SENDE KOLTUK BENDE KAYBETME ACISI

Ak parti kongresi kültür merkezinde Ankara’nın katılımıyla

Seher hanıma şampiyonluk ödülü veriliyor.

Seher hanım ak parti Kırşehir il başkanlığı koltuğuna kuruluyor.

Yeni teşkilatta yerini alıyor.

Eskiler ise bir kenarda kalıyor.

Yeniler gelince eskilere rağbet olmuyor.

Her zaman yeni eskinin üzerinde oluyor.

Eskimişler bir kenarda duruyor.

Selam vereni azalıyor.

Telefonları çalmıyor geldiğinde kimse ayağa kalkmıyor.

Bugün de öyle, yârin de öyle olacak.

On sekiz yıldır Ak partide kimler geldi kimler geçti.

Partinin teşkilatlanma aşamasında görülmeyenler bugün en öndeler.

Ak partiye selam vermeyenler bugün selam alıyor.

Ne diyelim insanlar ışığı gördüğü yere koşuyor.

Dünde böyleydi bugünde böyle yârin de böyle olacak.

Türkiye’de Demokrasi zili çaldığı günden beri siyasi partilerde bunlar hep oluyor.

Seher hanım yeni ekibi iki bin yirmi üçe kadar Kırşehir siyasetindeler.

Küskünler dargınlar kırgınlar kenarda duruyor.

Aklıma şu kıssa geldi.

Herkesin bildiği bir kıssa olsa da birileri okur da ders alır diye  bir kez  daha yazıyorum.

Evlat acısı ve kuyruk acısıyla yaşamayı sürdürürsek bu yüzyıldan çıkamayız.

Gelelim öykümüze.:

Zamanın birinde, bir oduncu ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana rastlamış.

Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an göz göze gelmiş.

Yaratana olan aşkı -yılan bile olsa- yaratılana yansımış ve yılana vurmaya kıyamamış.

Yılan da duygulanmış ve dile gelmiş.

”Ey insanoğlu, sen bana kıyamadın, bende sana iyilik edeceğim” demiş.

Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş.

Biraz sonra ağzında bir altın lira ile dönmüş ve ”Bundan böyle ömür boyu sana her gün bir altın lira vereceğim!” demiş.

Oduncu altını bozdurmuş ve evinde o gün şenlik olmuş.

Ailesi de dâhil hiç kimseye olanı biteni anlatmamış.

Herkes sadece oduncunun çok   çalıştığı için durumunun düzeldiğini sanmış..

Oduncu yıllar boyu her gün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile buluşmuş ve altınını almış.

Bir gün oduncu  hastalanmış.

Kuyunun başına gidemez olmuş.

Birkaç gün geçince bolluğa alışmış evde darlık başlamış.

Oduncu oğlunu yanına çağırmış ve yılanın sırrını anlatmış.

”Kör kuyunun başına git ve oğlum olduğunu söyle; yılan sana altın verecek!” demiş.

Oğlu inanmamış ama gitmiş.

Yılan önce saklanmış, sonra ortaya çıkmış.

Onun oduncunun oğlu olduğuna iyice inanınca da  kuyuya inip bir altın getirmiş.

Oğlan önce inanmadığı hikâyenin gerçek olduğunu görünce hırsa kapılmış, ”Kim  bilir daha ne kadar altın var kuyunun içinde!” diye düşünmüş.

Hırsla yılanı öldürmek için bir hamle yapmış, ıskalamış ama yılanın kuyruğunu koparmış.

Yılan da can havliyle dönüp oğlanı sokmuş ve öldürmüş.

Akşam yaklaşıp da oğlu gelmeyince oduncu iyice endişelenmiş.

Hasta yatağından sürünerek bile olsa kalkmış.

Kuyunun başına gitmiş ki oğlu cansız yatıyor.

Yılanda o anda görünmüş; kuyruğu yok ve kanlar içinde.

Oduncu durumu anlamış ve çok üzülmüş.

Canının parçası oğlu yerde cansız, yıllardır velinimeti olan yılan da yaralı…

”Hatalı olan oğlum olmalı!” demiş ve yılandan özür dilemiş. ”Tekrar dost olalım!” demiş.

Yılan ise acı acı gülümsemiş:

”Çok isterdim ama sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken biz artık dost olamayız!” demiş.

Bu öyküyü bilmeyen yoktur ama galiba ders alan da yoktur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zafer ÇAM - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Aşıkpaşa Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aşıkpaşa Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Aşıkpaşa Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aşıkpaşa Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kirşehir Markaları

Aşıkpaşa Gazetesi, Kirşehir ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (506) 913 38 59
Reklam bilgi