ĶUR'AN'LA(!) ALDATANLAR !

90 yılların ortalarından beri İslam’ da var olan veya olmayan hükümler etrafında kıyasıya cereyan eden ateşli tartışmaların yaşandığı dönem nihayet  günümüzde  birkaç seviye ileri taşındı…

Zamanın ruhuna uygun verilen muvakkat fikhî hükümlerin günümüzdeki geçerliliğiyle alakalı gibi görünen meseleler esasında bir projenin temelini atmakla ilgiliymiş diye düşünüyor insan…Tasavvuf ve tarikat merkezli geleneksel dini yapılanmaların bu tartışmalarda söyleyecek makûl bir teşrihati yoktu…Olamazdı da…Aslında bunlar gibi katı disipliner yapılar zaman içinde mensubiyet iddiasında bulundukları İslam’la çelişen birçok uygulamayı kendilerine ilke edinmiş durumdaydılar.

Modern bir söylemle yola çıkan Kur’ancı (!) ekol ise rejimden aldığı gizli-açık destek ile demokratik söyleme yaslanıp feminizm soslu yeni bir İslam güncellemesi gerçekleştirmek için var gücüyle çalışıyordu. Bu cephenin merkez karargahı Ankara ilahiyat ve merkez medya idi…Hemencecik bir ürün alma pesinde değillerdi; hakikatte onlar bir tohum atmışlardı…Orada attıkları tohum , Kur-an ve Sünnet rehberliğinde tecdit edemeyen geleneksel yapıların cehalet ,hamakat ve gaflet uykularından da faydalanarak toprağı yarıp filizlenmeye ,hatta birçok alanda ürün bile vermeye başladı…

80’lerde. Hüseyin ATAY ilk defa İslam’ın rükünlerine bodoslama ve kara düzen daldığında yeterli tepki ve ilmî cevap verilmedi…Ardından gelenler İslam’la mücadelede kendilerine Kuran’ ı sütre yaptılar…Sonra ekolleştiler…Tarihsellik ambalajı çağdaş insanın ceza konforunu bozan Kur’an ahkâmını H.7 yy. Mekke’sine mahkum etti…

İslamla mücadelenin bir başka cephesi de sünnet hususunda açıldı ve başarıyla yürütüldü…O cephede ,bizden ,Peygamberin postacılığını kabulle yetinmemiz isteniyordu… Kabul edenler o duraktan alınıp ya rasyonalizm durağında,ya ateizm durağında ya da agnostisizm durağında indirildiler. Kabul etmeyenler de geleneği din edinmiş ehli Sünni  Müşrikler (!) olarak yaftalanmaktan kurtulamadılar.

Sonra tarihsellik maymuncuk olarak kullanılarak Kuran ayetleri keyfe keder yoruma tâbi tutuldu…Bu arada İslam; kültürel varlığına ,tarihsel birikimine, mezheplere; hülasa bütün bir İslam külliyatının zenginliğine bakılmadan köksüz türedi bir din muamelesine maruz kaldı… Çok farklı cephelerde yürütülen savaşın en kullanılışlı argümanı olarak -maalesef- Kitabullah öne sürüldü.

Modernizmin ve onun gayri meşru çocuğu çağdaş kapitalist sistemin bütün ‘degerleri/normları ‘ biricik hakikatmiş gibi kabul edilip ‘sorunlu’ görünen bütün ayetler süslü cümlelerle ve rasyonel delillerle (!) tevil edildi…Ancak ; bu kadar çabaya rağmen hala Kuran’ın bizatihi kendinden kaynaklanan(!) anlama sorunsalı vardı…Bu problemin çözümü adına ilgili ayetler ya mecaz/sembolik anlatım,ya vaki olmayan efsanevî kıssalar olarak ele alınmaya başlandı…Ezkaza Kurancılık(!) şirketinin otobüsü çamura saplanacak olursa burada da Mustafa Öztürk gibiler devreye girecekti… Kur’an Allah kelamı olamazdı (haşa ) kardeşim olsa olsa Peygamberin Sahabeyi inandırmak ve onları teşvik etmek için Allah adına söylediği secili sözler olabilirdi…

Koskoca bir çınarın köklerine baltayı vurmaya devam ederseniz o çınar ,çınar olarak kalabilir mi?Bizde olan da tam bu…Aziz Kur’an :”Şüphesiz ki bu Kur’an en doğruya iletir..Vesalih ameller işleyen Müminleri büyük bir mükâfatla müjdeler ” buyururken “abdestsiz Kuran’ a yaklaşa yaklaşa” müsteşrik gibi oldular maalesef…

Mevzu vuzuha kavuşmuştu:Allah’la aldatanlar sadece geleneksel dini gruplarmış gibi lanse edilmeye devam edilirken parsayı Kur’ancılar toplamıştı bile…Allah’la aldatanlar için Kur’an-ı Kerim elverişli bir anahtar vazifesi görür olmuştu. Sonuçta biz Müslümanlar Kur’an demeye korkar olduk

Allah; akıl, fikir ve imana açılmış bir gönül bahşetsin bu gibi insan evlatlarına…

i?Bizde olan da tam bu…Aziz Kur’an :”Şüphesiz ki bu Kur’an en doğruya iletir..Vesalih ameller işleyen Müminleri büyük bir mükâfatla müjdeler ” buyururken “abdestsiz Kuran’ a yaklaşa yaklaşa” müsteşrik gibi oldular maalesef…

Mevzu vuzuha kavuşmuştu:Allah’la aldatanlar sadece geleneksel dini gruplarmış gibi lanse edilmeye devam edilirken parsayı Kur’ancılar toplamıştı bile…Allah’la aldatanlar için Kur’an-ı Kerim elverişli bir anahtar vazifesi görür olmuştu. Sonuçta biz Müslümanlar Kur’an demeye korkar olduk

Allah; akıl, fikir ve imana açılmış bir gönül bahşetsin bu gibi insan evlatlarına…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Musa ŞAHİN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aşıkpaşa Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aşıkpaşa Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Aşıkpaşa Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aşıkpaşa Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kirşehir Markaları

Aşıkpaşa Gazetesi, Kirşehir ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (546) 896 57 35
Reklam bilgi