Bir Misalle Dini Algının Tahrifi Meselesi

İnsanımızın Müslüman olmasına rağmen dine mesafeli duruşu tek bir sebeple izah edilemez ; aksine birçok sebebin varlığından bahsedebiliriz.. Uzun yıllar dini tezahürlerin yasaklanması ,dini eğitimin kısıtlanması ve akarsuyun yönünün, mecrası dışına çevrilmesi gibi birçok değişiklik ; baba ile oğul ,anne ile kızı arasında meydana gelen kuşak çatışması , fikrî ayrışma, önce toplumsal yapıda değişime, kültürel başkalaşıma sebep olmuştur.Netice de tarihte görülmeyen nev zuhur dindar (!)insan tipleri ortaya çıkmıştır.

Cahil bırakılmış, dinden uzaklaşması için her türlü yol ve yöntemin acımasızca sınandığı , dini tezahürlerin uzun yıllar yasaklanması gibi amillerin yanına dini anlatma makamında olan din adamlarının ve vaizlerin kifayetsizliği de eklenince ; toplumda dinî olan her şeyden kaçan , söz dinlemeyen garip bir 'dindar' gruplar türemiş vaziyette.

Din diye pazara çıkarılan hikâyeler , hikmetler ,mevzu/uydurma olduğu bilinmesine rağmen ' dini sohbetlerde kullanılmaya devam edilen 'hadisler' , çoğunlukla gülünç ve dayanaksız evliya menkıbeleri ,din adamlarını karalamaya yönelik planlı ve sistematik saldırılarla birleşince bugün yaşanan dine mesafeli “dindar” insan profili meydana gelmesi kaçınılmaz oluyor.. İnsanımız ilmî olan yerine hissî/ mistik olan bir din anlayışına meyil göstermiş ve çoğunlukla da muameleye teğet geçen bir dinî hayatı yaşamaktan mutlu olmuştur... Hülasa ;hayatta bir karşılığı olmayan ,sadece manevi bir doyum ve dolgunluk sağlayan akmaz/ kokmaz ,tadilat ve tahrifat operasyonlarına maruz kalmış “din” Allah’ın indirdiği dinle/İslamla isimdaşlık dışındaki diğer bağlarını yitirmiş, lazım olduğunda kullanılan ,miktarını insanların belirlediği yedi çeşit baharata tahavvül etmiştir...Uzun yıllar bulunduğum Suudi Arabistan ‘da da durum bundan çok farklı değildi..

Din, devletin izin verdiği kadar hayatın içinde yer bulabiliyor...Dilimiz “iman ettik “ derken kalbimiz ve diğer organlarımız dünyaya kazık çakma peşinde yoruyor bizi... Müslümanlar Allah’ın emirlerini biliyorlar ve fakat tutmuyorlar. Öğrenmemiz gereken ,bilmediğimiz ne var ki din namına. Bu toplum içinde yaşayan büyük -küçük ,zengin-fakir ,alim -cahil , kadın -erkek , dindar-dinsiz herkes İslam’ın ne olduğu konusunda bilgi sahibi sayılır...Dolayısıyla bu husus toplum için avantajdır. Lakin tatbik etmedikten sonra ne fayda!

İslam’ın iman, amel, ahlak ve muamelatta alakalı emir ve nehiylerine gelince ‘ama’ lar ve ‘fakat’ lar ile başlayan cümleler itiraz sadedinde zikredilir...Yani ne ‘“ dinli olabiliriz ne de dinsiz”.. Gerçek şu ki pazara çıkardığımız meta, mal ,ürün , meyve sebze ne ise halk da ona müşteri olacaktır... Bir örnek üzerinden teşhis etmek istiyorum problemi...

Bir 'hadis'...."Ümmetimin alimleri, İsrail oğullarının nebileri gibidir."

Bu sözün, mevzu bir söz olduğu muhaddislerin ittifakıyla sabit .Lakin milletimizin sözüne ve ilmine itibar ettiği bazı alimlerin manasını sahih kabul eden tavırlarından dolayı bu söz meşhur bir hadis olup çıkınca artık itiraz edilmez bir 'hakikata’ dönüşmüş olur.

Bu rivayeti vaizlerin birisi şerh ederken bir hikaye uydurarak hadis olduğunu delillendirme gayretine girişti geçenlerde. .. Hikaye şöyle: Ebû Hamid el Gazzali rüyada veya ruhlar aleminde Hz.Musa (as) ile karşılaşır. Allah’ın kelimesi (Hz.Musa) ona "İsmin ne?" diye sorunca .O da "Muhammed b.Muhammed el Gazzali et Tusi ..."diye cevap verir. Hz.Musa ,"Sana ismini sordum, nesebini sormadım. "şeklinde çıkışınca Gazali :"Sen de Allah sana "sağ elindeki nedir?" diye sorduğunda , O'na "asadır." deyip susmadın! Ve "o benim asamdır. Onun üzerine dayanırım. Onunla davarlarıma dal koparirim ve benim için onda daha başka ihtiyaçlar da vardır."(Taha 17_18) diye cevap verdin ya!..."diyerek susturur.

Ümmetin alimleri İsrail oğullarının nebileri gibi ya İmam Gazali normal bir peygamberi bile değil ulu’l azm bir peygamber olan Musa (as)’yı susturacak hikmetli bir cevap veriyor, dolayısıyla ondan daha üstün(!) bir makama sahip....

Bu nasıl mantık anlamak mümkün değil. ..

İbni Hacer, Sahavi ve İmam Suyuti’ nin mukni delillere ispat ettiği gibi mevzu olduğu çok kuvvetli olan bu “söz”ü ispat etmek için nasıl bir yol tutulduğunu gördük ... Velev ki bazı kelamcıların ve müfessirlerin sahih görüşünü nazarı itibara alıp hadis kabul etseniz bile Hz Musa gibi bir Peygamber'le yarıştırmak da ne oluyor?

Bunun gibi nice güzel, hikmetli (!) hikayeler pazarda müşteri bulunca hakikate ne hacet....

Allah’ın dinini Allah’ın kitabından değil de böyle hikayeler,mevizeler ve menkıbelerle öğrenmiş bir millet ne yapsın?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Musa ŞAHİN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aşıkpaşa Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aşıkpaşa Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Aşıkpaşa Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aşıkpaşa Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kirşehir Markaları

Aşıkpaşa Gazetesi, Kirşehir ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (546) 896 57 35
Reklam bilgi