“Başlangıç Yaşı Genellikle Ergenlik ve Genç Erişkinlik Yıllarındadır”

Kırşehir’ de Uzman Psikolojik Danışman, Çift ve Aile Terapisti olarak görev yapan Habibe Arıöz Anoreksiye Nervoza hakkında açıklamalarda bulundu.

Uzman Psikolojik Danışman Anoreksiya nevroza gözlenen bireylerin vücut ağırlığının altında olmalarına rağmen şişmanlamaktan korktuklarını ifade etti. Bu bireylerin vücut ağırlıklarını, vücut biçimlerini algılamada yaşadıkları bozukluklar olduğunu belirten Uzman Psikolojik Danışman, Çift ve Aile Terapisti Habibe Arıöz:  “Anoreksiya nervoza gözlenen bireyler ideal olarak kabul edilen vücut ağırlığının altında bir vücut ağırlığına sahiptirler ama buna rağmen şişmanlamaktan aşırı derecede korkarlar. Bu bireyler vücut ağırlığının aşırı derecede düşük oluşunun bir sorun olduğunu da kabul etmezler. Aslında burada söz konusu olan bu kişilerin vücut ağırlıklarını, vücut biçimlerini algılamada yaşadıkları bozukluklardır. Başka bir ifade ile bu yeme bozukluğu gözlenen hastalar aslında kendilerini nesnel olarak değerlendiremeyen kişilerdir.
Özellikle ergenlik çağında çocukları olan ebeveynlerin korkulu rüyası haline gelen Anoreksiya nervoza ve diğer yeme bozuklukları, psikiyatrik hastalıklar içerisinde cinsiyet farklılığı en belirgin olan hastalık gruplarından biri olarak karşımıza çıkar. DSM-5‘e (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı) göre, yapılan çalışmalarda bu yeme bozukluğunun yaşam boyu yaygınlığı kadınlarda % 1.7, erkeklerde ise % 0.1 olarak bildirilir. Yeme bozukluklarının başlangıç yaşı genellikle ergenlik ve genç erişkinlik yıllarındadır. Yapılan çalışmalar anoreksiya nervozanın başlangıç yaşının ise genellikle 13-20 arasında olduğunu göstermektedir.” İfadelerini kullandı.
ANOREKSİYA NERVOZA BELİRTİLERİ NELERDİR?
Uzman Psikolojik Danışman, Çift ve Aile Terapisti Habibe Arıöz  Aneroksiya Nervoza belirtileri hakkında yaptığı açıklamalarda şu ifadelere yer verdi: “Anoreksiya nevroza tanısı konulan bireyler hastalığın başlangıcında yemek yemeye direnir, sıklıkla katı bir diyet uygular ya da aşırı fiziksel egzersiz yaparak zayıf kalmayı hedeflerler. Genellikle fiziksel belirtiler kendisini iyiden iyiye göstermeye başladığında hastalık anlaşılır. Bu hastalar kendilerine has yemek ritüellerine sahip olabilirler. Örneğin; bulabildikleri her yerden yemek tarifleri toplama, karbonhidratlı besinleri hayatlarından tamamen çıkarma, yemek saatlerinde ortadan kaybolma ve başkaları ile birlikte yemek yemekten kaçınma gibi.
Bu hastaların birçoğu, şiddetli açlığa rağmen kendilerini şişman olarak görürler. Bireyler özellikle kalça ve bel gibi bazı vücut bölgelerinin görünümünü, diğer vücut bölgelerine göre daha abartılı ve kilolu algılarlar. Anoreksi bireyler genel olarak yiyeceklere takıntılıdır; yemek yeme davranışları kendilerine hastır ve bunları katı bir şekilde uygularlar. Genellikle çok yavaş yemek yerler ve yemek konusunda aşırı derecede seçicidirler. Yemekten çok küçük ısırıklar alma ve yağlı yiyeceklerden kaçınma davranışları gösterirler. Hastaların birçoğu sıklıkla kalori hesabı yapar, günde birkaç kez tartıya çıkar ve vücut şekillerini değerlendirmek için sık sık aynaya bakarlar.
Anoreksiya nevroza hastalarında beden ağırlığını kontrol altında tutmak amacıyla besin alımında kısıtlama belirtisinin yanı sıra, kendi kendini kusturma, çeşitli ilaçların kötüye kullanımı, kontrolsüz ve aşırı egzersiz yapma gibi davranışlar da sıklıkla görülür. Hastaların aldıkları ilaçların genellikle besinlerin kilo aldırıcı etkisini ortadan kaldırmak için kullanılan ishal yapıcı ya da su atıcı ilaçlar olduğu gözlemlenir. Tüm bu özellikleri ile anoreksi, en yüksek ölüm oranına sahip psikiyatrik hastalıklardan biri olarak gösterilir.”
ANOREKSİYA NEVROZA TEDAVİSİ NASIL GERÇEKLEŞTİRİLİR?
Tedavi yöntemleri hakkında açıklamalarda bulunan Uzman Psikolojik Danışman, Çift ve Aile Terapisti Habibe Arıöz: “Anoreksiya Nevroza’nın insan sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerinin önüne geçmek için erken teşhis ve tedavi çok önemlidir. Anoreksiya nevroza tedasi için geç kalındığı takdirde hastalık kronikleşebilir ve hatta tedavi edilmeyen anoreksi hastaları hayatını kaybetme riski ile karşı karşıya kalabilir. Bu hastalık sonucunda yaşamını yitiren bireylerin ölüm nedenleri genellikle anoreksiya nevrozaya bağlı olarak ortaya çıkan diğer hastalıklardır. Ciddi anlamda yanlış ve yetersiz bir beslenme düzenine sahip olan anoreksik kişilerin kalp, böbrek ve beyin başta olmak üzere birçok organı hasar görebilir. Kemik erimesi, kalp rahatsızlıkları ve böbrek hasarı hastaların hayatını kaybetmesine neden olan rahatsızlıklar arasında gösterilebilir.
Anoreksiya nevroza, tedavi edilmeden kendiliğinden geçebilecek bir rahatsızlık değildir. Tedavi süreci psikiyatri uzmanı, diyetisyen ve diğer uzman doktorlardan oluşan tam ekip çalışmasını gerektirir. Hastalık ayakta tedavi edilebildiği gibi hastalığın ilerleme düzeyine göre hastaneye kısmi yatış ya da yatarak tedavi yöntemleri uygulanır. Birey hastalık sürecinde ideal olan beden ağırlığının %30’unu yitirmişse genellikle tedavi için hastaneye yatırılır ve beslenme düzeni kontrol altında tutulur. Hastalığın ilerlediği bireylerde tedaviye beslenme açısından destekle başlanır.
Anoreksiya nevroza hastalığının tedavisinde ilaç tedavisi, farklı psikoterapi teknikleri ya da ilaç ve psikoterapi yöntemlerinin beraber şekilde uygulandığı tedavi yöntemleri mevcuttur. Anoreksiya nevroza hastalarının tıbbi durumunda stabilite sağlandıktan sonra, tedavilerinde en önemli kısım psikoterapidir. Bu sebeple hastalığa yönelik farklı psikoterapi yöntemleri uygulanır. Bilişsel davranışçı terapi (BDT), motivasyonel görüşme, destekleyici psikoterapi, aile terapisi ve bilişsel terapi sık olarak kullanılan psikoterapi yaklaşımları arasında yer alır.”dedi.
ANOREKSİYA NERVOZA TANI ÖLÇÜTLERİ
Uzman Psikolojik Danışman, Çift ve Aile Terapisti Habibe Arıöz açıklamalarını şu şekilde sonlandırdı: “Zayıflama hastalığı tanısı için vücut ağırlığını önemli ölçüde kaybeden bireyin, kilo kaybına sebep olan başka bir rahatsızlığın var olup olmadığına dikkat etmek gerekir. Bununla birlikte anoreksiya nevroza testi için hastanın nabız düşüklüğü, vücut ısısı, kabızlık, karaciğer ve kalbinin durumu ile ilgili yapılan klinik değerlendirmeler ile depresyon, obsesyon, içe dönüklük, düşük benlik saygısı, sosyal fobi gibi psikolojik bulguları gözlemlenir.
Hastada kilo kaybı arttıkça dikkat, hafıza ve bilişsel fonksiyonlarda bozulmalar; özgül olmayan somatik ağrılar, yorgunluk ve uyku problemlerinin görülme sıklığı artar. Anoreksiya nevroza hastalarında zayıflamış kol ve bacaklar, deri altı yağ dokusu ve kaslarının erimesi, kaburga kemiklerinin ve yüzde kemik çıkıntılarının belirginleşmesi, tekrarlayıcı kusmalara bağlı diş minesinin erozyonu gibi fiziksel belirtiler görülebilir. Ayrıca bu hastalar üşüme hissi, kuru bir cilde sahip olma, saçlarda seyrelme gibi durumlardan yakınabilir. Açlığın kalp üzerindeki olumsuz etkileri ve düşük tiroid hormon seviyeleri; düşük vücut ısısını, hipotansiyonu ve ortostatik sorunları açıklar. Böbrek fonksiyon bozukluğu ve kronik böbrek rahatsızlıkları görülen diğer komplikasyonlar ve klinik bulgular arasında yer alır.
Anoreksiya nevroza hastalığı için DSM-5 tanı kriterleri el kitabında yer alan tanı ölçütleri ise özetle şu şekildedir. Hasta;İhtiyaçlarına göre kalori alımını kısıtlar. Bu durum kişinin yaşı, cinsiyeti ve beden sağlığı bakımından belirgin bir şekilde düşük bir beden ağırlığının olmasına yol açar. Kilo almaktan çok korkma ve belirgin bir biçimde düşük beden ağırlığında olmasına rağmen beden ağırlığındaki artışın önüne geçen kısıtlama, kusma ya da telafi edici davranışlarda bulunur. Bireyin beden ağırlığını ya da vücut şeklini algılaması ile ilgili bir sorun vardır. Kişi kendini değerlendirirken düşük beden ağırlığının önemini kavrayamaz, vücut ağırlığı ve şekline anlamsız bir önem yükler.
Anoreksiya nevroza hastalığı ve diğer yeme bozukluğu rahatsızlıklarının nedenleri tek bir etkene dayandırılmamakta. Bu hastalıkların genel olarak genetik ve nörobiyolojik yatkınlıklarla; çevresel, sosyokültürel ve ruhsal faktörlerin etkileşimi ile ortaya çıktığı varsayılmaktadır. Ergenlerde cinsel yönden çekici olma düşüncesi, stres, sosyal baskı, boşanma, çok sevilen bir bireyin kaybedilmesi gibi zor deneyimler hastalığın ortaya çıkma riskini arttıran bazı ruhsal nedenler arasında gösterilebilir.
Yeme bozukluklarındaki ölüm oranı son on yılda bir miktar azalmakla birlikte; anoreksiya nevroza hala en yüksek ölüm oranına sahip ruhsal bozukluklar arasında yer alır. Bu nedenle hastalık belirtileri ortaya çıkmadan önce riskli kişilerin tanınması, koruyucu müdahalelerin yapılması, erken tanı ve doğru tedavi yöntemleri büyük önem arz eder. “ (Canan ARIÖZ)

28 Tem 2021 - 14:48 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aşıkpaşa Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aşıkpaşa Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Aşıkpaşa Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aşıkpaşa Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kirşehir Markaları

Aşıkpaşa Gazetesi, Kirşehir ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (386) 213 40 30
Reklam bilgi