Kur'an'da Allah'ın Ayet Dedikleri:

Kur'an bize nelerin ayet olduğu hakkında çok geniş bir çerçeve çizmektedir.
*Topraktan yaratılıp farklı şekillerde dağılmanız (Rum 20]
*Kendisiyle huzur bulmanız için eşler yaratması ve aranızda sevgi oluşturması (Rum 21]
*Yerin göklerin yaratılması, dil ve renklerimizin farklı olması [Rum 22]
*Gündüz rızık arayıp gece uyumamız (Rum 23]
*Kimi için korku kimi için bir umut olan yağmurun habercisi şimşekler, yağmurun indirilmesi, kuraklıktan çatlamış (ölmüş) bir toprağın yeşermesi (Rum 24]
*Göğün ve yerin öylece durması (çökmemesi, yıkılmaması) (Rum 25]
*Müjdeleyici rüzgârların gönderilmesi, gemilerin burüzgârlarla hareket etmesi (Rum 46]
*Gece, gündüz, güneş ve ay [Fussilet 37]

Bu bilgiler bize Allah'ın var ettiği her şeyin bir anlamı olduğunu ve anlamı olan her şeyin de bir ayet olduğunu göstermektedir. Kur'an, insan dahil, anlamı olan her şey için
ayet kavramını kullanır. Bu manada Allah'ın her mahluku birer değerdir, ayettir ve anlamlıdır.

Akıl bir ayettir, insan, Kur'an ve fıtratla buluşunca anlamını ve değerini bulur. İnsanı değersizleştiren akıl, horozun cebindeki inci misali değersizdir. Değersiz olduğu iddia edilen her ayet (mahlûk) yerinden edilmiştir. Mağdurdur, mazlumdur. Kur'ansız hayat, ölülerden başkasına okunmayan Kur'an, dirilere yol göstermeyen akıl, potansiyelini kullanamayan yetenek mazlumdur. İnsan, kainat, Kur'an Allah'tandır ve o yüzden her zerresi değerlidir, anlamlıdır.
Varlık, var edici ile ilişkisi ölçüsünde değer kazanır. Anlamadan okumak, şirkin
ve yahudiliğin mirasıdır.
Rabbimiz kitabını anlamayı ve yaşamayı dert etmeyenler için "Tevratın hamalı, kitap yüklü eşek” tabirini kullanmaktadır. Anlamsız, gayesiz bir hayat değerini düşüreceği gibi, anlaşılmadan okunan bir ayet de muhatabına asli değerini sunamayacaktır.
Allah Kur'an göndermiştir. Anlam, değer, gaye doludur. Anlamsızlığa, değersizliğe, gayesizliğe düşen her şey şifasını
Kur'an'da bulacaktır. Onunla buluşan her şey değer kazanacaktır. İnsan onsuz köleleşecektir. Paranın, kadının, gücün,
siyasetin, ideolojinin, tarikatın, cemaatin, partinin kulu haline gelecektir. Haksızlığa uğradığında sesini çıkaramayacaktır. Ezildiğinde kafasını kaldıramayacaktır. Tarih bunu her seferinde tecrübe etmiştir.
Bütün peygamberlerin tarihi, kendini anlamsızlığa, gayesizliğe, aşırılığa kul etmiş toplumların ıslahını konu alır.

Kur'an'ı anlamadan okumak sevap değil mi o zaman?

Kur'an kutsal kitap olduğu için ona bakmak, okumak, anlamak, yaşamak, ilkelerini harekete geçirmek birer sevap ve
rahmet vesilesidir. Ona bakmak ile elde edilecek rahmet bir avuç ise okumanın rahmeti bir kucak, anlamanın rahmeti
tonlarca, yaşamanın rahmeti dağ misali, yaşatmanın örneği kainat ve içindekilerin değeri ve ağırlığınca olacaktır.

Anlamadan okumak, çorbayı kaşıklayıp yere dökmek, baklavayı koklayıp sofrayı terk etmektir. Anlamsız dindarlık
yahudi hastalığıdır. Sayılarla dindarlık, anlamlı dindarlığın yerine Yahudilerin icat ettikleri tahrif hareketidir. Onlar, kitabın anlamının değil harflerinin kutsallığına inanmış ve harflerin sayısal değerini anlam değerine öncelemişlerdir. Bu nedenle söylenenleri ezberlemiş fakat anlamamışlardır.
Anlaşılmayan bilgi, öğütülmeyen gıda gibidir. Mide çalışmadığında, bağırsaklar sindirmediğinde gıdalar, vücudu kitler. Sancılar başlar. Anlaşılmayan, üzerine kafa, kalp yorulmayan, emek verilmeyen ayetler toplumları yorar, sıkıntıya düşürür. Uyarıcı vahiy uyutucuya, uyuşturucuya dönüşür. Anlamadan okumak, bilginin hamallığını, kitabın eşekliğini yapmaktır. Anlaşılmayan vahiy dili döndürür,
aklı dondurur. Muhataplar anlamadığında anlamın etkisi yitirilir ve sesler ve şekiller gündemi doldurur. Daha güzel okumak, yazmak; daha yanık seslilik, dudakla daha güzel şekiller çıkarmak (dudak talimi diyor bizimkiler buna) daha iyi anlama ve yaşama gayretinin önüne geçer.
Bu; Kur'an'dan, anlamdan, hayattan kopuş ile başlayan bir çürümedir. Okunmayan kitapların tozlanması gibi kullanılmayan akıl, fikir, kalp de tozlanır, paslanır ve çürür. Bu nedenle Kur'an kendini hiç bir zaman müstakil bir kitap olarak göstermez. Evin duvarına, kütüphanenin rafına değil; yüreğe [A'râf 179 vd.), akla (Nahl 11, Yunus 100 vd.) hayata [Yasin 70 indirilmiştir. Vahiy de Allah'tan gelen diğer bütün değerler gibi kullanılmadığı takdirde değerini kaybeder.
Not: Bu yazı, Ahi Evran Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim üyesi
Dr. Ahmet BAYRAKTAR ın, "KUR’AN'LA ANLA" kitabından alınmıştır.
Hocamıza teşekkür ediyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Süleyman FAYDALI - Mesaj Gönder

# ahi

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aşıkpaşa Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aşıkpaşa Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Aşıkpaşa Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aşıkpaşa Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kirşehir Markaları

Aşıkpaşa Gazetesi, Kirşehir ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (546) 896 57 35
Reklam bilgi