Adalet ve güç

Güçlü olmayan adalet aciz, adaletli olmayan güç zalimdir.

Dünyada gücü elinde bulunduranlar genelde zalimler olduğu için, dünyaya zulüm egemen olmuş durumda. Dünyanın zenginliklerini talan ediyorlar ve dünyanın dengesini bozuyorlar.

Yüce Allah (cc) kainatı yoktan halk etmiş, her şeyi yerli yerine koymuş, sarsılmaz ve bozulmaz düzenini kurmuştur. Dünyayı nimetlerle bezemiş, dünyanın her bölgesine farklı nimetlerini yaydıkça yaymıştır.

“O size istediğiniz (hatta istemeği bile akledemiğeceğiniz) her şeyden verdi. Allah’ın nimetlerini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu (bunun farkında olmayan ve akledemeyen) insan çok zalim, çok nankördür.”  (İbrahim Suresi 34.ayet)

Aslında fakir olan bölge yoktur, nimetleri farklı olan bölgeler vardır. Bulundukları bölgenin nimetlerini iyi değerlendiren ve Yüce Allah’ın o bölgeye ihsan ettiği nimetlerin farkında olan ve onları değerlendirmesini bilen toplumlar asla mağdur olmazlar.

Yüce Allah CC, yeryüzüne nimetlerini bolca yayarken, insanlara da akıl ve irade vermiş, o nimetlerden istifade etme güç, yetenek ve kudretini de ihsan etmiştir.

Dünyanın farklı yerlerine farklı nimetler bahşederek, insanları birbirlerine muhtaç etmiş, sosyal ve ekonomik işbirliği yapmalarını, birbirleri ile ilişki kurmalarını, birbirleri ile yardımlaşmalarını, insan dışı diğer varlıklardan farklı olarak insani ilişkiler kurmalarını murat etmiştir.

Örneğin, bir bölgeye petrol, bir bölgeye başka bir maden, bir bölgeye tarıma elverişli topraklar, bir bölgeye hayvancılığa elverişli yaylalar, bir bölgeye bol su kaynakları, bir bölgeye balığı bol deniz ürünleri vs... Bahşetmiş.

İnsanlar bulundukları bölgelerin nimetlerini iyi değerlendirdiği zaman, hem kendi ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılarken hem de dünyanın diğer bölgelerinde yaşayan insanlara verecek kadar fazlalık üretebilir ve onlardan farklı ihtiyaç malzemeleri alabilirler.

Yani petrolü verir, buğdayı alır. Buğdayı verir, petrolü alır. Madeni verir, meyveyi alır. Sebzeyi verir, madeni alır. Böylece hem ihtiyaçlar giderilmiş hem de insanlar arasında sosyal ve ekonomik ilişkiler kurulmuş olur. Böylece dünyanın nimetlerinden bütün insanlık yararlanmış olur.

İnsanlar aç gözlülük yapmayıp hakkaniyetle hareket etmiş olsalar asla bir dengesizlik olmaz, kimse aç ve açıkta kalmaz, dünyada mağdur ve mazlum insan olmaz.

Lakin bu dengenin korunması ancak ilahi prensiplere riayetle sağlanabilir. Hak ve sorumluluk anlayışının insanlığa hakim olması ile ancak sağlanabilir. Şayet böyle bir anlayış yoksa, güçlü olanlar dünyayı talan ederler. Dünyanın diğer yerlerindeki nimetleri, zenginlikleri kendi ülkelerine aktarmak için her tuzağı kurarlar, her yolu mübah sayarlar ve yeryüzünde işlemedikleri zulüm kalmaz ki, günümüz dünyasında bu tür talan ve soygunlara her gün şahit oluyoruz.

Günümüz dünyasında güç neredeyse tamamıyla zalimlerin eline geçmiş, adeta dünya şeytan ve yandaşlarına teslim olmuş, dünyayı kasıp kavurmaktadırlar. Her gün şeytani planlarına yeni planlar eklemekte, insanlığa farklı farklı tuzaklar kurmaktadırlar. Özelliklede batılı toplumlar, Allah’ın dinini hayatlarından tamamıyla uzaklaştırmış, seküler ve laik bir hayat anlayışını benimsemiş, adeta buna inanmışlardır. Kendilerinin mutluluk ve refahı için bütün dünyanın sömürmeyi amaç edinmişlerdir.

Dünyanın diğer yerlerindeki yeraltı ve yerüstü zenginliklerini kendi ülkelerine transfer etmek için denemedikleri yöntem kalmamıştır. Bunun için önce zihniyet olarak kendilerini ve nesillerini buna inandırmış ve hazırlamışlardır. “Biz ve ötekiler” diye dünyayı tanımlamışlardır. Ötekiler insan değil, insan sureti varlıklardır. Onların elindeki tüm imkanları ya onları kandırarak veya zorla hatta öldürerek, yok ederek ellerinden alma düşüncesini kendileri için bir hak olarak kabul etmişlerdir. Hala da batıya bu düşünce hakimdir.

Yüce Allah; çeşitli musibetler vererek onların düşünmelerini ve akletmelerini, yaptıkları zulümlerden dönmelerini istemektedir lakin onlar ibret almak yerine azgınlıklarını sürdürmektedirler.

İslam dünyasına ve müslümanlara düşen görev, batılı bu zihniyete karşı ciddi bir mücadele vermek ve onların sömürü ve talan planlarını bozguna uğratmaktır. Onlara galebe çalabilmek için önce gerekli olan Kur’an ahlakına sahip olmak, bununla beraber ilim, fen, teknoloji, sosyal ve siyasal her türlü ilme sahip olmak, her alanda söz sahibi olmak zorundadırlar. Bu hem kendi varlıklarını korumak, hem de diğer mazlum milletlerin haklarını korumak için bir sorumluluktur. Yeryüzünde bunu yapacak ve başaracak başka bir toplumda yoktur. Bu sorumluluğu Yüce Allah CC biz müslümanlara yüklüyor.

“Kafir olanlar birbirlerinin yardımcılarıdır. Eğer siz onu (Allah yolunda yardımlaşmayı) yerine getirmezseniz yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur.”(Enfal Suresi 73.ayet)

Yeryüzünde bundan daha büyük fesat olabilir mi? Onlar yeryüzünde ahlakı, ekonomiyi, nesli bozmak için yapmadıklarını bırakmazken, müslümanların buna seyirci kalmaları ve müdahale etmemeleri nasıl düşünülebilir. Müdahale edebilmek için birlik, beraberlik ve güce ihtiyaç vardır. Buda ancak ilahi düsturlar çerçevesinde mücadele etmekle mümkündür.

Yüce Rabbimiz bu konuda müminlere şöyle öğüt ve emir veriyor.

“Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihat için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın. (onlarla her alanda savaşacak gerekli silahları hazırlayın) Onunla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah’ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir. Siz (bu sayede) haksızlığa uğratılmazsınız.” (Enfal Suresi 60.ayet)

Kafir güçten anlar. Şayet onu alt edecek gücünüz yoksa, onların, hak tanımayan zalim güçlerinin çizmeleri altında ezilir, malınız mülkünüzle beraber onur ve şerefinizi de kaybedersiniz. Selam ve dua ile...

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Süleyman FAYDALI - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aşıkpaşa Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aşıkpaşa Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Aşıkpaşa Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aşıkpaşa Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kirşehir Markaları

Aşıkpaşa Gazetesi, Kirşehir ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (386) 213 40 50
Reklam bilgi