Garip Tuncay vardı

Her şehrin bir sevilen şahsiyeti vardır.

Kimisi bunlara deli der.

Kimileri veli der.

Kırşehir’in sevileni ne veli, ne de deli…

Hal bilmeyen, ne bilsin Allah’ın garibini…

Ne bilsin Tuncay’ı?

Nerden tanısın Kırşehir Sokaklarının gülen yüzü Tuncay’ı…

Kırşehir Caddelerinin, sokakların tanınmış yüzü Tuncay’ı artık göremeyeceğiz…

Her gün karşılaştığınız Kırşehir’in kara Tuncay’ı garipti.

“Cenâb-ı Hakk nezdinde kulların en sevimlisi gariplerdir.” 

Yaratılmışlar içerisinde garip Tuncay özlenecek.

Kibir, gurur, firavunlaşmış nefislere ibretlik yaratılmış Kırşehir’in Tuncay’ı yok artık.

Dünyanın bir değer olmadığını Ankara Caddesi’nde, Cacabey Meydanı’nda, Terme Caddesi’nde gülüşleriyle insanlara selam verirdi.

Yaratılışta nefsini terbiye etmiş bir garipti. 

Dünyalıklar uğruna kalp kırmayan.

İnsanlar ne verirse onunla yetinen…

Kıyafetim marka, sofram gümüşten demeyen.

Oturduğum evim köşkten olsun diye, yetim hakkı yemeyen.

Soğuk, sıcak, temiz, pis, pak bilmeyen.

Aklını kötüye, çirkinliğe yormayan…

Dedikodu yapmayan, fitne, fesat nedir düşünmeyen.

Kin, garez, nefret nedir düşünmeyen.

Yaratılmış canlıya kötülük yapmayan…

Çıkarı uğruna ilkelerini satmayan…

Menfaatleri doğrultusunda kalpleri kırmayan…

İnandığı gibi hayata hep gülen…

Güldükçe insanların sevgisini kazanmış gülen insan aramızda ayrıldı.

Caddelerin sokakların gülen insanı artık yok.

Zira insan olarak hepimiz yaratılış hikâyemizle bu dünya hayatımıza dair müşterek bir kadere sahibiz. 

Bu kaderin anahtar üç kelimesi ise “doğum”, “hayat” ve “ölüm”dür

İnsanın fani bir varlık olduğu ölünce biliniyor. 

Gelinen yerde yani dünyada kalmanın da bir süresi olacağına göre demek ki gideceğimiz de bir yer var. 

Bu durumda dünyada hayat süren, burada daimi kalamayacağına göre o kişiyi anlatacak en uygun sıfat ise “gariplik” olsa gerekir.

Beşikten mezara kadarki süreçte, insanın doğarken de ölürken de yalnız olduğu ve garip bir şekilde son nefesini vereceği belirtilmiştir. 

Tuncay, kendisini yani kendi garipliğini bizlere yürüyüşüyle, gülüşüyle anlatmıştır. 

Kendisinin de bir gün öleceğini, garip ve boynu bükük bir hal ile Allah’ın huzuruna çıkacağı bilmese de insanlara ibretlik bir mesaj veren Tuncay.

Yıllardır Ahi Camisi’nin önünde insanlara selam verip, gülücük dağıtan Tuncay aynı cami önünde onu sevenlerinin bulunduğu musallada hocanın “Ey cemaat Tuncay’ı yaşarken nasıl bilirisiniz” dediğinde, hep birlikte dünyanın hiçbir kirliğine bulaşmayan tek insan iyi biliriz diyecekler. 

“Haklarınız helal ediyor musunuz” dediğinde hiç kimsenin hakkını yemeden bu dünyada göçen garibe “Helal olsun” diyecekler. 

Burnu havada olanlara?

Küçük dağları ben yarattım edasıyla gezip yürüyenlere?

Musallada Tuncay’a verdikleri aynı sesi verecekler mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Yeniyapan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aşıkpaşa Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aşıkpaşa Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Aşıkpaşa Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aşıkpaşa Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kirşehir Markaları

Aşıkpaşa Gazetesi, Kirşehir ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (386) 213 40 50
Reklam bilgi