Mikrofon Siyaseti

Mikrofon ve medya siyasetini hiç sevmiyorum. 

Sevsemde, sevmesemde zamanımız mikrofon ve medya siyaseti olmuş. 

Kırşehir’de bir ben olsam ne olur olmasam ne olur demiyorum, yazmaya devam ediyorum. 

Ülkemizde mikrofonu eline alan mangalda kül bırakmıyor. 

Basını eline alan durmadan asılsız vaatler veriyor. 

İş icraata geldi mi meydanda mikrofon siyasetçisini ve medyacıyı bulmuyorsunuz. 

Siyasiler genellikle sadece kürsüye çıktıklarında ve basın açıklamalarında seçmeni düşünürler.  

Kürsüde mikrofonu eline alanları tutamazsınız.  

Coşarlar da coşarlar! 

Kürsüye çıktıkları vakit şehrine hizmet ettiklerini sanırlar! 

Halk dinliyor diye sıkarlar da sıkarlar...  

Anlatırlar da, anlatırlar...  

Bu atıp tutmaları onların çevresinde vatandaş gruplarının toplanmasına yol açar.  

Niteliklerine değil, bağırmalarına önem verilir. 

İş icraata geldi mi meydanlarda kalabalık sorgu sormaz. 

Kuru kalabalık sesi gür yalanın bol olduğu yere koşuyor. 

Sesin içeriği çok önemli değil sesin gür çıkması önemli. 

Ses ne kadar gür ise kalabalıklarda o kadar çok. 

Hepinizin bildiği sıkça anlatılan bir hikâyeden bahsetmek istiyorum. 

Kırşehirli bir dostumun hikâyesini sizlerle paylaşmak istedim. 

Hikâye bu ya...  

Bir inek, bir beygir, bir eşek, etrafa dağılıp insanların ne yaptıklarını öğrenmeye ve üç yıl sonra buluşmaya karar verirler... Her biri başka yöne gider.
Aradan üç uzun yıl geçtikten sonra buluşma yerine önce inek sonra beygir gelir...  

İkisi de perişan bir halde, zayıflamış, dişleri dökülmüş, kamburları çıkmış, adeta çökmüştür.
Beygir merakla sorar: "Nedir bu halin inek kardeş?"
İnek acıklı bir şekilde içini çekerek anlatır:
"Sorma beygir kardeş... Bu insanlar çok merhametsiz... Beni durmadan birbirlerine sattılar. Alan sütümü sağdı. Bir inek daha bulup onu yanıma koyarak bizi çifte koştular, aç bıraktılar.  

Canımı zor kurtardım be kardeş."
Beygir de acı acı başını sallayarak anlatır başında geçenleri:
"Ah, sorma... Benim de ağzıma bir demir parçası geçirdiler, ağzımı açamadım. Üzerime bindiler, ses çıkaramadım. Biri indi, öbürü bindi! Binmedikleri zamanlar zincire vurdular. Belim çöküp de onları taşıyamaz bir hale geldiğinde arkama kocaman bir araba bağladılar.  

Bu sefer birçoğunu yeniden taşımaya başladım.  

Ben onları taşıdıkça, daha hızlı gitmem için kırbaçladılar.  

Canımı zor kurtardım inek kardeş."
İnek ve beygirin sohbetleri böyle sürerken Uzaktan eşek görünür. Hayli neşelidir. Islık çala çala, taşlara tekme ata ata, hoplaya zıplaya gelir. Mutludur. Üstelik şişmanlamıştır. Tüyleri pırıl pırıl parlamakta, gözlerinin içi gülmektedir. Üzerinde lacivert takımlar vardır.
İnek ile beygir şaşırmış bir şekilde, "Nedir bu halin? Neler oldu? Neden böyle zevkten dört köşesin?" diye sorarlar.
Eşek keyifli bir şekilde anlatır:
"Sizden ayrıldıktan sonra uzakta bir memlekete vardım. Birisi yukarı çıkmış bağırıyor, bağırdıkça insanlar onu alkışlıyordu. Ben de yüksekçe bir yere çıkıp bağırdım. Benim bağırmamı bilirsiniz, yeri göğü inletirim. Sesimi duyan benim yanıma koştu, duyan duymayana haber verdi, etrafım insanla doldu. Onlar geldikçe ben daha çok bağırdım. Haktan, hukuktan, refahtan, adaletten, yatırımlardan filan bahsettim..."
"Eee, sonra ne oldu?"
"Ne olacak beni başkan seçtiler!"
"Deme yahu.. Yani sen başkan mı oldun?"
"Evet... Bir şey yapmama gerek kalmadı. Ben bağırdıkça onlar ’Seninle gurur duyuyoruz’ diye alkışladılar. Ben de yedim ve bağırdım, yedim ve bağırdım!"
"Pekiyi, senin eşek olduğunu anlamadılar mı yahu?"
"Valla, yarısı anladı ama diğer yarısına anlatamadı!" 

Evet, kimde ses gür halk onun yanında onun peşinde koşuyor. 

Soran sorgulayan yok. 

Halkın seçilmişisin söz veriyorsun mikrofonu alınca mangalda kül bırakmıyorsun basına her gün açıklamalarda bulunuyorsun iş icraata gelince ortalarda yoksun. 

Kürsüde basında sen etrafında menfaatçi götürüyor işi. 

Halk beklesin dursun kürsüler, medya boş kalmıyor. 

Gelen gidenin yerini dolduruyor. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zafer ÇAM - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aşıkpaşa Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aşıkpaşa Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Aşıkpaşa Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aşıkpaşa Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kirşehir Markaları

Aşıkpaşa Gazetesi, Kirşehir ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (386) 213 40 50
Reklam bilgi