Geycekli Âşık Sait Sargın

1966’da Mucur’un Geycek köyünde dünyaya geldi. Kahraman ve Hamide Sargın çiftinin 5.çocuğudur.7 kardeştirler. İlkokul eğitimini köyünde tamamladıktan sonra Mucur İmam hatip ortaokulunu ardından ve Mucur İmam Hatip Lisesi’ni bitirerek mezun oldu. Üniversite öğrenimini Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler İnsan Davranışları Bölümü’nde bitirdi.

Birçok şair yetiştiren âşıklık geleneği ve genleri olan bir sülaleden gelen şair, küçük yaşlardan itibaren şiir yazmaktadır. Molla Mehmet Hoca’nın 3 göbekten torunlarından olan Sait Sargın’ın ilk şiiri kaybolan eşeği için yazdığı “Eşeğe” şiiridir. İlk şiir kitabı “Bir Canımın Bin Yongası” adını taşımaktadır. Diğer kitapları; Güneşin Gölgelediği Sevda ve Yaren kitaplarında da şairin çok kuvvetli bir söyleyişe sahip olduğu, aşk, sevda, vatan, millet, şehitlik, sosyal meseleler, dini, ahlaki, mevzuları bazen koşma bazen de hikemi tarzı şiirlerle ifade ederken gayet rahat olduğu ve sehl-i mümteni üslubuna sık sık başvurduğu müşahede edilmektedir. Şiirlerini daha çok 11’li veya 8’li hece ölçüsüyle yazan şairin serbest tarzda da gayet başarılı olduğu “Güneşin Gölgelediği Sevda” kitabında yer alan şiirlerinden anlaşılmaktadır.

Oldukça duygusal bir fıtrata sahip olan Sait Sargın; annesine, babasına, çocuklarına, arkadaşlarına, bazen kendi yaşadığı günlük olaylara, bazen zihninde kalıcı izler bırakan hadiselere, bazen de kendisini doğrudan ilgilendirmese de bir şekilde muttali olduğu vakaları ustalıkla ele alır. Yeni yetişen genç şair adaylarını teşvik eder, önlerini açar. Büyüklerle büyük, küçüklerle küçük arkadaşla arkadaş, dostla dosttur. Bazen kendisine ısmarlama gelen şiirlerle de bile şairlik kumaşının kalitesi ortaya çıkar. Bütün şiirlerinde yerli yerinde kullanılmayan bir sözcük bulunmaz. Şiirlerinde halk edebiyatının klasik deyişleri, temaları, mazmunları, teşbiihi beliğleri, istiareleri, kinayeleri ve hüsnü tenasüp sanatının en nadide misallerini görmek mümkündür. En parlak söz sanatları, en güzel hikmetleri şiirinin dizeleri arasına ustalıkla serpiştirmiştir. Dinleyen de okuyan sımsıcak bir ağustos günü çeşme başında doya doya buz gibi soğuk su içer gibi içer şiirlerini. Dili sade, söyleyişi etkili, sözcükleri yerli yerinde, şiiri kendi içinde tutarlı bir mantık örgüsüyle örülü, ele aldığı mevzuya hâkim, sıkmadan ve lüzumsuz kelime oyunlarına ve nasihate boğmayan bir şair olarak temayüz etmiştir.

Mütevazı ve beyefendi kişiliğe sahip olan şair; Abdürrahim Karakoç, Yunus Emre, Karacaoğlan, Toklumenli Sait, Sülük Hüseyin’ den etkilenmiş olsa da bazı şiirlerinde onlardan hiç de aşağı kalmayan ustalığını konuşturur. Çağdaşı olmamasına rağmen Sülük Hüseyin, Âşık Hasan Nebioğlu ve Niyazi Sapmaz(Efendi) ile rahatlıkla boy ölçüşür şiirleri. Hatta birçok yönden onlardan daha etkili bir söyleyişe ve ifadei meram kabiliyetine sahip olduğu söylenebilir.

Onun şiirini okuyan birisi yaşanan olayı sanki bir şiirden okumuyormuş da bizzat gözleriyle görüyormuş gibi canlı yayın takip ediyor hissine kapılır. Şairin şiirlerini okurken sanki onunla birlikte maziden atiye bir seyahate çıkmışsınız gibi kimi zaman coşar kimi zaman üzülür kimi zaman güler kimi zaman ağlarsınız; bazen de sevgiliye sevdasını anlatmasına şahit olursunuz. Zaman zaman kısa hayat misafirliğinde yorulan şairle birlikte ya bir çeşme başında ya da yüce dağların doruklarında mola verirsiniz. Köyünün havasına, suyuna, tarihine, sokaklarına, çeşmesine, dağına, bayırına, kurduna- kuşuna, ekmeğine, aşına,

ölüsüne, dirisine, gencine, yaşlısına âşık olan Sait Sargın’ın bütün dizelerinde bu samimi sıcak duygularının coşkusunu okumak mümkündür.

Şiirlerinin birçoğu ilahi olarak söylenmeye uygundur; hatta “Hac Yolunda” ve “ Veda Edin Ramazana” şiirleri Mucur’daki camilerde ramazan ayında imamlar tarafından okunmaktadır. Sait Sargın hicivde de üstattır. Hiciv şiirleri okunduğunda hicvedilen kişi veya olayın ne olduğu en ince ayrıntısına kadar şiirden anlaşılabilir. Ancak hicvettiği kişinin şerefine, haysiyetine zarar verecek tevbih ,sebb veya ayıplı, edebe muğayir ifadeler kullanmaz; tenkiti ve taşlaması ince bir dokundurma kabilindendir.

Âşık Sait Sargın, tiyatro alanındaki yapıp ettikleriyle ustalığını ortaya koymuştur. Şairin bir taraftan şiir yazarken bir taraftan da tiyatro eserleri yazıp-oynamaya zaman ayırdığı görülmektedir. Tiyatro eserlerinde hem yönetmen hem köstümer, hem suflör hem oyuncu hem de sunucu olarak görev alan Sait Sargın Mucur tiyatro tarihinde kalıcı iz bırakan şahsiyetlerden birisidir. Tiyatro gösterilerinde sürekli rol alan kardeşi Ahmet Sargın ve Yusuf Köksal ‘ın sahne performansına da değinmek gerekir. İki oyuncu da profesyonel tiyatro sanatçılarına taş çıkartan oyunculuklarıyla göz doldurmakta, oynadıkları oyunun hakkını fazlasıyla vermekte, deyim yerindeyse sahnelerin tozunu almaktadırlar. Seyircinin nabzını çok iyi tutan oyuncular tiyatronun komik sahnelerinin olduğu anlarda, sanatlarının zirvesindedirler. Seyircilerin kahkaları salonun dışında bile rahatlıkla duyulur. Sait Sargın yazdığı eserlerde; toplumsal mevzuları, hayatın içinde akıp giden meseleleri; ama çoğu zaman farkında olunmayan olguları, en vurucu sözlerle, en dikkat çekici şarkılarla ve zihinlere kazınan görsellikle takdim ederken hiç zorlanmaz. Bir kitap çapına ulaşan eserlerini şöyle sıralamak mümkündür:

Çerkez’in Dönüşü 1996, Al Kızlar 2000, Müdür Olmak İstiyorum 2003, Sınav Oluyoruz 2005, Ay doğarken 2007, Nurlu Tutsak 2008, Mucurda Kız Kaçırma 2009,Yol Töresi 2010, Yetimler, Günümüz Var, Hayatımızdan Kareler, Köy Odasında Bir Akşam, Suçumuz Abdal Olmak, Davulcu Hastanede, Çanakkale Savaşı’nda Kırşehir, Terzinin Çırağı, Kâmil Emmi, Öğretmenler Geliyor, Vasiyet, Teknoloji ve Bağımlılık,15 Temmuz, Hayatımız Dedikodu, Üçüzler.

On parmağında on marifet deyimi Âşık’ta vücut bulmuş gibidir. Çok güzel sesiyle, sağlam gırtlak yapısıyla ve Allah vergisi avazıyla Mucur’daki en iyi bozlak söyleyenlerden birisidir. Şairin belleği de çok kuvvetlidir. Köyün yaşayan hafızası olarak, köyün tarihine, şeceresine, âşıklarına ve şiirlerini, ağıtlarını bihakkın vakıftır. Bunu yanında iyi bir masal, hikâye, fıkra anlatıcısıdır. Dini salabiyeti sağlam, vatanperver, hamiyetli, yardımsever, diğerkâm, vefalı, güvenilir, samimi, hoş sohbet bir şahsiyet olarak hayat ağacının yapraklarını, hayranı olduğu Mucur ile -kendi deyimiyle- Mübarek Geycek arasında dökmeye devam etmektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Musa ŞAHİN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aşıkpaşa Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aşıkpaşa Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Aşıkpaşa Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aşıkpaşa Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kirşehir Markaları

Aşıkpaşa Gazetesi, Kirşehir ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (546) 896 57 35
Reklam bilgi