Yabancılaştırmayan Bir Okuma

“Pirinci okuyorlar, meyveyi okuyorlar, şekeri okuyorlar, suyu okuyorlar da sıra kitaba gelince hiç okumuyorlar!”

Tırnak içine aldığımız cümle İlber Ortaylı’ya ait.

Kulağa hoş gelen bir cümle!

Bir sahaf olarak, bir kitapçı olarak bu değerlendirmeye katılmam mümkün değil.

Gerçekle bağdaşır bir tarafı yok.

Bir çeşit yanıltma taktiği.

Popüler kültürün çarkları arasında yontulan zihinlere tutulan bir tür teselli şekeri!

Nabza göre şerbette diyebilirsiniz!

Ne kendimizi, ne de başkalarını kandırmayalım. Buna ihtiyacımız yok.

Kitabın okunmadığından dem vuranların zılgıtları artık kesmiyor!

Yanılıyorlar, yanıltmak istiyorlar!

Kendi suçlarını daima “suçlu” arayarak örtmek istiyorlar!

Her şeyi kitabın okunmadığına bağlayan bu grüha sormak istiyorum!

Harf inkılâbını kitap okunmadığından dolayı mı yaptınız? Binlerce medrese talebesini, hocasını kitap okumadıklarından dolayı mı astınız?

Toprağa gömülen, kuyulara atılan, tandırlarda yakılan, Bulgar ecnebisine hurda kâğıt adı altında satılan binlerce, yüz binlerce kitabın imhasından söz ediliyor. Bütün bu kitapları okumayanları cezalandırmak için mi imha ettiniz!

Mesela Mevlevi Şeyh Kemahlı İbrahim Hakkı’yı (1859-1924), az kitap okuduğu için mi 1924 tarihinde vefat ettiği halde, iki sene sonra, tekrar mezarından çıkarıp sehpada sallandırdıktan sonra defnettiniz?

1930’lu yılların ortalarında mezarlıklarda telkin okuyacak medreseli bulunamıyordu!

Neden acaba? Okurları avlayan İstiklal mahkemesinin gazabından olmasın mı?

Bu istiklal mahkemelerinin kurucusu aynı zamanda Cumhuriyetimizin de banisi CHP değil mi?

Geçen hafta değinmiştik. Dün yaşanan bu kıyımlara rağmen bugünkü imamların kızları, dün o kıyımları bize yaşatan CHP’nin sempatizanı olabiliyor! Ne garip!

Şimdi soralım: Sizce İmamın kızı okuduğu için mi CHP’li oldu yoksa okumadığı için mi?

Ağzı olan okumak, okumak diyor ya! Okumak var, okumak demek ki!

Sıddıka Avar’ın hatıralarını okuyanlar, kızlarımızın okuması için Bingöl’ün, Tunceli’nin, Elazığ’ın kuş uçmaz, kervan geçmez dağ köylerinde ne zahmetlere katlanıldığını hatırlayacaklardır!

Bir taraftan okuyan medrese talebeleri asılıyor, diğer taraftan okutmak için insan gücünü aşan bir enerjiyle dağ köyleri dolaşılıyor, evlerde, ahırlarda, mereklerde didik didik çocuk aranıyor!

İlber Hoca aforizmalarına devam etsin!

Onun bu aforizması bana mühendislik harikası olarak nitelendirilen Titanik gemisini anımsattı! Döneminin en büyük ve en lüks yolcu gemisi!

Gemilerine o kadar güveniyorlardı ki “Tanrı bile batıramaz!” diyorlardı. Hani 28 Şubat kıyımı da bin yıl sürecek diyorlardı ya! Dilleri ne kadar da birbirlerine benziyor!

Ama ne oldu? 28 Şubat 10 yıl sürmedi!

Titanik ise, 15 Nisan 1912 tarihinde Newyork’a yaptığı ilk seferinde buzdağına çarparak okyanusun dibini boyladı!

Tanrıya meydan okumanın rövanşı ağırdır! Gemi batarken kaptan Edward John Smith keman çalıyordu!

Kim bilir belki Tanrı’da bir yerler de gülüyordu!

Humeyni devrimi sonrası Şah kaçarken uçakta verdiği röportajda gazetecilere şöyle diyordu:

Türkiye’de yapılan harf inkılâbını yapsaydım bunlar başıma gelmezdi!”

Aptal Şah!

Tanrıyı devreden çıkaran Titanikçilerin başına gelenlerden ders almamış olacak ki gaf üstüne gaf yapıyordu!

Böyle işte! Titanikçiler her devirde var olacaklar. Gece ile gündüz birbirine muhtaçtır. Karanlık, aydınlığın varlık sebebidir. Karanlık ruhlularla, beyaz ruhlular hep olacaktır. “Gündüz geceye muhtaç bana da sen lazımsın!” diyor ya Necip Fazıl.

Özetle bugün dünyamızda büyük zulümler var ve bu zulümlerin mimarları hep okumuşların arasından çıkıyor! Mafya babasından terör baronuna kadar durum değişmiyor!

Artık kimse Hoca Nasreddin’e gidip “kavuğundan utan!” demiyor. O günler gerilerde kaldı. Artık herkes okullu, herkes okuryazar, herkes allame-i cihan!

Ancak bu mürekkep yalamışların okumadığı tek kitap Allah'ın kelamı Kur'an-ı Kerim. İşte asıl sorun burada. İlber Hocalar “okumuyorlar” derken kurnazlık yapıyorlar ve asıl söylenmesi gerekeni söylemiyorlar. İşte başımıza ne geldiyse bu Titanik kafatasçılığından geldi!

Peygamberimiz boşuna "Allahım! Faydasız ilimden sana sığınırım" buyurmamış.

Biz Müslüman bir toplumuz. Bizi hayata hazırlayan değerlerimizin hammaddesi İslam’dır. Az ya da çok okumaktan ziyade İslamileştirebildiğimiz bir okumanın yararlarını görebiliriz. Üzerinde anlaşmaya varmamız gereken ana konu budur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdulbari KARABEYESER - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aşıkpaşa Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aşıkpaşa Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Aşıkpaşa Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aşıkpaşa Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kirşehir Markaları

Aşıkpaşa Gazetesi, Kirşehir ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (386) 213 40 30
Reklam bilgi