Bilinçli Kulluk Yapmak

İnsanın yaradılış amacı Yüce Allah’a kulluk yapmaktır. Bu gerçeği Kur’an-ı kerim şu şekilde dile getirmektedir.
‘’Ben insanları ve cinleri ancak bana kulluk yapsınlar diye yarattım.’’ (Zariyat suresi 56.ayet)
Bu kulluk görevini yerine getirebilmek için, öncelikle sağlam, tevhidi bir imana sahip olmak gerekir. O’nun bizi her an görüp gözettiğine, hiçbir anımızın bile ıskalanmadığına, her şeyin kayıt altına alındığına ve bir gün bunlarla yüzleşeceğimize, yani hesap gününe kesin olarak inanmak ve bunu asla göz ardı etmemek şartı ve bu kulluk bilinciyle emredilenleri yapmak ve nehyedilenlerden uzak durmakla bu kulluk görevi yerine getirilir. Kur’an da emredilen bütün ibadetlerin amacı kulluk şuurunu canlı tutmak ve Allah’tan gafil olmamayı sağlamaktır.
Nasıl ki her gıdanın, her ilacın ayrı bir fonksiyonu varsa, Yüce Allah’ın emrettiği her ibadetin de ayrı bir fonksiyonu (amacı)vardır. Şayet bu amaç gerçekleşmiyorsa o ibadet hakkıyla icra edilmiyor demektir. Örneğin Namaz için Allah şöyle buyuruyor. ‘’Muhakkak ki namaz ahlaksızlıktan ve çirkin şeylerden alıkoyar.’’ (Ankebut suresi 45.ayet) Şayet namaz kıldığı halde kişi ahlakını güzelleştirmiyor, çirkin şeyleri terk etmiyorsa namazı hakkıyla eda etmiyor veya yeterli namaz bilincine sahip değildir.
Oruç ibadetinin de bir amacı var, bunu en güzel ayetlerden ve Rasulullah’ın hadislerinden öğrenebiliriz. Yüce Allah Kur’an da şöyle buyuruyor:
"Ey iman edenler oruç tutmak sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki bu sayede korunursunuz.’’
"Sayılı günlerde oruç tutun. Ancak hasta olanlar veya seyahatte bulunanlar, tutamadığı günler sayısınca orucu başka günlerde tutsun. Oruç tutmaya gücü yetmeyen ve tutamayanlar fidye olarak bir yoksulu doyurmakla sorumludurlar. Her kim gönlünden koparak iyiliği artırırsa, kendisine iyilik yapmış olur. Ama oruç tutmanız, fidye vermek ve kazaya bırakmaktan daha hayırlıdır. Keşke bunu bilseydiniz." (Bakara suresi 183 - 184.ayetler)
Mealini verdiğim birinci ayette orucun koruyucu bir özelliğinden bahsediliyor. Açlığı ve susuzluğu tadarak Bu iki nimetin yokluğunun insan için ne büyük felaket olduğunun farkına varmak ve dünyada ki aç ve sefil insanları düşünmek ve onlara yardımcı olmak, bu sayede o insanların fiili tasallutundan ve beddualarından korunmaktır. Ayrıca, kötülüklerden ve haramlardan korunmaktır. Peygamberimiz (sav): ‘’Oruç kalkandır. Biriniz oruçlu iken, çirkin, kötü ve kaba söz söylemesin, bağırıp çağırmasın, kavga etmesin..." buyurmuştur. Hadis’i şerif, orucun gayesinin, insanın edep ve ahlakını güzelleştirmek olduğunu açıkça ifade etmektedir. Eğer oruç, insanı kötü söz, eylem ve davranışlardan uzaklaştırmıyor, edep ve ahlakını güzelleştirmiyorsa amacına ulaşmamış demektir. Böyle bir oruçtan istenilen sevap elde edilemez. Nitekim Peygamberimiz (sav) ‘’Kim yalan sözü ve yalan ile iş yapmayı bırakmazsa, Allah’ın onun yemesini ve içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur.’’ Ve başka bir hadiste ‘’Nice oruç tutanlar vardır ki onların oruçtan nasipleri sadece aç ve susuz kalmalarıdır. Nice geceleri namaz kılanlar vardır ki, onların namazdan nasipleri sadece uykusuz kalmaktır.’’ Buyurmuşlardır.
Dolayısıyla oruç tutan insan yalan, yalancı şahitlik, gıybet, iftira, hile, aldatma, kötü söz ve benzeri davranışlardan uzak, iş ve işlemlerinde, söz ve sözleşmelerinde, alım ve satımlarında dürüst ve dosdoğru olmalıdır.
İnsanın günah işlemesine genellikle iki şey sebep olur. Birisi şehevî arzulardır, diğeri de dili ve midesidir. Yine peygamberimiz (sav) bir hadisinde ‘’Kim diline ve ırzına sahip çıkacağına güvence verirse, ben de o kimsenin cennete gireceğine güvence veririm.’’  Buyurmuşlardır.
Oruç sayesinde insan, bir yandan sahip olduğu nimetlerin büyüklüğünü daha iyi idrak ederken, öte yandan mahrumiyet içinde olanların halini düşünüp, onları anlama fırsatı bulur ve toplum içinde kendisine düşen görevlerin farkına varır.
Oruç insana kuvvetli bir sorumluluk bilinci kazandırdığından insanın Allah’a, kendisine, ailesine, içinde yaşadığı topluma, başka insanlara, çevreye, kâinattaki bütün canlı ve cansızlara karşı sorumlu bir varlık olduğunu kavramasına yardımcı olur. Böylece bireysel gibi görünen bu ibadetin sosyal yönü ve etkileri tabii bir süreç içinde ve güçlü biçimde kendini gösterir.
Bu mübarek aya değer veren ve onu mübarek yapan şey, onda Kur’an-ı kerimin inmiş olmasıdır. Bu gerçeği Kur’an bize haber veriyor.
‘’ Ramazan ayı ki, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an-ın indirildiği aydır.’’ (Bakara suresi 185.ayet)
Yine bu ayın içerisinde bulunan ve çok mübarek olan ‘’kadir gecesi’’ vardır ki, Kadir gecesini de şerefli ve mübarek kılan yine Kur’an-ı kerimdir. Aslında bu ayda yapılan bütün güzellikler, Yüce Kur’an-a kavuşmanın sevinci ve şölenidir. Zira bütün insanlık bir araya gelse böyle bir kitabın bir suresini bile oluşturamazlar.
Dolayısıyla bu ayda Kur’an-ı kerim ile olan ilişkimizi gözden geçirmeliyiz. Onunla sıkı bir dostluk kurmalıyız. Onu okuma ve anlama konusunda bir gayretimiz olmalıdır. Bu gün ne yazık ki, Kur’an ı neredeyse ölüler kitabı haline getirdik. Bu konuda söylenecek o kadar söz var ki, ben şimdilik onlardan sarf-ı nazar ederek yine sözü Rasulullah’a ve sahabeye bırakıyorum.
Hz. Ali (r.a) buyuruyor: ‘’Bakınız ben Rasulullah’tan şöyle buyurduğunu işittim ‘’Dikkat edin, gelecekte bir fitne çıkabilir.’’
Dedim ki: ‘’Ey Allah’ın Rasulü, ondan kurtuluşun yolu nedir? Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
‘’ Yüce Allah’ın kitabıdır. Onda sizden öncekilerin tarihi ve sizden sonrakilerin haberleri vardır. Aranızdaki sorunların hükmü vardır. O, hak ile batılın arasını ayıran ölçüdür. Onda her şey ciddidir. Gayesiz bir kelam yoktur. Kim akılsızlık edip onu terk ederse, Allah onu helak eder. Kim onun dışında bir kılavuz/rehber ararsa Allah onu dalalete düşürür. O Allah’ın sapa sağlam ipidir. O, hikmet dolu bir öğüt ve hatırlatmadır. O, dosdoğru yoldur. Hevalar, ancak onunla hakkın dışına meyletmezler. Hiçbir söz ona benzemez ve karışmaz. Âlimler ona doyamaz. Çok tekrar edilmekten dolayı eskimez. Tadı azalmaz. Onun hayranlık uyandıran yenilikleri sona ermez. O, öyle bir kitaptır ki, cinler onu işittikleri zaman şöyle demekten kendilerini alamamışlardır. ‘’Biz muhatabını doğruya yönlendiren, hayretler uyandıran bir Kur’an dinledik ve hemen ona iman ettik’’ Kim onu esas alarak konuşursa doğru konuşur. Kim onunla amel ederse mükâfat alır. Kim onunla hükmederse adaletle hükmetmiş olur. Kim ona davet ederse, sırat-ı müstakime kavuşturulur. ‘’
Bu hadis-i şerifte sözü edilen fitne ve fesadın, yeryüzünü ve ülkemizi kapladığı günümüzde, Allah’ın kitabına yönelip, onu hayatımıza hâkim kılma zarureti apaçık ortadadır.
Hz. Ömer (r.a) da, Kur’an ın rehberliğini kabullenip ona tabi olanların kurtulacağını, kendi nefsinin esiri olup, onu ilahlaştıranların ise her iki dünyada da bedbaht olacağını şu veciz ifadeleri ile ortaya koyar.
‘’Bu Kur’an sizin için bir mükâfat, bir şeref ve bir hazinedir. Siz Kur’an’a uyun. Kur’an-ı kendinize uydurmayın. Kim Kur’an-ı kendisine uydurursa, Kur’an onu cehenneme kadar sürükler. Fakat kim Kur’an’a uyarsa, Kur’an onu Firdevs cennetlerine götürür. Allah kapalı gözleri, sağır kulakları ve kilitli kalpleri onunla açar.
Yazımızı şu dualarla bitirelim. Ey yüce Rabbimiz! Kitabını anlamada bizi keskin zekâ sahibi kıl. Günah kirleriyle kararan gönüllerimizi aydınlat ki, ayetlerini anlayalım/idrak edelim ve hayatımıza hâkim kılalım. Gözlerimizden dünya perdesini, sisini, yalancı parlaklığını, kamaşmasını gider ki, içimizi, ruhumuzu senin hidayetinle dolduralım. Bizi Kur’an ın ve sevgili peygamberinin sünnetinin bilinçli, şuurlu ve samimi tabileri kıl. Emirlerine bağlı kalarak yol alanlarla beraber eyle. Âmin. Selam ve dua ile...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Süleyman FAYDALI - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aşıkpaşa Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aşıkpaşa Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Aşıkpaşa Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aşıkpaşa Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kirşehir Markaları

Aşıkpaşa Gazetesi, Kirşehir ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (546) 896 57 35
Reklam bilgi