Eğitime dair bir hatıra

2009 yılında, Riyad Uluslararası Türk Okulu’ndaki beş yıllık görev süremi tamamlayıp Darende’ye döndükten sonra yapılan yönetici seçme sınavlarında başarılı olarak M.İzzet Paşa İlköğretim Okulu’na, okul müdürü olarak tayin edilmiştir. Yurtdışı göreve gitmeden önce de aynı ilçedeki başka bir okulda idareci olarak görev yaptığım için Darende’yi az-çok biliyordum.

Atamamın üzerinden henüz üç-beş ay geçmeden meslek hayatımda iz bırakan ilginç bir vaka ile karşılaştım. Darende’deki en gözde ilköğretim okulu olan bir okuldan üç öğrenciye disiplin kurulu kararıyla okul değiştirme cezası verilerek okulumuza yönlendirildiğini öğrendim. Öğrencilerin aileleri, ellerinde kararların yazılı olduğu zarf ile kapımı çaldılar. Öğrencilerin üçü de sekizinci sınıfın aynı şubesinde kayıtlıymış. Öğrenci velilerinden ikisini tanıyordum; birisi ilçenin postacısı, diğeri ise sanayide demirci ustasıydı. Yalnız demirci ustası eşiyle birlikte gelmişti. Velilere oturmaları için yer gösterdikten sonra okul değiştirme kararını havi kâğıtları incelediğimde endişelendim. Öğrencilere atfedilen ve kanıtlanmış davranışlar bizim okuldaki işleyişe ve disipline zarar verecek boyutlardaydı. Öğrenciler geldikleri okulda üç kişi bir çete kurmuş, hem dersin işleyişine mani oluyorlar, hem öğretmenlere uygunsuz kaba ifadeler kullanıyorlar hem de diğer öğrencilere olumsuz örneklik teşkil ediyorlardı. Rahatsızlığımı ve kabul etmeme yönündeki düşüncemi ihsas ettirmek için birkaç kelam ettim, işi yokuşa sürerek bu vartadan kurtulmak düşüncesi etkiliydi üzerimde… “Bu öğrencilerin okul değiştirme cezası almalarına sebep olan davranışları çok ağır, bizim açımızdan da kabul edilmesi ve üstesinden gelinmesi çok zor… Biz çocukları buraya kabul edersek problem ortadan kalkmaz ki sadece problemi o okuldan buraya taşımış oluruz” diyerek velilere hem kendi yaşadığım zorluğu göstermek hem de onları bu işten vazgeçirmeye çalışıyordum. Demek ki bu sözlerim etkili olmuş ki veliler “Hocam anlaşılan siz de almak istemiyorsunuz diğer okullar gibi” diye serzenişte bulunarak koltuktan kalktılar. Bu sırada göz ucuyla öğrencilere de bakıyordum. Öğrencilerin bu esnada kafalarını hiç yerden kaldırmadıklarını ve suçlarını kabul eder bir tavır içerisinde olduklarını müşahede ettim. Velilerin ayağa kalkmasıyla birlikte öğrenciler de kapıya yönelmişlerdi ki eşiyle birlikte gelen kadın, bana dönerek, ağlamaklı bir sesle “Hocam zaten o okulda da çocuklarımız atıldı, başka okul kabul etmedi, şimdi de siz kabul etmiyorsun; biz ne yapalım? Siz bunların velisi olsanız ne düşünürsünüz. Ne olur bize yardımcı olun!” der demez ben de ayrı bir odanın kapısı açıldı. O ana kadar nasıl yapsam da bunları kabul etmesem diye kafamda kuyruğu birbirine değmeyen kırk ayrı tilki dolaşırken o andan itibaren kabul etme noktasına doğru bir karar değişimi yaşadım. Bir an kendimi o öğrencilerin ve velilerin yerine koydum, zaten önümüzde sadece üç-dört aylık bir süre vardı. Velev ki öğrenciler aynı şekilde davransa bile süreç yönetilebilir görünüyordu. Çocuklarla göz göze geldik. Onlara karşı oluşan ön yargı buzlarının eridiğini hissettim yüreğimde. Hem kadının sözleri hem de öğrencilerin masum duruşları merhamet duygusunun baskın gelmesini sağladı. “Tamam hanımefendi; öğrencileri okula kabul edeceğim, sizin çaresizliğiniz ve samimiyetiniz karşısında duyarsız kalamam; hele şu çocukların masumane duruşlarına müspet bir cevap vermezsem kendime olan saygım azalır, benlik algım tarumar olur” dedim. Bu cevap karşısında veliler nasıl teşekkür edeceklerini bilemezken öğrencilerin yüzlerinin mutluluk ifadesiyle parladığını gördüm. “Yalnız” dedim, “Burada, sizin önünüzde, daha önce yaptıkları hataları yapmayacaklarına dair söz vermelerini istiyorum” diyerek kendi beklentimi de belirmiş oldum. Amacım öğrencilerin ailelerini ne kadar zor bir hale soktuklarını anlamalarını sağlamaktı. Veliler kalktıktan sonra öğrencilere koltuklara oturmalarını söyledim. Onların kişiliklerini tanımak amacıyla yarım saat kadar süren bir sohbet bu öğrencilerin kararda anlatıldığı kadar vahim bir öğrenci profili çizmedikleri yönünde kanaat oluşmasına sebep oldu. Onlarla alakalı menfi kanaatimin müspet bir noktaya doğru evrildiğini kendi içimde yaşadım.

Öğrencilerde, erkek öğrencilerin çoğunda olduğu gibi, hem futbola karşı yoğun bir ilgi vardı, hem de çok yetenekli idiler. Geldikleri okulda da zaten çok iyi futbol oynadıkları biliniyormuş; fakat bu yeteneklerini kullanacakları ve takdir edilecekleri bir imkân bulamamışlar. Hareketlerinden ve konuşmalarından üç kişinin lideri olduğu anlaşılan Öğrenci Hamitcan’dı. Çocuğun hem yıldızı parlaktı hem de çok yetenekli olduğu belliydi. Beden eğitimi öğretmenimizi çağırdım. “İbrahim Bey, okullar arası futbol turnuvası için okul takımı seçmelerini bu üç öğrenciyi de almanızı istiyorum. Seçmeleri ben de izleyeceğim” şeklinde konuştum.

Okul seçmelerinde bu öğrencilerin gerçekten çok yetenekli olduklarını beden eğitimi öğretmenimiz de teslim etti. Nihayetinde okul takımı kaptanlığı da Hamitcan’a verildi. Öğrenciler ders bittikten sonra okul avlusunda yarım saat kadar antrenman yapmaya başladılar. Öğrenciler, bizim de manevi desteğimizle, okula ve takıma uyum sağladıkları gibi okula karşı aidiyet duygusuyla bağlandılar. Akademik başarılarındaki artışın yanı sıra davranışların da büyük bir düzelme meydan geldi. Öğretmenler de öğrencilerden memnundu.

Futbol turnuvası başlamadan önce bu üç öğrenciyi yanıma çağırıp onlara ne kadar güvendiğimizi, okulumuz adına ne kadar önemli olduklarını söyledim. Çocukların tavırlarından hal ve hareketlerinden gerçekten de “Çocuklar gibi şen” olduklarını o zaman gördüm. Futbol turnuvasında başka bir okuldan tard edilmiş olan üç öğrencimiz sayesinde rakiplerimizi birer birer devirdik ve finale kaldık. Evet, nihayetinde finali kazanıp şampiyon olamadık; uzatmalarda bir golle yenildik ve ikinci olduk fakat gönüllerin şampiyonu olmuştuk bile…

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Musa ŞAHİN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aşıkpaşa Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aşıkpaşa Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Aşıkpaşa Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aşıkpaşa Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kirşehir Markaları

Aşıkpaşa Gazetesi, Kirşehir ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (386) 213 40 50
Reklam bilgi