Mübarek Ramazan ayını karşılarken

Recep, Şa’ban derken nihayet Sultanu’ş Şuhur olan mübarek Ramazan ayı kapımızı
çaldı. Oruç ve Kur’an ayı girmeden önce Müslümanlar olarak bazı hususları
hatırlamanın imanımız ve ihlasımız için çok faydalı olacağını düşünüyorum. Ramazan
ayı -ki Kuran’ı Kerim’in inzal edildiği mübarek Kadir Gecesi’nin sırrını taşımaktadır-
arınmanın, uhuvvetin, ubudiyetin, tefekkür ve salih amellerin çoğaldığı müstesna bir
aydır. Usulüne uygun bir şekilde idrak edilen bu ayın feyzinden istifade edebilmek için
Resulullah’ın yapıp ettiklerini iyi öğrenmek ve vüs’atımız nisbetinde tatbik etmek
hayatımızın kalan kısmını safileştirecektir. Hz. Aişe validemizin buyurduğu gibi
Peygamberimizin (sav) ahlâkı Kur'an ahlâkı idi. Maamafih bu ayda Kur’an’ı Mecid ile
ünsiyetimiz her zamankinden daha fazla olmalı. Sabah, akşam Allah’ın Kitabını tertil
üzere ve Rabbimizle mükâleme ediyormuşçasına bütün benliğimizi vererek okumaya,
muteber bir tefsir vasıtasıyla anlamaya ve hayatımızı buna göre tanzim etmeye
gayret edersek Cenabı Mevla’nın yardımını mutlaka görürüz.
Resulullah Efendimiz(sav), Ramazan girdiğinde gönderilmiş rahmet bulutları gibi
cömertlikte zirveleşirdi. Çevresindeki bütün varlıklar onun rahmet olarak
gönderilmesinin hikmetini anlayacak kıvama gelirdi. Aziz Kitabımızı kıraatı
ziyadeleşir, namazlarda okuduğu ayetlerin sayısı kat kat artar, ashabına da Kur’an
okumayı tavsiye ederdi.
Bu ay, kaçırılmayacak fırsatları ve imkânları bulunduran çok şerefli bir zaman
dilimidir. Müslümanlar olarak bu ayın kadr-u kıymetini anlayıp Ramazan ayı bittiğinde
en azından aşağıda zikredilen ahlaki vasıflardan bir kısmını karakterimizle mecz
edebilirsek ne mutlu bize.
Doğruluk: Hayatın bütün şubelerinde ve anlarında cari, bidayetten nihayete uzanan
bir sadakat.... Sıddıkiyet; hayatını, sinesinde taşıdığı imanına şahit kılmayı vacip
kılar. “Ey iman edenler Allah’tan sakının ve sadıklarla beraber olun.
Tevazuu: Alçak gönüllü olmak, Allah’ın kullarına karşı hiçbir yönden büyüklük
taslamamak; çünkü nihayetinde hepimiz Âdemoğluyuz, Âdem de topraktandır... Biliriz
ki kim Allah için tevazu gösterirse Allah da onun derecesini yükseltir... “Sana tabi olan
Müminlere karşı tevazu kanadını ger.”
Rıfk: Yumuşak, dostça davranış... Efendimiz bir şeyde olduğunda o şeyi süslediğini,
alındığında ise onu bozduğunu/çirkinleştirdiğini söylediği haslet rıfktır... “Firavun’a
gidin gerçekten de o azgınlaştı. Ona kavli leyyin ile söz söyleyin umulur ki öğüt alır ya
da korkar.”

Sabır: Sabır davetin ve tebliğin başarısı için en temel gerekliliktir... Israr edilmeyen bir
davetin başarılı olması mümkün değildir... Sabır; hak davada sebat göstermekten
başlayıp bela ve musibetlere göğüs germeye kadar uzanan bir anlam genişliğine
sahip bir kavram... Zira Efendimiz 23 yıllık tebliğ vazifesini sabrederek yürüttü... “Ey
iman edenler sabredin; sabırda ortaklaşın.”
Rahmet: Âlemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamberin tabileri olarak en fazla
taşımamız gereken haslet bu olmalı... “Merhamet etmeyene merhamet edilmez.”
“Allah, kullarından merhamet edenlere merhamet eder.” “Yeryüzünde yaşayanlara
rahmet edin ki gökyüzündekiler de size merhamet etsin.” Müslüman ismini duyunca
bütün insanlığın aklına, kalbindeki merhamet hal ve hareketlerine yansımış insan
gelmelidir...
İstikamet: İstikamet; Şeytan Allah’tan Kıyamet’e kadar mühlet istediğinde “Senin
doğru yolunun üstüne oturacağım” diye ahdettiği Sırat-ı Müstakim üzere bulunmak
demektir... Doğru yolun mukabilinde ise Tariki i’vicac /yamuk yol bulunur. İnsan ya
doğru yoldadır ya da yamuk yollara sapmıştır... Hz. Nebi’nin tebliğ ettiği Kur’an’daki
evamire sımsıkı uymak, nevahiyden de kaçınmak istikametin ta kendisidir...
“Emrolunduğun gibi istikamet üzere ol. Sana tabi olanlar da (istikamet üzere
olsunlar).”
Gönül huzuru: İnsanın gönlü nereye kayarsa benliği oraya meyyaldir. Sadırlar selim
olmadan azalar da selamet aramak beyhude bir çabadan öteye gidemez. Mümin;
dünyanın cazibesine, yaşadığı iyi veya kötü olaylara, imkânlarının darlığına ya da
bolluğuna, yaşadığı sıkıntılara teslim etmez kalbî selimini... Sevgisi de buğzu da
denge üzere kaimdir. Haset, kin, adavet, nemime, kîl û kâl, cimrilik, zulüm vb. sui
ahlâk dikenlerini gönül evinde barındırmaz... Kendisine ettiği duaya yaşayan
müminleri de katmakla kalmaz, bedeni toprağa karışmış olanları ve istikbalde
yaratılacak olanları da dâhil eder. “Onlardan sonra gelenler; Rabbimiz, bizi ve bizden
önce imanla göçmüş kardeşlerimizi bağışla! Kalplerimizde iman edenlere karşı en
küçük bir kötülük bırakma!”
Cömertlik: Allah cimrilik yapanları, başkalarına cimrilik yapmayı öğütleyenleri ve iyilik
yapmaya mani olanları sevmez. Allah cömerttir ve cömertleri sever. Bütün varlık
Rabbimizin cömertliğinden nasiplenmiş... Sahip olduklarımız kendimize ayırdıklarımız
veya biriktirdiklerimiz değil başkalarıyla paylaşabildiklerimizdir. Verdiklerini kalpleri
titreyerek veren Müminler rahmeti ilahiyeye mazhar olabilirler... Cenabı Hâk’ın rahmet
hazinelerinden verdiği mallardan, gönüllerindeki imanı sabitleştirmek ve Allah’a
yaklaşmak için infak edenler Firdevs cennetlerinde ikram görürler... “Allah ihsan
edenleri sever. “
Huşu: Huşu, kalbin itminan halidir. Kalp inandığı şeye güven içindedir. Mümin; kimin
mülkünde olduğunu, yaratılış gayesini, kimin için yaşadığını, kimin murakabesi
altında bulunduğunu hatırdan çıkarmadan Yaratanın azameti karşısında tam bir
teslimiyet ve kalp huzuruyla takarrup halinde ubudiyyete ciddiyetle devam eder...
“Namazla ve sabırla yardım dileyin. Gerçek şu ki bu huşû sahiplerinin dışındakilere
ağır gelir.”
Şükretmek: “Kullardan gördüğü iyiliğe teşekkür edemeyen Rabbinin iyiliklerine de
şükredemez.” buyuruyor Peygamberimiz... Şükür, dini Allah’a has kılıp ibadeti ihlâsla
taçlandırmaktır... En küçüğünden en büyüğüne, en açığından en gizlisine, en
basitinden en karmaşığına kadar şükrün karşılığını gözetebilmektir şükür... Nimetin,
ihsanın, lütfun karşılığı olarak Allah’ın kullarına karşı ihsanda bulunmak şükrün
Müminin kalbinde çiçek açtığını gösteren bir delildir... Şükür; Rabbimizin verdiği
rızıkların artmasının garantisidir bir yönüyle. “Rabbiniz ilan etti: Şayet şükrederseniz

elbette size olan nimetlerimi artırırım. Şayet nankörlük ederseniz(biliniz ki ) şüphesiz
ki azabım çok şiddetlidir.”
Emânet: Emanet imanla aynı kökten türetilmiş iki sözcük... Aralarında tam bir güven
alakası vardır... Mümin; Rabbine güvenen ve kendisine güven duyulandır. Allah’ın
isimlerinden birisi de el-Mümin değil mi? Emniyet hissi veren. Muhtemel ki iman
nimetini kullarına ikram etme fiili de bu sözcükle muttasıl... Peygamberleri
sıfatlarından birisi de emîn olmaları değil mi? Emanet; imanın samimiyetini temyiz
ederken nifak ve küfrü ortaya çıkaran bir alâmeti farika aynı zamanda... Risalet
verilmeden de El Emîn sıfatıyla muttasıf bir Nebi’nin ümmeti olarak emanetin
muhafızları olmak Müminlerin insanlığa borcudur... “Muhakkak ki Allah size emaneti
ehline vermenizi emreder.”
Hilm: Hilm; Müminin en bariz vasıflarını birisidir... Mümin, aklına gelen ilk şeyi
yapamaz; önünü arkasını hesap eder, öfkesini yutar, cehaleti ilimle, zulmü adaletle,
cimriliği cömertlikle kötülüğü iyilikle karşılayan kişidir. Hilmdir küfrün ve şirkin
önyargısını yerle yeksan eden... “Ey Salih şüphesiz sen halim ve reşîd birisin”...
Affetmek: Hata yapmayan, günah işlemeyen, cürüm elbisesi giymemiş, haksızlık
yapmayan, haddi aşmayan insanların zaten effedilecek bir kusurundan bahsedilemez
ki... Kimi affeder Mümin? Yoldan çıkan, haddi aşan, günaha düşen, zulme sapan,
yükümlülüklerini ifa etmeyen kişidir affa muhtaç olan... “Rabbimiz bizi affet” diye dua
etmemizi talim eden Cenabı Hâk müminlerin evsafını sayarken “İnsanları da
affederler” diyerek bizi en güzel tutuma yönlendiriyor... Peygamberimize de şöyle
emrediyor: “Onları affet, müsamahalı davran; şüphesiz ki Allah ihsan edenleri sever.”
Nasıl yargılarsak öyle de yargılanacağız. Hangi ölçüyle verirsek o ölçüyle de
alacağız...
Ramazan’ı en güzel şekilde değerlendirebilmek duasıyla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Musa ŞAHİN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aşıkpaşa Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aşıkpaşa Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Aşıkpaşa Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aşıkpaşa Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kirşehir Markaları

Aşıkpaşa Gazetesi, Kirşehir ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (386) 213 40 50
Reklam bilgi