte Uhud Harbi öncesi Mekkeli müşriklerin halini rapor eden ayeti kerime:

Hak dine inanmayanlar servetlerini, insanları Allah’ın yolundan alıkoymak için harcadılar, yine de harcayacaklar. Sonra bu onlara yürek acısı olacak ve tekrar tekrar yenilecekler. Ve en sonunda Cehennemi boylayacaklardır.” (Enfal, 36)

 

Yeryüzündeki zulümlerin son bulması Müslümanların birlik ve beraberlik içinde hareket etmelerine bağlıdır. Cemaatçiliği, mezhepçiliği, meşrepçiliği bir tarafa bırakarak “kesret içinde vahdet” şuuruyla hareket edecekler. Aksi takdirde mağduriyetleri son bulmayacak ve enselerindeki zulüm kırbacı giderek keskinleşecektir. İşte çözüm:

 

“Allah’a ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da gücünüz, kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.“ (Enfal 46)

            Peki, müminler bu ayete sarılmasalar, bu ayeti hayatlarının merkezine almasalar ne olurBunun cevabını yine Kuran-ı Kerim’den Tevbe Suresi 139. Ayet’ten okuyalım:

 

            “Eğer yeryüzünde bozgunculuk çıkaran Allah’ın düşmanlarına karşı elbirliği ile savaşmazsanız, Allah sizi çok acıklı bir azap ile azaplandırır ve sizi yok eder. Yerinize başka bir topluluk getirir. Siz Allah’a zerre kadar zarar veremezsiniz. Allah her şeye gücü yetendir.”

 

Son sözü Evladı Resule, Hazreti Hüseyin’e bırakalım. Onun bir sözüyle noktalayalım yazımızı. Şöyle buyuruyor Kerbela Fatihi: “Haysiyetsiz bir hayatı yaşamaktansa, şerefli bir ölümü tercih ederim. Bin tane başım olsa bini de Kurân ve Resul için feda olsun.”

 

Evet, şu gök kubbe Hazreti Hüseyin’in çağrısına icabet eden milyonlarca Hüseyin meşrepli dava erini gördü. Biliyorsunuz içinde bulunduğumuz Şubat ayı, kar ve soğuğuyla meşhurdur. Ancak müminler için Şubat, tescilli bir şehadet ayıdır, meteorolojik yanı kendilerini çok fazla ilgilendirmez. Teberrüken de olsa bu ayı şehadet ayı kılan kahramanlardan birkaçının ismini zikretmek istiyorum. Bunların hepsi “bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz de davamdan vazgeçmem” diyen Hak peygamberin emanetine sahip çıkan yiğitlerdir. Cümlesine selam olsun.

 

Şeyh Şamil (4 Şubat 1871), İskilipli Atıf Hoca (4 Şubat 1926), Erbilli M. Esad Efendi (4 Şubat 1931), Hasan El-Benna (12 Şubat 1949), Metin Yüksel (23 Şubat 1979),             Malcolm X (25 Şubat 1965),  El Halil Camii Şehitleri (25 Şubat 1994), Necmeddin Erbakan (27 Şubat 2011), Kırk Bin Hama Şehidi (28 Şubat 1982) ve diğerleri…

            Abdulbari Karabeyeser

 

 

 

 

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.