Ahiret Meyhanesi

Cihat Tamer tiyatro sanatçısı Ferhan Şensoy’un cenaze töreninde bakın ne konuşuyor.
“Din bağımlısı hükümetlere rağmen Ferhan yetmiş sene tiyatro yaptı.”
“O şimdi Rasim’ine kavuştu.”
“Münir abisine, Erol abisine kavuştu.”
“Hep birlikte orada bir meyhanede kafayı çekiyorlar”
Ne desin adam içinden geleni söylüyor gidip biraz sonra kedisin de kafa çekecek ruhuna fatiha okuyacak hali yok ya.
Ölüm geldi mi baş ağrısı bahane olurmuş?
Ölüm geldiğinde insanoğlu çaresiz kalır.
Ölüme karşı koyacak güçte değil çünkü.
Hani kendini çok güçlü görenler var ya ölüme karşı çaresiz olduklarını gördüklerinde iş işten geçmiş oluyor.
Bazen diyorum ki ölüm iyi ki varsın.
Yoksa bu krallar, sulatanlar, seçilmişler, atanmışlar, zenginler, kendini firavun görenler ne olurdu.
Ölüm meleği geldiğinde yakınlarımızdan birilerinin canını aldığında hep üzülürüz.
Yakınlarımız olsun, uzakta birisi olsun, ölümün yüzü hep soğuk gelir insanoğluna.
Çünkü ölümün yüzü soğuk ve acı.
İnsanız, yaşarız ve ölürüz.
Kaderimiz bu.
Gelişimizi bizlere sormayan yaratıcı, gideceğimizi de sormuyor.
Allah dünyaya gelen her canlı ölümü tadacaktır diyor.
Emanetçi olduğumuz dünyada, emanetçi gibi durmuyoruz.
Mal sahibi gibi hep benim olsun istiyoruz.
Müslüman’ım diyende aynı, dinsizim diyen de aynı, hepsi de dünyalık mal derdinde.
Biriktirme peşinde.
İnsan bu dünyada nasıl yaşarsa öyle ölüyor ve öylede dirilecek.
Çünkü Müslüman ölüp ve dirilmeye iman edendir.
Müslüman hesap gününe inanandır.
Ölüm varsa hesapta var.
Unutmayın.
Ey insan yaşarken hesap günü hiç düşündün mü?
Yaşarken yeryüzünün yaratılmış halifesi oldun mu?
Hesabın zor olacağı gün gelmeden ne hazırladın.
Dünyada hep nefsinin peşinde mi koştun.
Seçildin, ne oldu, ünlüydün ne oldu, zengindin ne oldu, hepsi burada kaldı.
İşte bugün de kabre kondun.
Sevenlerin yanındaydı.
Kimi gözyaşı döktü, kimi methiyeler dizdi.
Sen bunları görmedin, çünkü ölünün görecek gözü yoktu.
Ferhan Şensoy hayata veda etti.
Ne kadar yaşarsak yaşayalım değişmeyen sonla karşılaşacağız.
Çünkü dünya ve yaşam ölümlü…
Ölüm, sen seçildin cumhursun, başbakansın, başkansın demiyor.
Yine ölüm sen zenginsin, sermeye sahibisin, fabrikaların, yalıların, bağların, bahçelerin, hanların, hamamların var demiyor.
Azrail geldiğinde sen ünlüsün, sanatçısın, tiyatrocusun, her kılığa girersin ama ölüme karşı duramazsın diyor.
Bakın yıllarını sahneye insanları güldürmeye, düşündürmeye vermiş bir sanatçı, Azrail’e karşı koyamadı.
Tiyatro sanatçıları bir bir gidiyor.
Cenazesinde konuşanlara gelince sanatçı kılıklı konuşmacı sanki kin kusuyor.
Yetmiş yıldır bu ülkeyi din bağımlısı hükümetler yönetiyormuş.
“Ama ona rağmen yetmiş yıldır inadına yapıyoruz biz” bu işi diyor. “Ferhat da inadına tiyatro yaptı hep”.
“Şimdi o Rasim’ine kavuştu, Münir abisi, Erol abisi, Levent hep birlikte orada bir meyhanede kafa çekiyorlar.”
Her giden arkasındakini çağırıyor, çünkü orada sahne kuracaklarmış, oyunlar sergileyeceklermiş.
Masalar kurup kafa çekeceklermiş.
Ukbada bir yerde bir meyhanede buluşacaklarmış, birlikte olacaklarmış.
Ben demiyorum yakın arkadaşı diyor.
Gönül neler istemiyor ki.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zafer ÇAM - Mesaj Gönder

# dünya

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aşıkpaşa Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aşıkpaşa Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Aşıkpaşa Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aşıkpaşa Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kirşehir Markaları

Aşıkpaşa Gazetesi, Kirşehir ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (386) 213 40 30
Reklam bilgi